Amerikalı genç bir yazar elinde solmuş bir fotoğrafla Ukrayna’ya gelir. Elli yıl önce dedesini Nazilerden kurtardığını düşündüğü bir kadının izlerini aramaktadır. Arayışında kendisine eşlik edenler ise “tuhaf” biçimde yabancı dil konuşan çevirmeni Alex; savaşın ardından yaşamayı hazmedememiş, melankoliden kör olduğunu iddia eden yaşlı ve yol iz bilmeyen bir şoför ile şoförün aklından rahatsız, gören göz köpeği Sammy Davis Junior Junior’dur. Arayış derinleştikçe aradıkları şeyler giderek bulanacak, hayatın olağan gözüken perdeleri ardında bulabildikleri şeyler ise dünyalarını değiştirecektir.

1977 doğumlu Jonathan Safran Foer’in tüm dünyada büyük ilgi gören bu ilk romanı; ilerlemek için geriye dönmek zorunda kalanlara ve geçmişinden kaçanlara, yaşamın pusu altında gizlenen muazzam gerçekleri arayanlara ve sırlarının gölgesinde yaşamaya çabalayanlara, düşlerle gerçekleri birbirine karıştıranlara ve kalabalıkların içinde yapayalnız olanlara, hayata ve hayatta kalmaya dair bir şimdiki zaman klasiği.

“Gösterişli, Zekice... Beni Çok Güldürdü.” (Susan Sontag)

''Tam adım, Alexander Perchov. Ama tüm arkadaşlarım bana Alex der çünkü bu, tam adımın söylemesi daha kısa halidir. Annem bana ‘Alexi-delirtme-beni!’ der çünkü hep delirtirim onu. Onu neden delirttiğimi merak ediyorsanız söyleyeyim: çünkü sürekli arkadaşlarımla bir yerlerdeyimdir ve feci nakit saçıyorumdur ve bir anneyi delirtecek daha bir sürü şey yapıyorumdur. Babam, yazın bile kafamdan çıkarmadığım kürk yüzünden bana Şapka derdi. Bunu kesti çünkü ona, bana böyle demeyi kesmesini emrettim. Kulağıma çocukça geliyordu ve ben kendimi daima çok iktidarlı ve üretken bir erkek gibi görmüşümdür. Çok, çok kızım var benim, inanın ve hepsi beni başka isimle çağırır. Bir tanesi bana Bebeğim der; bebek olduğumdan değil, bana baktığı için. Bir diğeri bana Gece Boyu der. Neden böyle diyor, söyleyeyim mi?” (Kitaptan)

Gen ç yaşında büyük övgüler alan Jonathan Safran Foer.
Gen ç yaşında büyük övgüler alan Jonathan Safran Foer.

“Otomatik Portakal gibi marifetli bir dille yazılmış, Boyalı Kuş kadar dehşet verici, Candide kadar coşkun ve tuhaf bir kitap: Her Şey Aydınlandı. Görünürde birbirinden farklı, üç harika öykü anlatıyor. Okuduğunuzda yepyeni bir şeylerin ateşiyle karşılaşacak, değişeceksiniz.” (Washington Post)