''Foto muhabiri, bomba patladığı zaman bombaya doğru giden adamdır. Hâlbuki fotoğrafçı bombadan kaçar gider, karısının yanına kaçar; ötekisi ölüme kaçar, kendisini tehlikeye atan adamdır, aradaki fark budur. Fotoğrafçı yoktur; benim için yalnızca foto muhabiri vardır. Foto muhabiri tarihi makinesiyle yazan adamdır. Bazıları kendine foto muhabiri diyor. Foto muhabirliği başka bir şeydir. Foto muhabiri gazeteci olan adamdan olur...'' (Kitaptan)

İlişkili Haberler


Nezih Tavlaş’ın Ara Güler’in hayatını anlatan “Foto Muhabiri” adlı kitabı Fotografevi tarafından yayınlandı.

NAZIM HİKMET OKUMAK BİLE SUÇTU
''Tarihi hatalar olmasın diye tarih araştırmacısı diye bir şeyler uyduruyorlar maaş versinler diye. Gittim baktım, Gelenbevi geldi tanıştırayım dedi. Nazım Hikmet’in elini sıktım, iki-üç kare de resmini çektim anladın mı. Fakat fazla durmadım çünkü etrafta çok polis vardı, ben foto muhabiri olduğum için kimin polis kimin ne halt olduğunu biliyorum, tanıyorum bütün polisleri, onun için hahu falan deyip birkaç resmini çekip oradan pır oldum abi. Çünkü bir Nazım Hikmet okumak bile suçtu abi...'

Genç muhabir Ara’nın yazı işlerine teslim ettiği bu fotoğraflar hiç yayınlanmadı. Ara da korkusundan yıllarca hiç kimseye Nazım Hikmet’in fotoğrafını çektiğini söyleyemedi.'' (Kitaptan)

Güler’in doğduğu günden bugüne kadar tanık olduğu olayları kronolojik bir sırayla anlatan 343 sayfalık kitabın sonunda Güler ile yapılan bir söyleşi yer alıyor.

''Elbette. Ben foto muhabiriyim, fotoğrafçı değilim; kati surette sanatçı da değilim. Ben gördüğümü çekerim. Sanat yapmam. Çok doğal olarak, gördüğümü insanlara iletirim. Bunun adı foto muhabirliğidir.'' (Kitaptan)

''Sayfalar akarken alttan da Türkiye’nin 80 yıllık tarihi geçiyor. Kitap, savaşlar, darbeler, medeniyetler, facialar ve dünyanın kaderini değiştiren insanlar ardında koşuşan Ara Güler’in yaşam boyu karşılaştığı inanılması güç öyküleri akıcı bir üslupla sunuyor...'' (Hasan Şenyüksel)

DUSTIN HOFFMAN'I PEYNİR EKMEK YERKEN YAKALADI
Ünlü oyuncu Dustin Hoffman’ı New York’taki bürosunda üzerine gazete kâğıdı serdiği masasında peynir, zeytin, ekmek yerken yakaladı...

Güler’in röportaj boyunca burnuna takıldığını fark eden Dustin Hoffman, 2 yıl sonra karşılaştığı gazeteci Leyla Umar aracılığıyla “Sizin meşhur bir fotoğrafçınız var. Adı Ara Güler. Geçen yıl benim resimlerimi çekerken burnumun azametini belirtmek için çok uğraştı ama onun burnu benimkinden daha hürmetliceydi. Sevdim o adamı lütfen selamlarımı söyleyin” mesajını gönderdi.'' (Kitaptan)

Kitabın sonunda Ara Güler'in aile albümünden ve kariyerindeki önemli anlardan kareler de bulunuyor.

''BİR KIZA SEVDALANDIM''
''Cannes Festivali bittikten sonra Paris’e geçen Ara, Etnolog arkadaşı Alain Gherbrandt’ın evinde kalırken tanıştığı bir Fransız kıza âşık oldu. Öyle böyle değildi, gözü hiçbir şeyi görmez olmuştu.

“Bir kıza sevdalandım; ‘Kal burada, gitme’ dedi. Ben de İstanbul'a telefon ettim; ‘Ben gelmiyorum, Paris'te kalacağım’ dedim. Olurdu olmazdı. Dönmüyorum geriye. Paris’te kalmak istiyorum anladın mı? Beni atmıyorlar. Bizim İdari İşler Müdürü Yılmaz Polda’ya telefonla diyorum ki ‘Beni Paris muhabiri yap gazetenin, kalayım burada kızla’ diyorum. Cebimde çok az para kalmış. Olurdu olmazdı. Yılmaz, ‘Habip Edip seni görmek istiyor, git Plaza Athénée Oteli’nde onu bul’ dedi. Gitmemek olmaz.” (Kitaptan)

Yazar Nezih Tavlaş, kitaptan elde edeceği telif gelirini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne bağışladı.