İlişkili Haberler

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Ankara'da bir otelde düzenlenen "Aile ve Dini Rehberlik Bürolarında Hizmet Verimliliğini Artırma Çalıştayı"nın açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul ve Kayseri'deki terör saldırısında şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diledi.

Küresel kötülüklerin maşası ve piyonu haline gelmiş terör şebekelerinin, masum çocukları, insanları, askerleri, polisleri katlederken üç gayesi olduğuna dikkati çeken Görmez, "Birincisi, yüzyıllardır bu topraklarda birlikte yaşadığımız aynı milletin fertlerini birbirine düşürmek, milleti karşı karşıya getirmektir. Bu meşum emellerine asla ulaşamayacaklardır. Biz aynı vatanın, aynı kültürün çocukları olduğumuz gibi, aynı inancın, aynı dinin, aynı kitabın, aynı peygamberin sevdalıları olarak ezelden kardeş olmuş bir milletiz" diye konuştu.

Görmez, terör hadiselerinde milletçe verilecek en büyük cevabın daha fazla kenetlenmek, kardeşlik misakını yenilemek, kalplerin arasına sokulmak istenen hiçbir fitne ve fesada yer vermemek olduğunu vurguladı.

"ÜMİTSİZLİK BİZE HARAMDIR"

Terör şebekelerinin ikinci gayesinin milletin umudunu yok etmek, hayatla bağını koparmak, inancına, değerlerine olan aidiyet duygusunu yok etmek olduğuna işaret eden Görmez, "Oysa biz öyle bir inancın mensuplarıyız ki ümitsizlik bize haramdır" ifadesini kullandı. Mehmet Görmez, hüzne ve umutsuzluğa teslim olmanın ümmete yakışmayacağını vurguladı.

Görmez, terör şebekelerinin üçüncü gayesinin ise Türkiye ve Türk milletini, yeryüzündeki mazlumların umudu olmaktan çıkarmak olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Herkes çok iyi biliyor ki katliamlar altında can veren Halepli çocukların yeryüzünde sığınabilecekleri tek ülke Türkiye'dir. Bunun yok olmasını istiyorlar. Bu katiller sürüsünün gerçekleştirmek istediği üç gaye bu gayelerdir. Birincisi, bizi birbirimize düşürmek. Bilakis biz daha çok birbirimize kenetlenmeliyiz. İkincisi, umudumuzu, kendi tarihimize, birbirimize olan umudu bitirmek. Bilakis ümitsizliğe kapılmak en büyük günahtır. Üçüncüsü, yeryüzündeki mazlumların, mağdurların umudu olmaktan çıkarmak bu milleti. Biz umut olmaya devam edeceğiz. Yeter ki biz birbirimize kenetlenelim."

"FİTNE TOHUMLARINI TEMİZLEMEK YÜZYILLARCA MÜMKÜN OLMAZ"

"İslam coğrafyasında yüzyıllık fitne ve fesatların tohumları ekiliyor." diyen Görmez, en büyük korkusunun katliamlardan çok bilinçaltındaki kin, nefret, ırkçılık, mezhepçilik gibi hastalıkların ortaya çıkması olduğunu söyledi.

Görmez, bütün bu katliamların geçeceğini, şehirlerin yeniden inşa edileceğini ancak bilinçaltındaki hastalıkların ektiği fitne tohumlarını yüzyıllarca temizlemenin mümkün olmayacağını belirterek, "Kerbela'da yaşanan büyük acılar nasıl ki bin yıllık fitne tohumlarının ekilmesine sebep olduysa bugün de en büyük endişemiz bu katliamların bilinçaltında saklanan bütün hastalıkları ortaya çıkarmış olmasıdır" diye konuştu.

"Güya tarihin intikamını alıyorlarmış" ifadesini kullanan Görmez, "DEAŞ'ın ahlak ve hukuk tanımayan savaşı ne kadar İslam'dan, insanlıktan, Allah'ın kitabından uzak ise Halep'te mezhepçilik saikiyle cinayet işleyenlerin anlayışlarının aynı şekilde İslam ile Kur'an ile ehlibeyt ile ilişkisi olamaz" değerlendirmesinde bulundu.

"YANLIŞ GELENEKLERİN DİN HALİNE GELMESİNDEN KAYNAKLANIYOR"

Öte yandan, Mehmet Görmez, Kütahya Belediyesinin, tartışma konusu olan, evlenen çiftlere dağıttığı kitabı kendisinin de incelediğini söyledi.

Kitabın içeriğinde tartışma konusu olan hususların tamamının, yanlış geleneklerin din haline gelmesinden kaynaklandığını anlatan Görmez, geleneklerdeki kadın tasavvurunun, İslam'ın yeryüzünde bütün insanlara kazandırmak istediği kadın tasavvurundan uzak olduğunu vurguladı.

Görmez, yerel yönetimler ve kamu hizmeti yapanlara çağrıda bulunarak, "Lütfen eğer topluma dini kitaplar dağıtacaksanız, sizin ülkenizde Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum var. Din İşleri Yüksek Kurulu gibi bir müessese var. O kitapları mutlaka bize gönderin. Biz inceleyelim. Yanlışlarla, doğruları birbirinden ayırt etsinler. Din İşleri Yüksek Kurulumuzun süzgecinden geçmiş kitapları dağıtın." dedi.

Evlenen bütün vatandaşlara bir aile seti hediye etmek istediklerini bildiren Görmez, yerel yönetimlerin de bu hizmeti verebileceğini ancak dini bir kitabı dağıtacakları zaman Diyanete başvurmaları gerektiğini belirtti.

"ALİM OLMADAN KONUŞMAYINIZ"

Çocuk yaşta evlilik konusunun toplumun gündeminden çıkarılması gerektiğine işaret eden Görmez, çalıştaya katılan din görevlilerine şu çağrıda bulundu:

"Hepinizden istirham ediyorum, gittiğiniz bütün illerde, toplantılarda bunu açıkça yüksek sesle ifade edin, 'Eş olma kararını verme yaşına gelmeden, anne olma yaşına gelmeden, iradesini yok sayarak, anne baba dahi olsanız, sağlıklı bir aile kuracak yaşa gelmeyen hiçbir kız çocuğunu evlendiremezsiniz."

Osmanlı Aile Nizamnamesi'ni örnek gösteren Görmez, o dönem bütün alimlerin ittifakıyla 18 yaşından önce kız çocuklarının evlendirilmesini yasaklayan kanunların çıkarıldığını söyledi. Bunların cumhuriyet döneminden önce yapıldığına dikkati çeken Görmez, "Bunlar yapılırken, İslam hukuku yok sayılarak yapılmadı. İslam hukukunun temel gayeleri dikkate alınarak bu düzenlemeler yapıldı" dedi.

Rivayetlere takılarak toplumun yanlış bilgilendirilmemesini isteyen Görmez, "Televizyonlardan, radyolardan insanları din adına bilgilendirenlerden, bütün insanlardan istirham ediyorum, alim olmadan konuşmayınız. Din adına toplumu bilgilendiren insanlar alim olsunlar. Kitaplardan bir iki rivayeti görüp konuşmaya başlamasınlar" uyarısını yaptı.

Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı Sedide Akbulut da 2017-2021 yıllarına ait yeni yapılanma ve yeni stratejiler belirleme çalışmaları yapacaklarını kaydetti.