Darbe Günlükleri, Ergenekon, Kafes ve Balyoz soruşturmaları, Erzincan davası, 'Kozmik Oda'daki aramalar... Türkiye, birkaç yıldır darbe iddialarının yargılandığı davalarla yatıp kalkıyor, gelişmeler haber bültenlerinde ilk sıradan veriliyor.

2003 ve 2004'teki darbe planlarını engellediği belirtilen dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, yaşananlarla ilgili gazetecilere "Vardı da demem, yoktu da demem" açıklamasını yaptı. Özkök, "Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna "Ben kasaptaki ete soğan doğramam, günü gelir konu olursa o zaman bakılır” yanıtını verdi.

Orgeneral Özkök, bir yıl önce, 2009 Nisan'da ise Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara "tanık" sıfatıyla İzmir'de 8 saat ifade verdi.

Özkök, 3. Ergenekon iddianamesine giren ifadesinde Ayışığı ve Yakamoz planlarından haberi olduğunu ancak elinde delil bulunmadığı için işlem yapamadığını söyledi. Hilmi Özkök, ifadesinde "Ayışığı ve Yakamoz planlarından 2004 yılı bahar aylarında haberim oldu. Darbe girişimleri slayt sunumu şeklinde geldi. Bunu karargahtaki arkadaşlarımla bile paylaşmadım. Çünkü bazı şeylerin şuyu vukuundan beter oluyor" dedi.

Ergenekon soruşturmasında eski kuvvet komutanları emekli orgeneraller Aytaç Yalman ve İbrahim Fırtına ile emekli oramiral Özden Örnek, geçtiğimiz yılın sonuna doğru savcılar tarafından sorgulandı. Komutanlara, Hilmi Özkök'ün ifadesinde yer alan bilgiler de soruldu.

Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, 'Balyoz' soruşturmasında gözaltına alınınca Hilmi Özkök'ün ismi yeniden Türkiye'nin gündemine geldi.

Soruşturmada tutuklanan ve medyaya cezaevinden peş peşe mektuplar gönderen emekli Orgeneral Çetin Doğan, 6 Nisan'da gönderdiği mektupta eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ü isim vermeden eleştirince Türkiye'nin yakın tarihinde görülmemiş bir polemik başladı.

ÖZEL ODAYA ÇEKİLDİK
Çetin Doğan, mektubunda Balyoz Planı'nda yer alan harp oyunlarının düzenlendiği günün ertesinde Hilmi Özkök'ün kendisine "İhtilal hazırlığı var mı?" diye sorduğunu yazdı.

Tedavi gördüğü GATA'dan yazdığı 5 sayfalık mektupta Doğan, eski Genelkurmay Başkanı Özkök'ün Balyoz davası konusundaki suskunluğunu eleştirdi ve "O gün özel bir odaya çekildik, bana 1. Ordu içinde bazı emekli orgenerallerle sivillerin de içinde bulunduğu bir grup tarafından ihtilal hazırlığı yapılıp yapılmadığını sordu" ifadesini kullandı. Doğan, plan seminerine ilişkin belgeleri de Özkök'ün sızdırmış olabileceğini ima etti.

Bu açıklama, bir dönemin iki üst düzey komutanı arasındaki çatışmanın en somut göstergesi oldu.

Doğan'ın mektubundaki dikkat çeken satırlar şöyleydi:

"Açıklayacağım konuları elbette benden daha iyi bilenler vardır. Türk Ulusu'nu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni derinden sarsan, yaralayan Balyoz davasının ulaştığı boyutta hala "adalete saygı bahanesine" sığınarak ya da "kasaptaki ete soğan doğramama" ilkesiyle susanlar, susmaya devam ettikçe, iş başa düştü demektir. Umarım yaptığım açıklamalarda, verdiğim bilgilerde yanlışlık ve eksiklik bulanlar, hiç olmazsa bu konularda "Devlet Adamı" olarak kendi doğrularını açıklarlar."

BANA SORDUĞU İLK SORU
Çetin Doğan'a göre Genelkurmay Başkanı Özkök tatbikatın ardından kendisiyle yalnız konuşmak istedi:

"Bana sorduğu ilk soruyu çok iyi anımsıyorum. Sorusu, "Birinci Ordu içinde bazı emekli orgenerallerin ve bazı sivillerin de bulunduğu bir grup tarafından ihtilal hazırlıkları yapıldığı yolunda bilgiler geldiği, ve bunun doğru olup olmadığı" şeklindeydi. Sorusunun benim için çok aykırı olması nedeniyle, biraz nezaket sınırlarını da aşarak, kendisine çok net bir cevap verdim. Verdiğim cevabın sadece ilk cümlesini vermekle yetineceğim: "Ben daima meşru sınırlar içerisinde bulundum ve bulunmaya da devam edeceğim."

