Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: Türkiye sadece güvenli bölgede kalan DAEŞ'lilerden sorumlu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü DAEŞ mensuplarının tutulduğu kampların veya hapishanelerin Barış Pınarı Harekatı'yla oluşturulması planlanan güvenli bölgede kalması durumunda Türkiye'nin gerekeni yapacağını, güvenli bölge dışında kalanlardan Türkiye'nin sorumlu olmayacağını söyledi.

çavuşoğlu münbiç abd fırat100919.jpg

Bazı yabancı haber ajanslarının temsilcileriyle bir araya gelen Çavuşoğlu, Barış Pınarı Harekatı'nın amacının terör unsurlarını ortadan kaldırmak, sınırın Suriye tarafındaki terör tehdidini bertaraf etmek, güvenli bir bölge oluşturmak, bölgeye istikrar getirmek, yerlerinden edilen Suriyelilerin evlerine dönmesini sağlamak şeklinde sıraladı.

Çavuşoğlu, güvenli bölge için "Derinlik 30 kilometre olacak. Bazı bölgelerde biraz daha fazla, bazı yerlerde biraz daha az olabilir." ifadelerini kullandı.

Harekatla sivillerin değil, teröristlerin hedeflendiğini belirten Çavuşoğlu, "Bu harekat orantılı, ölçülü ve sınırlı olacak. Daha önce yaptığımız gibi siviller korunacak. Teröristlerin, sivilleri kalkan olarak kullanmayacağını ümit ediyorum." diye konuştu.

DAEŞ'LİLERİN BULUNDUĞU KAMPLAR VE HAPİSHANELER

Çavuşoğlu, DAEŞ'lilerın tutulduğu kamplar ya da hapishanelerdekilerin durumlarının ne olacağı sorusunu yanıtlarken, bu kamplar ya da hapishanelerin oluşturulacak güvenli bölge içinde kalması durumunda Türkiye'nin sorumlu olacağını, bölgenin dışında kalırsa ABD veya diğerlerinin bunlardan sorumlu olması gerektiğini vurguladı.

Güvenli bölgeden daha güneyde kalacak kamplar ve hapishanelerden sorumlu olmadıklarının altını çizen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Biz oraya ulaşamayız. ABD ve diğerleri güneyde kalacaklarını net olarak söylediler. Bizim oluşturacağımız güvenli bölgenin güneyinde kalanlardan Amerikalılar ve diğerleri sorumludur. Bu kamplar veya hapishaneler rejim bölgesinde kalıyorsa bundan rejim sorumludur. Kamplar ya da hapishaneler güvenli bölge içinde kalırsa biz gerekeni yaparız."

ABD'NİN PKK/YPG'YE SAĞLADIĞI SİLAHLAR

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'nı kendisine yönelik terör tehdidi nedeniyle gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Bizim ilçelerimize ve köylerimize sınırın öbür tarafından son bir yılda binden fazla saldırı ve taciz geldi." dedi.

PKK/YPG'lilerin elinde gelişmiş silahlar bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"PKK'lıların elinde tanksavar silahları, roketler, insansız hava araçları ve benzeri silahlar var. Askeri istihbaratımıza göre, PKK'lıların ağır silahları, gelişmiş silahları bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu ABD tarafından sağlandı. Daha 3 gün önce bile kamyonlar dolusu silah terör örgütüne verildi."

"SİYASİ ÇÖZÜM OLURSA ADANA MUTABAKATI UYGULANABİLİR"

Çavuşoğlu, Türkiye ile Suriye arasında 1998'de imzalanan Adana Mutabakatı hakkındaki bir soru üzerine, şunları kaydetti:

"Suriye'de siyasi bir çözüm olursa bunu konuşabiliriz ama rejim örneğin şu anda ülkenin kuzeydoğusunu kontrol edemiyor. O zaman rejim, bu Adana Mutabakatı'nı nasıl uygulayacak? Oradan Türkiye'ye gelen terör saldırılarını nasıl engelleyecek veya teröristleri imha edecek? Bunu yapamazlar.

