İçişleri Bakanı Efkan Ala, Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk oldu.

"İç Güvenlik Paketi'yle ilgili değerlendirmelerde bulunan Efkan Ala’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Anamuhalefet partisinin genel başkanı, 'Söz veriyorum o gençlerin en önünde ben olacağım' demiş. Molotof taşımayacaksa, kuralların belirlediği güzergahta yürüyecekse, elinde sapan, demir bilye olmayacaksa, yüzünü suç işlemek üzere kapatıp elinde de kanun dışı birtakım enstrümanlar olmayacaksa ve kalabalıkların arkasından polisimize, milletimize karşı yaralayıcı, bereleyici şeyler atmayacaksa yürü. Biz de senin güvenliğini sağlayalım.

"SAPAN VE SİLAH OLURSA İKİ AYRI CEZA"

Ateşli silahlar kanununa göre, sapan zaten suç değil. Evinde adamın sapan varsa, isterse mancınık olsun, hiç cezası yok. Ama silahın var. Ama ikisini de alır getirirse toplantıya ve kullanırsa silah gibi o zaman silaha iki ceza var, hem bulundurmaktan hem de bunu kullanmaktan, oysa buna bir ceza var, silah gibi kullanmaktan. Bu mantığı kurmuyor, kurnazlıkla o yalanı kara propagandaya dönüştürüyorlar ve zannediyorlar ki millet de buna inanacak.

Vatandaşın can ve mal güvenliğinden bahsediyoruz. Eğer eleştireceksiniz oturup çalışacaksınız. Dersinize çalışıp eleştireceksiniz. Vatandaşın can ve mal güvenliğinin söz konusu olduğu bir düzenlemede kulaktan duyma birtakım yanlış argümanlarla, yalan yanlış malumatlarla eleştirmeyeceksiniz.

"YANLIŞ YAPIYORLAR"

Halkın desteği çok olumlu, araştırmalar yaptık yüzde 80 destek var. Zaten vatandaş bekliyordu, bu kadar ağır Gezi olaylarında, 6-7 Ekim olaylarında başka zamanlarda neler yaşandığını biliyor, çok ciddi bir halk desteği var. Araştırmadıkları argümanlar üzerinden eleştiriler yapıyorlar, maalesef yanlış yapıyorlar.

"DEVLET KAYITLARINDA YOK"

Bunların bir kısmı da hiç karar alınmadan, mesela TİB'de, jandarma, emniyet üzerinden zaten hukuka, ahlaka aykırı dinlemeler yapılıyor, bir de onlar oradan emniyet istihbarata paralel hat çekiyorlar. Oradan da artık -araştırılıyor, soruşturuluyor- yurtdışına mı nereye verildiyse uydu aracılığıyla, başka yerlere servisler yapılıyor. Onlar şimdi nerelere verilmiş diye soruşturuluyor. Orası da tamamen kayıtta yok. Öyle bir bağlantı var ama devlet kayıtlarında yok.

"251 KİŞİ MESLEKTEN UZAKLAŞTIRILDI"

Emniyette 3 bin 329 kişi soruşturuluyor. 510 kişi görevden uzaklaştırıldı. Bunlardan 251'i, meslekten ihraç edildi. Şu anda dosyası hazırlanmış olan 776 kişi meslekten çıkarılsın diye talep edilen var. Bin 860 kişi de kişi hakkında da suç duyurusunda bulunuldu. Şimdi tabii bunların denetimini yapması gerekirken göz yummuş, yapmamış onlar da disiplin cezası altında başka yerlere tayin edildi. O görevlerden alındı.

