Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar, Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin’in evinde bulunan krokiden yola çıkılarak, Gölbaşı’ndaki bir arazide cephane bulunmasını NTV yayında değerlendirdi.

Can Dündar, şunları söyledi:

“Önceki günkü gözaltılarda çok daha önemli isimler vardı. Kamuoyunun dikkati o isimlere yoğunlaştı. İlk günden beri önemsediğim isim İbrahim Şahin’di. Susurluk’un bir numaralı aktörlerinden biriydi. Şahin’in orada olması, hafızasının canlanması evinde bulunan krokiyle bu silahlara ulaşılması, iki önemli Susurluk ile Ergenekon’u bir araya getirme şansı veriyor. Şemanın o evde olması da beni etkileyen bir olay oldu. Düşünün, ne kadar büyük bir kendine güven var ki, bu kadar önemli bir deponun krokisini evinde tutabiliyor. Bu hafızanın canlanması Türkiye’ye çok şey kazandıracaktır. Kroki evinde niye rahatlıkla korunabiliyor? Çünkü bugüne kadar önemli bir koruma kalkanı vardı.

Bütün bu insanlar çok önemli suçlarlarla suçlandılar. Ceza aldılar, ancak cezalar uygulanmadı. Kaza geçirildi, hafıza yitirildi. Hafızasını yitirmiş İbrahim Şahin MHP Genel Başkanlığı için aday adayı oldu. Ancak Devlet Bahçeli onu partiye sokmadı. İbrahim Şahin’in aday adayı olarak adı geçti, kendisi de yalanlamadı. Bütün o hafıza kaybına rağmen bir partinin genel başkanı olmayı göze alabilmişti. Bu hatırlamanın gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Kayıp silahlar meselesinin, Susurluk ve Ergenekon’un bağlayacak önemli bir ipucu olduğunu düşünüyorum.

Temel sıkıntı, elmalarla armutların aynı sepete konulması. Gölbaşı’nda o silahların çıktığını görünce nihayet dedim. Fakat o kadar çok unsur dile getirildi ki, asıl yönlenmesi gereken mesele gözden kaçmıştı. Bu silahlar, son 40 yılın birçok faili meçhul cinayeti aydınlatabilecek kadar önemli. İbrahim Şahin’in bu dönemin önemli tanıklarından biridir.

1970’lerde özellikle radikal sağ akımlar içinde önemli suikastler, eylemler hep Nevşehir kaynaklıydı. Eylemcilerin büyük çoğunluğu Nevşehir’den çıkıyordu. Ağca, Çatlı vb çok kolay yurtdışına çıkabiliyordu. Yıllar sonra İbrahim Şahin’in biyografisindeki bir ayrıntı öne çıktı. O da, İbrahim Şahin’in Nevşehir Emniyet Müdürü görevini yapıyor olmasıydı. Derinlemesine bir araştırma; birçok faili meçhul, provaksyon, eylem dikkatle takip edilirse... Bu silahlar, bu isimler üzerinden ortaya çıkarabileceğini gösteriyor.

İsrail’den getirilen silahlar, Abdullah Öcalan’a yönelik bir operasyon için alınıyor. O silahların gelmesinden bir ay sonra çok önemli suikastlerin başladığını görüyoruz. Gazi katliamı bunlardan biri, Özgür Gündem’in bombalanması... O dönemde birçok yargısız infazın uygulamaya konulduğunu görüyoruz.

Bunlar iyi araştırılırsa o aracı firma, aracılar... Ama Türkiye, Susurluk’u çıkaramadığı, Susurluk yarım kaldığı için yıllar sonra bugün bunları tekrar yaşıyoruz. Şimdi yeni bir şans var.

Ama iyimser misin derseniz, Susurluğu yaşamış bir ülkenin yetiştirdiği bir gazeteci olarak erken bir iyimserliğe kapılmamak gerektiğine inanıyorum. Bence bu silahların bulunması tarihi bir önemde.”