Şu andaki harekatımız aslında bu protokolden de kaynaklanan haklarımız temelinde yürütülüyor. Rejim, şu anda bu anlaşmayı yerine getiremiyor. Siyasi bir çözüm olursa Adana Mutabakatı tabii ki iki taraf tarafından da uygulanabilir."

ABD, Avrupa Birliği (AB) ve bazı Orta Doğu ülkelerinden gelen DAEŞ'in tekrar dirileceği ve bölgede insani kriz ortamının doğacağı yönündeki eleştirilere cevap veren Çavuşoğlu, DAEŞ ile mücadele konusunda hiçbir ülkenin Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kadar katkıda bulunmadığını belirtti.

Çavuşoğlu, DAEŞ'ten temizledikleri Fırat Kalkanı Harekatı bölgesi ve Afrin'deki durumun bunun kanıtı olduğunu ifade ederek, "Harekatı sulandırmak veya karşı çıkmak için bu tür bahaneleri öne sürüyorlar." şeklinde konuştu.

"ULUSLARARASI HUKUKTAN KAYNAKLANAN HAKKIMIZ"

ABD, Fransa ve İsrail gibi ülkelerin YPG/PKK terör örgütünü kullanarak Suriye'yi bölmeye çalıştığını anlatan Çavuşoğlu, "Biz uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz, buraya terör hedeflerini temizlemek için giriyoruz." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Adana Mutabakatı'na göre de rejim gereğini yapamadığı durumda Türkiye'nin teröristleri temizlemek için gerekeni yapma hakları olduğunu kaydederek, harekat öncesi de hem diğer ülkelere, hem uluslararası kurumlara, hem de rejimin İstanbul'daki başkonsolosluğuna gerekli bildirimlerde bulunduklarını anımsattı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ekonomik yaptırım tehditlerine de tepki gösteren Çavuşoğlu, "Trump, Türkiye'nin önemini biliyor, PKK'nın ne olduğunu da iyi biliyor ancak ABD'nin içinde farklı baskılar var. Hepsi de bu terör örgütünü müttefik olarak görmeye başladı. Buna (ABD'li Cumhuriyetçi Senatör) Lindsey Graham da dahil." dedi.

"ESAS DERDİ TÜRKİYE DEĞİL"

Bakan Çavuşoğlu, "Graham'ın esas derdi Türkiye değil. 'Burada eğer bunlar (YPG/PKK) olmazsa bu sefer İran gelir, Rusya gelir, rejim gelir. Üçü de aynı şey demektir zaten. YPG, durursa onlar giremez.' diye düşünüyor. Bunu kendisi de söyledi zaten. Bu tehditlerden hiçbir şey çıkmaz." ifadesini kullandı.

Konunun Türkiye için ulusal güvenlik meselesi olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Kim ekonomik yaptırım tehdidinde bulunursa bulunsun, bu bizim için beka meselesidir. Bu konuda ülkemizin, milletimizin, devletimizin geleceği için ne gerekiyorsa onu yaparız. Şu dönemde de gördük ki müttefiklerimiz bile terör örgütü tarafında meyil gösteriyor. Türkiye gibi bir müttefikin arkasında durmuyor. Demek ki yarın Türkiye'nin başına daha büyük bir şey gelse bunlar, Türkiye'nin yanında durmayacak. Biz teröristlere karşı kendi tedbirimizi kendimiz almak zorundayız."

Çavuşoğlu, yaptırım noktasında Türkiye'ye yönelik bir adım atılırsa gerekli karşılığı vereceklerini aktararak, harekata yönelik eleştirilerde bulunan ülkelerin samimiyetten yoksun olduğu değerlendirmesini paylaştı.

Suriye'de anayasa komisyonu dahil siyasi olarak yeni bir süreç başladığı durumda, bu ülkenin toprak bütünlüğü temelinde Suriye ile ilişkileri normalleştireceklerini belirterek, "(Beşşar) Esed, bugün Suriye'yi de normalleştiremez, Suriye'nin ilişkilerini de kimseyle normalleştiremez. Esed, bu kadar insanı öldürdükten sonra Suriye'yi birleştiren kişi olamaz. Bir milyon insanı öldüren bir insanla neyi oturup konuşacaksın ki?" diye konuştu.

Sayfa Yükleniyor...