Kamu personeli sınavına milyonlarca insan iş bulmak için giriyor. Çalıyorsunuz soruları ya da ayarlıyorsunuz ve kendi grubunuza ait olanlara veriyorsunuz. Onlar kazanıyor, öbürleri de sınava girmiş, kaybetmiş oluyorlar. Bunun izah edilir tarafı var mı Vatandaş bunu buluyor, şikayet ediyor. Gittiği savcı da yargı da aynı yere mensup. Birlikte kapatıyorlar. Devlette bir suç işlenmişse bunun mutlaka faili vardır. Kapatan da suçlu olur. Milyonlarca insanın girdiği sınavların soruları çalınıp verilmiş. Öyle bir mekanizma ki anlı şanlı, ismi de bilinen, sürekli doğruluktan, dürüstlükten bahseden insanların kardeşleri, akrabaları da yüzde 100 alıyorlar, yani bütün soruları yapıyorlar. Sonra o ortaya çıkıp ikinci sınav yapılınca da o sınava da girmiyorlar. Çünkü ortaya çıkacak. Fakat başka alanlarda sınavlara girmişler. O alanlardaki sınavların da sorularının çalındığı şimdi tespit edildi. O soruşturma devam ediyor. Oradan aldıkları puanlarla da yine işe girmişler. Mide bulandırıcı bir durumla karşı karşıyayız. Allah buna razı olmaz.
2010'dan beri yapılan bütün sınavlar hepsi denetim altında şimdi. Hem adli denetim hem idari denetim devam ediyor. ÖSYM ile ilgili de adli denetim devam ediyor. Orada ayrıca idari denetim devam ediyor. Yakında, bunlar birden çok vaka, sonuçlandıkça davalar açılacak. İdari yönden de cezalandırılması gereken yani idari disiplin cezası, meslekten çıkarma cezası alacak olanlara da o cezalar uygulanacaktır.

"250 BİN KİŞİ DİNLENDİ"

2012'de, 250 bin kişi dinlendi. Bir karar alınıyor ama onlarca insan, bu kişiyle konuşuyor. Onlar da dinleniyor. Bir kişi 20 kişiyle konuşsa 5 milyon insan eder. Akıl almaz bir durum. Bunlar hep depolanmış, kimine şantaj yapılmış, kimine tehdit götürülüyor. Böyle bir şey olabilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlığı sırasında çalışma ofisine izleme, dinleme cihazı yerleştiriyorlar, o anki başbakanımızın odasına, devletin parasıyla, bizim onlara devleti koruyun, teröre karşı devleti koruyun, saldırılara karşı milleti ve devleti koruyun diye verdiğimiz ödenekten. Gidiyorlar Danimarka'dan yeni icat edilmiş, bir yere yerleştirdiğiniz zaman sonradan çıktı ki orada gürültü bile olsa insan sesini seçip alıyormuş, o tek yere satılmış, Emniyet İstihbarat Dairesi'ne satılmış, hepsi çıktı ortaya. Gidiyorlar o firmadan alıyorlar, getiriyorlar, burada Sayın Başbakan'ın odasına yerleştiriyorlar, ofislerine. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bir ülkenin başbakanını, yanında koruma diye aldığınız adamlar dinlemeye başlıyor. Neden dinliyorsun, ne adına yapıyorsun, sonra çıktı tabii ne adına yaptıkları.

Başbakanlık ofisinin dinlendiği konusuyla ilgili olarak haklarında yakalama kararı olan 5 emniyet görevlisi için hem kırmızı bülten çalışması var hem de yurt dışına gittiklerine dair bilgimiz de var. Daha ötesi nerede olduklarına dair de var.

Bir yapının -cemaat diye tanımlarsanız- eğer örgüte dönüşmemişse dinlemeyle ne işi olur Başbakanla, MİT'i dinlemeyle, yardım tırını durdurmayla ne işi olur Çözüm Süreci'ni engellemeyle, insanlardan şantajla para toplamayla ne işi olabilir İstihbarat örgütü müsün Senin istihbaratla falan ne işin olur Zaten millet buna şaşırdı. Böyle bir şey görülmüş değil. İyi niyetlerle, gerçekten yardım yapayım, memlekete faydam olsun diye burada bulunmuş olanlara söylüyorum, vakit geçirmeksizin, behemehal bu tür şeylerden ayrılın.