Hedef belli: Sanayileşmiş ülkeler, küresel ısınmayla mücadele edebilmek için sera etkisi yaratan gaz emisyonunu azaltmak zorunda. Elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesi bu amaca giden yolda en önemli dönemeç. Zira Almanya’da karbondioksit salımının yüzde 40’ı elektrik üretiminden kaynaklanıyor.

Deutcshe Welle Türkçe'nin haberine göre, Çevre Danışmanlık Kurulu Başkanı Martin Faulstich şu tespitte bulunuyor:

“Elektrik ikmalinin sürdürülebilir olmasının tek yolunun, elektriğin yüzde yüz yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edilmesi olduğunu gösterdik. Ayrıca, bu hedefe 2050 yılına kadar ulaşmanın mümkün olduğunu, finansmanının altından kalkılabileceğini ve bunun uzun dönemli bakıldığında finansal açıdan en verimli strateji olduğunu da ortaya koyduk. Ancak bu projenin uygulamaya geçirilmesi siyasetin açıkça girişimde bulunmasına bağlı.”

1972 yılından bu yana Federal Hükümet’e danışmanlık eden Çevre Danışmanlık Kurulu, Alman politikacıların şu günlerde yanlış adımlar attığı görüşünde. Nükleer santrallerin faaliyet sürelerinin uzatılması ve yeni kömür santrallerinin kurulması kurulun gözünde hatalı ve riskli kararlar. Kurulun bir eleştirisi de yürürlükteki teşvik politikasına.

Prof. Karin Holm Müller, güneş enerjisine verilen teşviklerin bu alanda yaşanan büyüme nedeniyle azaltılması gerektiği görüşünde. Şu ana kadar güneş enerjisi tesislerine teşviklerin yüzde 40’ının ayrıldığını belirten Müller, çevre dostu yöntemlerle elde edilen elektrik miktarının yalnızca yüzde 10’unun güneşten sağlandığını söylüyor:

Güneş enerjisi sistemlerinin fiyatlarının düşmesi ve güneş enerjisine verilen cömert teşvikler sayesinde, 2010 yılında Almanya’da evlerin çatılarına ve tarlalara toplam 7000 megawatt elektrik üretebilecek düzeyde sistemler kuruldu. Güneşin sürekli olarak dik düşmesi halinde bu sistemlerden, kömür santrallerinden elde edilen elektriğin altı katı kadar elektrik elde etmek mümkün. Ancak, bu hedef Almanya’da hiçbir zaman tutturulamıyor, zira Almanya’da güneş ışınları çatılara azami verimi sağlayacak kadar dik düşmüyor. Ucuz ve çevre dostu elektrik üretmenin bir diğer yolu ise rüzgâr enerjisi. Fakat rüzgâr enerjisi branşının bu yükü kaldıracağı şüpheli.

Federal Rüzgâr Enerjisi Birliği’nden Hermann Albers, “Geçen yıla kıyasla tüm piyasada yüzde 19’luk bir gerileme oldu. Bu sevindirici bir gelişme değil, ayrıca geçen yılın öngörülerinin ve beklentilerinin de gerisinde kalan bir oran" diyor.

2010 yılının sonunda Almanya’da 21 bin 600 adet rüzgâr türbini bulunuyordu. Rüzgâr enerjisinin, toplam elektrik üretimindeki payı yüzde yedi. Geçen yıl Almanya'da yalnızca 754 yeni rüzgârgülü dikildi. Hermann Albers, bu alandaki gelişmenin yavaşlamasını kışın erken bitmesine ve mali kriz nedeniyle büyük yatırımların finansmanının zorlaşmış olmasına bağlıyor. Öte yandan uzman, sıkı yasal düzenlemeler nedeniyle yeni türbinlerin kurulmasının da zorluğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar ekolojik yöntemlerle elektrik üretiminin artırılabilmesi için teşvik politikasının değişmesi gerektiği görüşünde