Deniz Köker
Reklamcı / Blogger

Şimdiki aklım olsaydı...

Tek başına uyumasını öğretirdim. İyi geceler öpücüğü verip, ışığını
söndürüp, odadan çıkabilmek akşamlarımı epey rahatlatırdı herhalde.
Emziğe hiç alıştırmaz, böylece de emzik bırakma dönemimizde o kadar sıkıntı
yaşamazdım. Tuvalet eğitimini hiç kafamda büyütmezdim, hangi çocuk bezli dolaşmaya devam
ediyor ki sonuçta? Bakıcımızla anlaşırken, hafta sonu da gelmesini isterdim. İki saat kendime
vakit ayırıp deşarj olurdum.Bunları sayıyorum ama, yaptığımız her şey bugünkü bizi oluşturdu ana-kızolarak. O yüzden de, "ana-kız tarihimizi günahıyla sevabıyla seviyorum".

İyi ki almışım, boşuna almışım
Biberon dezenfekte etme makinesi süperdi. Ama bir heves aldığım bir ton
çıngırak ve bebeklik oyuncağı gerçekten fuzuliymiş. Bir torba mandaldan daha
iyi oyalamadı hiçbiri. Bir de, koli koli satılan kitap setlerini hiç
almasaymışım keşke. Kitapçıda, tek tek bakarak, içini görerek aldığım
kitapları çok daha fazla seviyoruz.


Kötü anne anı...
Sabahları geç kalmamak için "hadi hadi" yaptığım anlar... Çare bulamayıp,
hala arada yapıyorum.

Çocuğum yokken çocuklu ailelere bakar şuna gıcık olurdum. Çocuğum olunca
gıcık olduğuma pişman oldum.

Uçakta, otobüste ya da diğer kamuya açık yerlerde, çocuğu ağlarken, onu
susturamayan ailelere gıcık olurdum. Hatta ne kadar da rahatlar derdim.
Sonra anladım ki, hiç de rahat değiller sadece o an ne yapacaklarını
bilemiyorlar.

Kararsızım... Acaba şöyle mi yapsam böyle mi?
Öyle anlar oluyor arada ama içgüdüler çok kısa sürede cevabı kulağıma
fısıldıyor.