NTV

Erdoğan: 'Acıların çocuğu Baykal'

Türkiye
Erdoğan: 'Acıların çocuğu Baykal'

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hatay'da yaptığı konuşmada, bir vatandaşın açtığı pankartı mikrofona taşıdı: Acıların çocuğu küçük Baykal...

Başbakan Erdoğan, yerel seçim maratonundaki 29. mitingini Hatay'da yaptı.

Emlak Bankası Evleri önünde düzenlenen mitingde halka seslenen Erdoğan, bir vatandaşın taşıdığı CHP lideri Deniz Baykal ile ilgili bir dövizi seçmenlere duyurdu.

Erdoğan, gülümseyerek ''Gayet güzel, gayet güzel. Benim vatandaşım zaten açıkça ortaya koyuyor. 'Ebedi muhalefet, acıların çocuğu küçük Baykal', demiş buyurun. Altındakini de okuyalım. Orada da 'Ben hiç iktidar olamadım anne' diyor'' ifadelerini kullandı.

YİNE HEDEF MUHALEFET
Hatay'a başbakan olarak 5. kez geldiğini hatırlatan Erdoğan, vatandaşlara CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Hatay'a gelip gelmediğini sordu.

Erdoğan, ''Niye buralara gelmezler? Bu kardeşinizden işleri daha mı yoğun, daha mı çok işleri var? Biz hem memleketimizi yönetiyoruz hem partimizi yönetiyoruz. Hem dünyayı dolaşıyoruz hem de ülkemizi dolaşıyoruz. Hamdolsun bu evladınızın, bu başbakanınızın gitmediği bir il yok. En az gittiğim ile 3 kere gittim. Niye? Türkiye Ankara'dan yönetilmez. Gideceksin yerinde göreceksin. Ne var, ne yok yerinde göreceksin.

Şimdi bakın. Biraz gecikmeli geldim. Gecikmeli gelmemin sebebi, bugün ABD Dışişleri Bakanı ile sabah görüşmem vardı. Bayan Hillary Clinton ile olan görüşmemiz biraz uzadı. Bundan dolayı buraya gecikmeli geldim. Hakkınızı helal edin. Özür diliyorum. Başka bir konu değil. Çünkü sevmem gecikmeyi. Ama işte hem o hem bu. Hepsini bir arada götürüyoruz. Boşa vakit geçirmeyi sevmeyiz. Vaktimiz de canımız da bu ülkeye, bu millete feda olsun. Derdimiz bu, aşkımız bu...

Onların programı bizden daha ağır olmadığına göre 29 Mart'ta onlara hesabı siz sormalısınız. Hataylı kardeşlerimden bir ricam var. Eğer adresi şaşırırlar da Hatay'a bir gelirlerse onları Hatay'da güzelce bir gezdirin. Bir görsünler. Hatay'ı onlara bir anlatın. Hatay'ın tarihini, felsefesini onlara bir anlatın. Belki üslupları değişir, belki dilleri değişir. Belki şu Hatay'ın hoşgörüsünden, Hatay'ın dostluk ikliminden, kardeşlik ikliminden onlara da pay düşer pay... Belki Hatay'ı gördükten sonra Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na nasıl hitap edileceği konusunda bir fikir edinirler.

Bakın ne yapmaya çalıştıklarına dikkat edin. Bakıyorsunuz bir tanesi çıkıyor, 'bizi hakaret ettiğimiz için mahkemeye verdi' diyor. Ben sana meydanlarda aynı dille konuşamam ki... Ne bulunduğum makam buna müsaade eder, ne de edebim, adabım buna müsaade eder. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Avukatlarıma, 'hakaret içeren bir şey bulduğunuz zaman götürün oraya' diyorum. Yargıda bunlar gereken cevabı, gereken hesabı görsünler.''



Yaptığı konuşmada, her zaman Hatay'la gurur duyduğunu kaydeden Erdoğan, 81 ilde olduğu gibi Hatay'da da birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü ve eşitlik yaşandığını söyledi.

