Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Burdur'da partililere seslendi.

Erdoğan, 30 Mart'ta eski Türkiye ile yeni Türkiye arasında bir seçim yapılacağını belirterek, "Eski Türkiye demek yeniden koalisyon dönemleri demektir, yeniden kriz demektir, kaos demektir, yeniden gerilim, bunalım demektir. Eski Türkiye demek yolsuzluk, yoksulluk demektir, yeniden yasaklara dönüş demektir. Eski Türkiye demek, içine kapanmış, iddiaları olmayan, hedefleri olmayan, projeleri olmayan dünyada esamesi okunmayan bir Türkiye demektir" dedi.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar;

"Başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim, 79 sene 36 milyar dolar ihracatı olan bir ülkeyken, şu anda 1179 milyar dolar ihracatı olan bir Türkiye... Türkiye'nin dış borcu 100 lirasnın 73 lirası borçtu, şimdi 100 liranın 35 lirası borç. Nereden nereye? Adalet denilen bir şey yoktu, yeni Türkiye inşallah adaletin tecelli etiiği bir Türkiye olacak. Kalkınma, ilerleme olacak. Türkiye, dünya krizine rağmen OECD raporuna göre büyümede 5. sırada. Yeni Türkiye birlik, beraberlik, kardeşlik demek.

'BUNLARIN MUMU SÖNDÜ'
Bizim bu birliğimizi kıskananlar var, bizi parçalamak isteyenler var. Bu adı paralel yapı olan virüs bizi birliğimizi bölmek için ortaya çıktı. Ama başaramayacaklar. Sizin bu birliğiniz buna fırsat vermeyecek. Onlar montajcı, montajcı. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış, ama bunlarınki yatsıya kadar sürmedi. Söndü.

KÜRSÜDE BELGE GÖSTERDİ
Ben şimdi size tarihi bir belge göstereceğim. Bu belge CHP genel müdürünün sahte montaj belgelerine benzemez. CHP'nin genel müdürünün geçmişi de böyleydi. Eskişehir Örfi İdari Kumandanlığı'nın tebliği bu, 1960 müdahalesinin hemen sonrasında halka dağıtılıyor. Ne demek? Yani Sıkı Yönetim Kumandanlığı Tebliği. Diyor ki, "Ankara’daki bütün hükümet erkanı ve Demokrat Parti başkanları, yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır, beraberlerdir. Şuna bakın Allah aşkına, 12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar.

12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırmaktayken yakalandılar. Kaçarlarken yakanlamışlar. Başbakan Adnan Menderes askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmişti. Bu ülke hangi badirelerden geçti. Bu CHP bu ülkeden ne menem işler çevirdi. Hep bunlardan istifade ederken iktidar olmaya çalıştı. Bu millet, bu CHP'yi hiçbir zaman iktidar yapmadı.

'MARMARAYINIZ VAR MI?'
Geçenlerde İstanbul'da 2 gün sis vardı. O sisin olduğu dönemde Marmaray öylke bir iş gördü ki, günde 300 bin kişi taşındı. Biz buyuz. Japonya'ya gidiyorum, onlar Marmaray'ı anlatıyor, Malezye'da Marmaray anlatılıyor. Büyük devlet olmak budur. Lafla olur mu? Şimdi bu CHP'lilere sorun. Sizin 1. köprünüz, 2, köprünüz, 3. köprünüz, Marmarayınız var mı?

'SİLÜET NEDİR BİLMEZ'
CHP'nin İstanbul başkan adayı çıkmış eski köprünün üzerinden Haliç Köprüsü'nü gösteriyor, 'İstanbul'un silüetini bozuyor' diyor. Sorsanız silüet nedir diye bilmez, bir takım elbise sanır. Bunların yüzü kızarmaz, çünkü mesleği bu.

'GENEL MÜDÜRDEN PARA KAZANDIM'
Bu genel müdürün eline sahte belgeler tutuşturuyorlar. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımızla ilgili eline bir sahte belge verdiler, Meclis'ten bunu anlattı. Bir saat sonra yalanlandı. Bir kez daha tuzağa düşürüldü. Mahkemeler açıldı, başkanımız bu genel müdürden bayağı para kazandı. Ben de kazandım, bende de bayağı para oldu. Şimdi bu iftiralarla ilgili arka arkaya çok mahkemeler açılacak. Yasaların içinde bu bir defa ayağa kalkamayacak. Bunların hiçbirinden ders almadı.

'EY HOCA BUYUR VATANINA GEL'
Şimdi de okyanusötesinden biri bu CHP'nin eline bir montaj ses kaydı verdi. Eline tutuşturulan bu montajla işi idare etmeye çalışıyor. Bu senaryoda hocası ona bu görevi verdi. Ey hoca, eğer bir yanlışın yoksa Pensilvanya'da durma, vatanın Türkiye'yse buyur vatanına gel. Siyaset de yapacaksan çık meydanlar siyaset yap ama bu ülkenin huzurnun bozma. Okyanus ötesindeki hocayla, CHP genel müdürü el ele Türkiye'yi bir kaos sürüklüyor.

