Başbakan Erdoğan, SETA tarafından düzenlenen konferansta Küresel Düzen ve Adalet konulu bir toplantıda konuşma yaptı.

Konuşmasında Suriye'de yaşanan olaylar üzerinden BM'yi eleştiren Erdoğan, "BM Güvenlik Konseyi'nin sistemi bozuk" dedi.

Erdoğan şöyle devam etti:

"Şu anda ben merak ediyorum Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ne yapıyor? Ne zaman Birleşmiş Milletler Konseyi'nin daimi üyeleri bu konuda bir birliktelik sağlamak suretiyle adımını atabilecek.

Atamaz. Niye, çünkü sistem bozuk. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, sistem olarak kuruluşu bozuk. Belki kuruluşunda böyle bir gereklilik olduğu için bu şekilde kurulmuş olabilir.

Ama şu anda bu sistemin reforme edilmesi gerekmektedir. Bir ülkenin, iki ülkenin dudakları arasına insanlık mahkum edilemez.

İşte bakın BM Güvenlik Konseyi'nin 2 yıldır Suriye halkının acısını hafifletecek tek bir kararı olmamıştır.

'YENİDEN YAPILANDIRILMALI'
'Birleşmiş Milletler'in , adalet üreten bir sisteme sahip olmadıkça insanlığın barış ve huzuruna katkı sunamayacağını dile getiren Erdoğan, "Birleşmiş Milletler'in bir itibarı ve ciddiyeti olacaksa mutlaka yeniden yapılandırılması ve dünyanın sorunlarına çözüm üreten bir kurum haline getirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

'HAKİMİYET MUHALİFLERDE'
Suriye'de hakimiyetin rejimde değil muhaliflerde olduğunu da söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Suriye'de hakimiyet aslında muhaliflerin elindedir. Rejimin hakimiyeti şuradan geliyor. Elinde kullanmış olduğu füzeleri var. Uçaklarla bombardıman yapıyor.

Tank ve toplarla halkının üzerine gidiyor. Ölüm sayısı da 100 bine doğru gidiyor. Ama kara hakimiyetindeki muhaliflerin durumu farklı. Şu ana kadar 283 füze attılar. Bu NATO kayıtlarında mevcut.

Ayrıca 'sarin' denilen bir kimyasal silahı da kullanıyorlar. Bu da var. Bütün bunların yanında fedai can eden bir Suriye halkı var. Biz Suriye'de rejimin karşısındayız. Suriye halkının bizler yanındayız, onlarla bu mücadeleyi sürdürüyoruz.

Bize destek olan ülkeler var. Bu destek ilerleyen dönemde daha da fazla artacaktır. Burada 2. Cenevre süreci diye ifade edebileceğimiz bir süreç vardır ki bu da Rusya ve Çin'in sürece dahil edilmesidir."

'FİLİSTİN İŞGALİ SONA ERMELİ'
Erdoğan konuşmasında Filistin'deki barış süreci ve İsrail-Türkiye ilişkilerine de değindi. Filistin'de 'milli uzlaşı' sağlanmadan barışın mümkün olamayacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz, (Filistin meselesi bir din, etnisite yahut toprak meselesi değildir) diyoruz. Filistin meselesine adil ve kalıcı çözüm bulmadan Ortadoğu'da sadece sözden ibaret bir barış bulursunuz.

Filistin topraklarındaki işgalin sona ermesi adaletin bir gereğidir. Bu adalet ilkesini hayata geçirmeden barıştan, uzlaşıdan, refahtan bahsetmek mümkün değildir.

Bunun için Filistin'de işgal ve ablukanın derhal sona ermesi ve 1967 sınırları üzerinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerekmektedir. Biz de Türkiye olarak bunu destekliyoruz."

'ÖZÜR HALLOLDU, SIRADA TAZMİNAT VE ABLUKA VAR'
Erdoğan, Türkiye ile İsrail ilişkilerinin normalleşmesi için yürütülen sürecin başında olduklarını söyledi. İlişkilerin düzelmesi için Türkiye'nin istediği 3 başlığı yineleyen Erdoğan, "Bunun birincisi özürdü. Bu halloldu. İkincisi tazminattı. Bu, henüz görüşülüyor. Üçüncüsü ise Filistin'e uygulanan ablukanın kalkması olayıdır. Bunlar olmadan bu adım atılmaz" diye konuştu.