Erdoğan, ''Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşlarıyız. Bu özgür ülkede herkes kendi kimliğini, kendi inancını dilediği gibi tanımlayabilir, dilediği gibi yaşayabilir. Siz, biz ayrımı olmadan hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, ev sahibi... Asla ayrım yok'' dedi.

Hatay'ın bir tarih ve medeniyetler şehri olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''Hatay bizim sevgi, hoşgörü ve barış medeniyetimizin sembol şehirlerinden biri. Hatay birlikte yaşam kültürünü dünyaya mal etmiş, dünyaya örnek olmuş bir şehrimiz. İşte bu yüzden biliyorsunuz UNESCO tarafından da barış şehri seçildi. Dünyanın bir örneğe ihtiyacı varsa o da Hatay'dır.

81 ülke ve 14 uluslararası örgüt çağrımıza cevap verdi ve Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu'na üye oldu. Şimdi 6-7 Nisan'da Türkiye'de, İstanbul'da ittifakın ikinci forumunu yapıyoruz. İstanbul'dan dünyaya bir kez daha çağrıda bulunacağız. Tek bir yürek olarak haykıracağız, medeniyetler çatışmasın, kültürler çatışmasın, dinler, mezhepler çatışmasın, diyeceğiz.

Gelin birbirimizi anlayalım, gelin birbirimizi dinleyelim, dünyada yeniden Kerbela'lar yaşanmasın, Bosna Hersek'ler, Kosova'lar, Halepçe'ler, Beyrut'lar, Gazze'ler yaşanmasın. Hatay'dan, Türkiye'den Mevlana'nın diliyle Yunus'un diliyle sesleniyoruz. Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz, böyle diyoruz.

Biz bin yıllar boyunca bir ve beraber yaşadık. Tarihin her döneminde aramıza nifak sokmaya çalışanlar oldu. Bugün de aynı şekilde birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışanlar, aramıza fitne tohumları serpmek için gayret sarfetmek isteyenler var. Bugün yine Hatay'dan seslenmek istiyorum, bu ülkenin Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Abhazası, Gürcüsü, Arnavutu, Arabı, Ermenisi, Rumu, Boşnakı birdir, beraberdir...

Bü ülkenin Müslümanı, Hristiyanı, Musevisi kader ortaklığı yapmıştır. Alevisi, Nusayrisi, Sünnisi, Süryanisi, Ortodoksu, Katoliği, Protestanı bu ülkenin hür ve eşit vatandaşlarıdır. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşlarıyız. Bu özgür ülkede herkes kendi kimliğini, kendi inancını dilediği gibi tanımlayabilir, dilediği gibi yaşayabilir. Siz, biz ayrımı olmadan hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, ev sahibi... Asla ayrım yok. Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü severiz'' şeklinde konuştu.

Hizmet götürürken, asla ve asla ayrımcılık içinde olmadıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, hangi etnik köken, hangi mezhep, meşrep ve bölgeden olursa olsun ''önce insan'' dediklerini ifade etti.



Başbakan Erdoğan, Uğur Mumcu Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde Adanalılar'a hitap etti.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kendisini televizyonlarda açık oturuma davet ettiğini belirterek, ''Sayın Baykal, beni televizyon ekranlarında tartışmaya çağırıyor. Televizyona çıksak, senin konuşmalarının üzerine hep 'bip' sesi gelecek'' dedi.

Baykal ile Bahçeli'nin, miting meydanlarındaki sözlerini hatırlatan Erdoğan, ''Benim Adanalı kardeşlerim onların hangi dille konuştuklarını görüyor, siyasetin seviyesini ne derecede düşürdüklerini görüyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanına nasıl bir dille konuştuklarını görüyorsunuz'' diye konuştu.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Baykal'ın cuma günü Burdur'da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, ''Burdur'da konuşuyor sayın Baykal. Ne diyor; 'insan açar telefonu isterse iktidara küfreder, şöyle ağız tadıyla küfredemez olduk' Allah aşkına böyle bir siyaset üslubu olur mu? Böyle bir siyaset dili olur mu? Miting meydanında millete bu üslupla, bu dille konuşulur mu? 'Küfür etme özgürlüğü yok' diyor. 'Küfür etme özgürlüğüm yok' diyor.