Çıkmış diyorlar ki, 'Türkçe olimipiyatlarında hocamızı övüyordun'. Evet, övüyorduk, ama o zaman bunu bilmiyorduk, iyi niyetli düşünüyorduk hep. Yasalar çerçevesinde onlara gereğini yapacağız. Bu mücadele artık bir istiklal mücadelesidir.

'KAYITLARI SERVİS YAPIYORLAR'
Çok ciddi bir saldırıyla karşı karşıyayız. Bu saldırı sadece benim şahsımz, aileme yönelik değildir. Bu saldırı, Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik bir saldırıdır. 'Selam' diye bir örgüt uydurmuşlar, tamamen hukuksuz bir biçimde 3 yıldan fazla bir süre binlerce kişinin -kendileri hariç- telefonunu dinlemişler. Birbiriyle ilgili olmayan, siyasetçi, sanatçı, Genelkurmay, gazeteci, başbakan, cumhurbaşkanı... Amaç şantaj. Türkiye Cumhuriyeti'nin Enerji Bakanı'nı 'Selam örgütünün üyesidir' diye listeye alıp, telefonunu dinliyor. Enerji Bakanı diğer ülkelerinin bakanlarıyla enerjiyi ilgilendiren konularda gizli görüşmeler yapar. Kayıtları depolayıp, bir yerlere servis ediyorlar. 'CHP, MHP bizi de dinlediler' dedi. Peki niye internet yasasına karşı çıktınız. Çünkü hesap başka.

'SAVCI SESSİZ KALIYOR'
Savcıya soruyorum; sen hangi ülke adına bu dinlemeleri yaptın? Benim ülkemin en mahrem bilgileri başka ülkerlerin adına çalışan casuslar tarafından dinleniyor, servis ediliyor ve bu ülkenin savcısı buna kayıtsız kalıyor.

'CASUSLUK DENEN BİR OLAY VAR'
Benim yanıma polis olarak gelen, bizim yetiştirdiğimiz emniyet amiri benim ofisimin en mahrem yerine böcek yerleştiriyor ve beni dinliyor. Şimdi CHP'nin genel müdür diyor ki, 'Sen hükümetsin kontrol et'. Casusluk denen bir olay var, adam yargının içinde polisin içinde yapılanmış. Gerekli müdaheleyi yaptığım zaman da bağırıp çağırıyorsun. Bir tanesi kaçtı, bunların sayısı da artacak. Klasörler çoğalmaya başladı. Bütün bunlara karşı bizler sessiz durabilir miyiz?

'MAVİ MARMARA ŞEHİTLERİNİN AİLELERİNİ DİNLİYORLAR'
Üç yıldan fazla 'Selam örgütü' altında Mavi Marmara şehitlerinin ailelerinin telefonları dinleniyor. Şu alçaklığa bakar mısınız? Sizden bunları dinlemenizi kim istedi?

'ORTADA ÇOK BÜYÜK BİR İHANET VAR'
Geçenlerde büyük bir işadamı geldi, diyor ki, 'Ben bütün zekatımı bunlara veriyordum. Şimdi benim zekatımın yerine gitmediğine inanıyorum'. Yıllarca adam zekatlarını oraya vermiş. Şu hale bakın. Halis niyetli kardeşlerime sesleniyorum; bu paralel yapı çok büyük bir ihanetin içine girmiş. Bunlar başka ülkeler için çalışmış, oratada çok büyük bir ihanet, ajanlık, casusluk var.

'KASET ÜRÜNÜ'
MHP bu kirli komplonun aracı olmamalıdır. CHP'nin şu andaki genel müdür bir kaset ürünü genel müdürdür. Eski genel başkan bir kasetle gönderildi. Geçen gün çıkmış bana 'Çıksın, açıklasın' diyor. Anayasa tartışmalarının olduğu anda, sosyla medyaya düştüğü anda ulaştırma bakanıma talimat verip onu durduran ben oldum. Sen bununla gittin. CHP içinde kasetle şantajla sonuç alabildiğini gören CHP genel müdürü, Türkiye'nin istikbalini kasetle almaya çalışıyor. CHP içinden sağduyulu sesler yükselmeye başladı.

'YOĞUN BAKIMDA BURAYA GELDİM'
Sokağa dökülen gençlere de sesleniyorum, okyanus ötesinin oyuncağı olmayın. Biz bu saldırıyı def edeceğiz Allah'ın izniyle. Bir tane gazete bugün bir haber yapmış. Ben yoğun bakımdaymışım. İşte yoğun bakımda buraya geldim, dün MGK'daydım hemen yoğun bakıma girdim, çıktım ve burdayım.

DERSHANE KONUSU
Paralel yapının bir gazetesi var, dayatmayla satarlar. 'Dershaneme kayıt yapacaksan, gazeteye de abone olacaksın' derler. Bırakın bunların gazetelerini, dershanelerini, bizim devletimizin okulları yeter. Bunlara hep birlikte milletçe bir ders vermek gerekiyor. Birliğimizi bozmaya hakkınız yok diyelim.

Bu CHP'nin genel müdürü bir zamanlar SSK'nın da genel müdürüydü. O zamanlar çok çile çektik, ben o zamanlar sabahın erken saatlerinde hastaneye gider sıra beklerdik. Eczaneye giderdik, ilaç yok derlerdi.

30 Mart Esma'ların zaferi olacak."