AK Parti Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek partisinden istifa ettiğini açıkladı.

İşbaşaran, ''Bu benim istifam, hediyem olsun Başbakan'a...'' dedi.

İşbaşaran, istifa dilekçesinde, ''Parti içi demokrasinin işlemediği, benim gibi fikrini ifade eden milletvekillerini şantaj ve tehdit ile susturulmaya çalışıldığı bir partide milletvekili olarak görevimi sürdürmem imkansız hale gelmiştir. Bu nedenle mensubu bulunduğum Adalet ve Kalkınma Partisi'nden istifa ediyorum'' ifadesine yer verdi.

''Dünden beri evinin etrafında sivil polislerin dolaşıp durduğunu'' öne süren İşbaşaran, ''Can ve mal güvenliğimin olmadığını biliyorum. Buradan bütün dünyaya, bütün demokratik ülkelere sesleniyorum, AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine sesleniyorum; sesimiz kısıldı. Susturuluyoruz. Şantaj yapılıyor. Ölümle tehdit ediliyoruz. Ailemin ve benim can güvenliğim kalmadı. Eğer benim başıma bir şey gelirse, bunun sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır'' diye konuştu.

İşbaşaran, istifasının gerekçesini anlattı. İşbaşaran, 20 Aralık gece 24.00'den sonra polisle bir olay yaşadığını belirterek, o gün evlenme yıl dönümü olduğunu, beraberinde eşi, baldızı, çocukları ve misafiri ile restoranda yemek yediğini kaydetti. Daha sonra polis ve AK Parti içinde bazı milletvekillerinin olayı değişik yerlere çekmeye çalıştıklarını ifade eden İşbaşaran, ''(Efendim yanında biri sanatçı iki sarışın hanımefendi daha vardı), yani belden aşağı vurmak...'' dedi.

Yanında getirdiği Kur'an-ı Kerim'i gösteren İşbaşaran, ''Bu gördüğünüz Kur'an-ı Kerim. Elimi koyup yemin ediyorum ki o gün polisin trafik kontrolünde benim yanımda bulunan eşim Süreyya İşbaşaran, baldızım Deniz Hanım ve misafirimiz Çiğdem Tunç hanımefendi idi. Bunu başka yere çekmek isteyenler, belden aşağı vurmak isteyenler, eğer Müslümanlarsa, inançları varsa Feyzi İşbaşaran hiçbir şeyden çekinmez. Bu Kur'an-ı Kerim üzerine yemin ediyorum ki aynen böyledir olay'' diye konuştu.

''Bir milletvekilinin Ankara gibi başkentin göbeğinde malını, canını namusunu koruyamayan bir Başbakan, bu ülkeyi nasıl korur?'' diyen İşbaşaran, kendisinin yaşadığı olayın benzerini başka AK Parti milletvekillerinin de yaşadığını iddia etti.

İşbaşaran MYK toplantısının Mecliste yapıldığını dün akşam televizyonlardan öğrendiğini belirterek, ''Bu suçtur. Parti organları TBMM'de toplantı yapamaz. Partiler, sadece grup toplantılarını Mecliste yaparlar, MYK veya MKYK'yı Mecliste toplayamazlar. Yasal değildir, Meclis Başkanı'nı burada uyarıyorum; Başbakana ve partiye uyarıda bulunsun. Herhangi bir parti burada, MYK veya MYK toplantısı yapamaz. Aldıkları karar da geçersizdir. Benim açımdan geçersizdir'' dedi.

YARGISIZ İNFAZ YAPIYORLAR
Yaşadığı olaydan dolayı bugüne kadar kendisini ne Başbakan, ne İçişleri Bakanı, ne de partiden herhangi birisinin aradığını kaydeden İşbaşaran, ''Hiçbir şekilde irtibat kurulmadı. Yani yargısız infaz yapıyorlar'' diye konuştu.

İşbaşaran, MYK kararıyla kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevkedildiğini televizyonlardan öğrendiğini, kendisine şu ana kadar bir tebligat yapılmadığını söyledi.