Günlerdir bu millete küfür dışında hakaret, yalan, dolan, iftira dışında ne söyledin? Yıllardır bu millete bunların dışında ne söyledin? Türkiye'den geçtik, şehirlerimizden geçtik, Türk siyasetine bu güne kadar ne kazandırdın? Ben ne kazandırdığını söyleyeyim size; 10 yıllardır siyasettesin, Türkiye'ye bir şey kazandırmadın, bu ülkenin şehirlerine bir şey kazandırmadın, Adana'ya bir şey kazandırmadın ama Türk siyasetine maganda kelimesini kazandırdın. Türk siyaseti seni bu kelime ile ebediyen hatırlayacak, bir de kalkıyor, sayın Baykal, beni televizyon ekranlarında tartışmaya çağırıyor. Televizyona çıksak, senin konuşmalarının üzerine hep 'bip' sesi gelecek.

Sayın Baykal sen siyaseti televizyon ekranlarında yapmaya devam et, sen siyaseti film stüdyolarında yapmaya devam et, sen siyaseti CHP'nin yandaş medyalarıyla yapmaya devam et. Ama mümkünse gece saat 12.00'den sonra konuş, ya da şifreli kanallarda konuş. Bak çocuklara kötü örnek oluyorsun, gençlere kötü örnek oluyorsun'' şeklinde konuştu.

''BAHÇELİ İSTİSMAR EDİYOR"
Erdoğan, konuşmasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de miting meydanlarında işsizlikle ilgili yaptığı yorumlara dikkati çekerek, ''Aynı şekilde sayın Bahçeli de günlerdir meydanlarda yalan yanlış rakamlarla küresel ekonomik krizi istismar etmenin derdi içinde, işsizliği istismar etmenin gayreti içinde. Bu ülke 2000 ve 2001 krizlerini unutmadı. Bu ülke sayın Bahçeli'nin Başbakan yardımcısı olduğu dönemdeki Türkiye manzarasını henüz unutmadı. Türkiye'yi uluslararası finans kuruluşları önünde el ovuşturan ülke konumuna düşürdüğünüzü kimse unutmadı. Memur maaşlarını ödeyebilmek için yüzde 7 bin faizlerle borçlandığınızı unutmadı. Kamu borçlarını 71 milyar TL'den 215 milyar TL'ye yükselttiğiniz günleri unutmadı.

Sayın Bahçeli işsizliğe çareniz vardı da neden uygulamadınız? İşsizliği kendi döneminizde neden çözmediniz. 2002 sonunda MHP-DSP koalisyonundan ülkeyi devraldığımızda yüzde 10.3 olan işsizliğin 2008 yılı ortalaması yüzde 10.6. Şu an dünyada bu malum kriz sebebiyle yüzde 12.3. Küresel finans krize rağmen hızla düşen enflasyona rağmen işsizlik 10.6. Üstelik işsizlik tüm dünyada ciddi mesele. ABD'de 2008'de işsizlik yüzde 7.9 oldu, şimdi 3-4 puan arttı. Avrupa'da Avro bölgesinde işsizlik yüzde 8, Belçika'da yüzde 7,5, Fransa'da yüzde 8, Almanya'da yüzde 8,6, Japonya'da bile yüzde 4.4 oranında işsizlik var.

Bu sorun bütün ülkelerde var. Tüm ülkelerde işsizlik var, bunu sanki AK Parti'nin yanlışı gibi, bir sorun gibi sunmaya ne hakkınız var. Milleti bu noktada yanıltmaya ne hakkınız var. İşsizlik üzerinden, istismar üzerinden siyaset yapmaya ne hakkınız var?'' dedi.