LAFI SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DİYE?
Çetin Doğan'ın mektubuna Hilmi Özkök çok sert yanıt verdi. Özkök, şu cümleleri kullandı:

"Ne yani ben koskoca Genelkurmay Başkanı olarak tebdil-i kıyafetle ordunun kozmik odasına mı sızdım? Gizli emir mi verdim? Burası Türk Silahlı Kuvvetleri. Bunun emri, kaydı, hatırlayanı olmaz mı? Görüyorum ki herkes karnından konuşuyor. Lakin her lafa verilecek cevabım vardır. Lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye"

ÇETİN DOĞAN SES KAYDI BENİM DEMEDİ Mİ?
Bilgisi dışında normal plan semineri kapsamını aşan çalışmalar yapıldığı iddialarını da yanıtlayan Hilmi Özkök, şu ifadeleri kullandı:

"Benim bu mahiyette bir plan çalışması için verdiğim bir emir yok. Zaten bilgim dahilinde olsa böyle bir faaliyete izin vermezdim.

Soru sorması gereken o değil, benim. O bana soru sormak yerine kendisine savcılığın yönelttiği soruları cevaplasın. Bunun yerine topu sağa sola atmaya çalışması çok üzücü. Çetin Doğan paşa televizyonda çıkıp, ses kaydı konusunda ‘evet bu konuşmayı ben yaptım’ demedi mi? Neden bu soruşturmaya muhatap olan herkes onurlu bir suskunlukla yargı sürecini beklerken, sadece o konuşuyor? Bu sorunun cevabını Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum."

Orgeneral Özkök, Çetin Doğan hakkında dava açabileceğinin sinyalini de verdi:

"Yaşadığı büyük üzüntüleri saygıyla karşılıyorum. Allah kimsenin başına vermesin ama maalesef bu hali psikolojik yanlışlar yaptırıyor. Hepimiz orduya hizmet etmiş bir generalin bu hale düşmesine üzülüyoruz. Ancak daha ileri gider ve haddini daha da aşarsa, bu iftira kampanyasını durdurmak için dava açacağım."

HİLMİ ÖZKÖK DAVA AÇMAKTA ÖZGÜR
Özkök'ün bu açıklamalarına Çetin Doğan, yine avukatı Celal Ülgen aracılığı ile yanıt verdi. Özkök'ün açıklamalarına çok üzüldüğünü belirten Doğan, "Herkes dava açmakta özgürdür. Bu tepkinin bu alınganlığın nedeni kavrıyamıyorum. Hilmi Özkök'e hakaret edecek, inciltecek birşey söylemedim. Ben TSK'da ere dahi siz hitap eden biri olarak eski komutanıma hakaret etmem mümkün değildir" dedi.

çetin doğan, 2003 yılında kendisini bir odaya çekip ihtilal hazırlığı olup olmadığını soran eski komutanı hilmi özkök'ün şu soruları yanıtlamasını istiyor.

"Ben ağustos ayında emekli oldum. Emeklilikten sonra siz emir komuta zinciri içerisinde 1. Ordu'nun kozmik odasında herhangi bir arama yaptırdınız mı? Yaptırdınız ise sonucu ne oldu? Her hangi bir ize rastladınız mı? Alınan bilgi ve belgeler yerinde yok, bunlara ne oldu? Bir soruşturma açtırdınız mı, sonu ne oldu?"

ÖZKÖK'ÜN LAKABI 'KÖSTEBEK'Tİ
Çetin Doğan, Özkök'ün "Kozmik odaya tebdil-i kıyafetle mi sızdım" sözlerine de "Bunu nereden çıkardı? İnanın bunu sorarken Hilmi Özkök'ün askeri lisedeki lakabının 'köstebek' olduğu aklıma gelmemişti" sözleriyle yanıt verdi.

BAŞBUĞ'UN İMZASI VAR
Tartışma devam ederken, Hürriyet gazetesi Çetin Doğan'ın sözünü ettiği 1. Ordu'daki seminerin kozmik belgesinin altında şimdi Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İlker Başbuğ'un imzasının olduğunu yazdı.

1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın 2003’deki semineri yönetirken yasal çerçevenin dışına çıktığına dair belgenin altına imza atan dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, belgeyi kendisine gelen bilgiler ışığında hazırlamış.

Başbuğ’un değerlendirmesinde, Çetin Doğan’ın 4-7 mart 2003’de Genelkurmay kayıtlarına göre Meriç olarak görünen ve yasal sınırlar içinde gerçekleşen toplantının devamında, mevcut senaryoya gerçek isim ve kişilerle devam ettiğine ve yasal olmayan bu durumun sakıncalarına işaret ediliyor.

GENELKURMAY: BELGE ASILSIZ
Genelkurmay Başkanlığı ise, bugün yaptığı açıklamayla sözü edilen kozmik oda belgesinin asılsız olduğunu duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgi notunda şu ifadeler yer aldı:

''8 Nisan 2010 günü bir gazetede, 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen 1'inci Ordu Plan Semineri'nin icrasını müteakip hazırlandığı iddia edilen bir belgeye (incelemeye) ilişkin haber yer almıştır. Söz konusu haber gerçeği yansıtmamaktadır.''

Kamuoyu şimdi eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün bu sorulara nasıl bir yanıt vereceğini merak ediyor.