AK Parti'de bugüne kadar fikrini söylediğini ifade eden İşbaşaran, AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik ile arasında geçen bir olayla ilgili olarak basın mensuplarına mektup dağıttı. Olayın 23 Ağustos 2007'de geçtiğini belirten İşbaşaran, o tartışmayı bir mektupla Başbakan'a aktardığını anlattı.

AK Parti'nin Kızılcahamam kampında yaşanan bir tartışmadan da söz eden İşbaşaran, basına da yansıyan bu tartışmanın ardından yaklaşık bir buçuk yıldır İçişleri Bakanı ile görüşmediğini söyledi.

Fikirlerini her zaman söylediğini ifade eden İşbaşaran, ''Sayın Başbakan, Anayasa değişikliğiyle ilgili partide toplantı yaptı. Hatırlarsınız, 2008'de grup grup bizi davet etti. Orada tek fikrini açıkça söyleyen, karşı çıkan ben oldum'' dedi. Fevzi İşbaşaran, ''Açık açık eleştiri yaptım. Arkadaşlar dedi ki 'senin işin bitti' Ben de 'Niye bitti, o zaman bizi niye çağırdı' dedim. Ben Özal ekolünden geldim. Biz Özal ile konuşuyorduk, tartışıyorduk, demokrasi içinde konuşuyorduk, burada da konuşuyorum. 'Valla bizim bildiğimiz Tayyip Bey senin işini bitirir' dediler. 'Bitirirse bitirsin ne yapalım' dedim. Milletvekilliği, siyaset yapmak zorunda mıyım ama fikrimi söylerim, söyledim de'' diye konuştu.

BANA TAHAMMÜL ETMELERİ BÜYÜK BAŞARI
''AK Parti'de susmadığını, bazıları gibi başını sallayıp, 'haklısınız' demediğini'' savunan İşbaşaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ben devletin ormanında kaçak villa yapmadım. Böyle bir şeyim yok. Ben milyonlar dolarla ifade edilen rüşvetle protokol yapmadım. İşim olmadı. İhaleyle işim olmadı. Özelleştirme mallarını peşkeş çekerken kimseye aracı olmadım. Aracı, aracı olmadım. El Feneri ile Deniz Feneri ile hiç kimsenin malını götürmedim, hırsızlık da yapmadım. Ben damadımın yöneticisi olduğu bir şirkete radyo ve televizyon da almadım. Devletin parasıyla almadım yapmadım. Böyle bir işim olmadı benim. Oğluma gemicik falan da almadım. Öyle bir şey de yapmadım. Ben haysiyet, şerefim, namusumla Mecliste milletvekilliği yapıyorum ve her ortamda fikrimi söylüyorum söylemeye devam edeceğim. Saydığım işleri yapan arkadaşlar partide duruyorlar, partideler, milletvekilliğine devam ediyorlar ama ben gidiyorum. Çünkü ben konuşuyorum. Beni susturamazlar, konuşuyorum, konuşurum. Allah'tan başka kimseden de korkum olmaz benim, bunu bilsinler.''

ÜLKEYE YAZIK OLUYOR
İşbaşaran, Başbakan Erdoğan'ın ''demokratik açılım'' konusundaki yaklaşımını da eleştirerek, ''Kürt açılımı diye bir şey attı ortaya, biz bilmiyoruz. Bugün de AK Parti içinde Kürt açılımı detayında ne var kimse bilmiyor. Bütün parti milletvekilleri bu işten rahatsız. Kendi grubuyla konuşsun Başbakan, fikirlerini alsın, yok öyle bir şey'' dedi.

Terör örgütünün 25 yıldır, Türk ve Kürtleri karşı karşıya getirmeye çalıştığını ancak beceremediğini belirten İşbaşaran, ''Maalesef artık Türkiye'de Türk ve Kürt kardeşlerimiz birbirini ters bakıyorlar, yan bakıyorlar. Ülkeye yazık oluyor. Madem bu açılımda hiçbir şey yoktu, neden bu kötülüğü yaptınız Türkiye'ye?'' diye konuştu.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in tartışma yaratan sözlerine de işaret eden İşbaşaran, bu sözlerin hazmedildiğini ancak kendisinin bir başkomiserle tartışmasının hazmedilemediğini söyledi.

SUSMAYIN
İşbaşaran, ''bu zihniyette olan bir partiyle artık yoluna devam etme imkanı olmadığını'' ifade ederek, ''Ben fikirlerimi söyledim, söylemeye devam ettim, susmadım, susturamadılar. Şantaj yapmak istiyorlar. Polisin elindeki, polisin telefonla çektiği görüntüler, polis tarafından medyaya servis ediliyor Başbakan'ın bilgisi dahilinde servis ediliyor. Servis edilen medya kuruluşlarına da dikkat ediniz, çok enteresandır'' dedi.

Bundan sonra Mecliste bağımsız milletvekili olarak görev yapacağını ve milletvekili olarak üstüne düşeni yerine getireceğini bildiren İşbaşaran, ''AK Parti'de yoluna devam arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Ama onların ne kadar huzursuz insanlar olduğunu biliyorum. 2 yıldır içlerindeyim, kendileriyle konuşuyorum zaten. Biliyoruz zaten. Ne kadar rahatsız olduklarını biliyoruz. Ama bir takım korkular, seçilme endişesiyle susanlar, susmayın ya. Ömür boyu milletvekilliği mi yapacaksınız, siyaset yapmak zorunda mıyız yani? Başka işler de yaparız, gider çalışırız'' görüşünü ifade etti.

BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE SORUMLUSU TAYYİP ERDOĞAN'DIR
''Dünden beri evinin etrafında sivil polislerin, adamların dolaşıp durduğunu'' kaydeden İşbaşaran, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Can ve mal güvenliğimin olmadığını biliyorum. Burada bütün dünyaya, bütün demokratik ülkelere, AB ülkelerinin büyükelçilerine sesleniyorum; sesimiz kısıldı, susturuluyoruz, şantaj yapılıyor, ölümle tehdit ediliyoruz. Çoluk çocuğum ve eşimin can güvenliği kalmadı, benim can güvenliğim kalmadı. Eğer benim başıma herhangi bir şey gelirse, bunun sorumlusu Tayyip Erdoğan'dır. Burada söylüyorum; kendileri suikast korkusu, can derdine düşüyorlar, 'ölüm tehdidi altındayız, bize suikast yapılacak' diye korku içinde geziyorlar. Ya siz bu kadar korkarsanız nasıl hükümet olursunuz ya? Ben tek başımayım ben. Bana şantaj ve tehdit ediyorsunuz ve dünden beri telefonlarla evin etrafındaki polislerle ve araçlarla takip ediliyorum. Çocuklarım ve ben korkutuluyoruz. Ben korkmam.''

Soru almayacağını belirten İşbaşaran, bir gazetecinin ''DP'ye geçecek misiniz?'' sorusuna, ''Hayır, ben bağımsız milletvekili olarak devam edeceğim'' karşılığını verdi.



'EMNİYETTE ÇETE VAR' DEMİŞTİ
Feyzi İşbaşan, aracını çeviren trafik ekibiyle de tartışmış, görüntüler basına yansımıştı.

İşbaşaran, NTV yayında yaptığı “Polis içinde çete var” açıklamasıyla gündeme gelmişti.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda İşbaşaran'ın kesin ihraç talebiyle Disiplin Kurulu'na sevkine karar verilmişti.

MECLİS'TEKİ DAĞILIM
İşbaşaran'ın istifasıyla AK Parti'nin Meclisteki sandalye sayısı 337'ye düşerken, bağımsız milletvekillerinin sayısı 11 oldu.

İşbaşaran'ın istifasıyla Mecliste sandalye dağılımı şöyle:
Adalet ve Kalkınma Partisi: 337
Cumhuriyet Halk Partisi: 97
Milliyetçi Hareket Partisi: 69
Barış ve Demokrasi Partisi: 20
Bağımsız Milletvekili: 11
Demokratik Sol Parti: 8
Demokrat Parti: 1
Türkiye Partisi: 1
Boş: 6