Başbakan Erdoğan, yerel seçim mitingleri için bugün Trakya'daydı. Önce Kırklareli'nde, ardından Tekirdağ'da seçmenlere seslendi.

Erdoğan, Kırklareli mitinginde 1999'da Kırklareli Pınarhisar'da 4 ay misafir olduğunu, Kırklarelilileri hemşehrisi olarak gördüğünü söyledi.

Başbakan olmasına ve bu kadar yoğun programına rağmen Türkiye'nin 81 ilini defalarca ziyaret ettiğini ve tamamında açılışlar yaptığını belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Peki muhalefet ne yapıyor Allah aşkına? Seçim dışında onları gören oldu mu? Buraya kaç kere geldiler? Çok mu işleri var? Bu kardeşiniz, hem partiyi, hem ülkeyi yönetiyor. Allah aşkına sorun şu CHP'lilere, deyin ki 'Bugüne kadar iktidarlara zaman zaman ortak oldun. Şu Kırklareli'ne ne eser getirdin?' Burada gösterebilecekleri bir eserleri var mı? Atalarımız ne diyor? 'Ya hayır söyle ya da sus'. Bunlar hayır söylemiyor. Bunlar doğru konuşmuyor. Bunlar öfke içinde, gerginlik içinde, tehditle propaganda yapıyorlar. Milletin önünde hakaret ediyorlar. Bozuk bir üslupla hükümete ağızlarına geleni söylüyorlar. Bunların geçmişlerinde Türkiye için kayda değer eser yok. Bunların geçmişlerinde krizden, harabeden, enkazdan başka bir şey yok. Bunların geçmişlerinde Türkiye'nin sorunlarının artmasından başka bir şey yok. Buna rağmen susmuyor, ağız dolusu hakaret ederek siyaset yaptıklarını zannediyorlar.''

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, ''Bu hükümet telefonlarımı dinliyor'' iddiasında bulunduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''(Vatandaş) diyor, 'Hükümete hakaret eder, yeri geldiğinde küfür de eder.' Bunu ana muhalefetin lideri diyor. 'Ağız tadıyla birbirimize küfredemiyoruz telefonda' diyor. Ne demek ağız tadıyla küfredemiyorum? Ben de diyorum ki sayın Baykal, eğer sen küfür edeceksen gece 12.00'den sonra et. Çocuklara kötü örnek oluyorsun, ayıp oluyor. Çocuklarımızın ahlaklarını bozacaksın. Ayıp oluyor. Veyahut illa edeceksen, şifreli kanallarla yap bu işi, çocuklarımız yarın seni hayırla yad etmez. 'Bir zamanlar böyle bir siyasetçi gelmiş' derler. 'Ama ağzı çok bozuktu, küfürbazdı' derler. Benim seçmenim küfürbaz siyasetçiye oy vermez. Bununla kalmıyor, iki de bir diyor ki '2011'de ben iktidarım'. Ben de dedim ki galiba sayın Baykal sürç-i lisan etti. Herhalde 3011 diyecekti.''

Muhalefetin, yapılanları engellemek gibi bir özelliğinin bulunduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunlar sadece hizmet kervanının önüne taş koyar. Şu çukurlardan neler çıkıyor. Şu çukurlardan ne çirkin planlar çıkıyor görüyor musunuz? Milleti bölmeye, milletin arasına nifak tohumları ekmeye çalışmışlar. Karanlık senaryolar yazmışlar. Hukukun dışına çıkmışlar. Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine kast etmişler. Her şey artık gün yüzüne çıkıyor. Bunları görüyor musunuz? Ama Baykal ne diyor. 'Ben 'Ergenekon'un avukatıyım' diyor. Sayın Baykal sen zaten, geçmişinde hep bu tür davalara avukatlık yapmışsın. Sen 'Ergenekon'un avukatı olmaya devam et, ben de milletimin avukatıyım. Farkımız bu.

Karanlık yollar aydınlanıyor ama birileri buna taş koymaya çalışıyor. CHP bunların başını çekiyor. Yandaş medya da avukatlık yapıyor. Ama ortaya Maliye Bakanlığının yaptığı operasyonlar çıkınca da feryat ediyor. Niye feryat ediyorsun? Maliye Bakanlığı görevini yaptı. Niye rahatsız oluyorsun? Neden? Bunlar yapılmayacak mıydı?

Sayın Baykal, bunun da avukatlığını yapıyor fahri olarak. Sayın Baykal, son derece sinirli, son derece gergin bir üslupla konuşuyor. Kantarın topuzunu iyice elinden kaçırdı. Ben diyorum ki, aman Baykal yapma, sen bize lazımsın. Sen ana muhalefette oldukça AK Parti daha güçlü olarak yoluna devam edecek.''

TÜPRAŞ'LA İLGİLİ İDDİALAR
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Baykal'ın bu hafta sonu yeni bir iddia ortaya attığını kaydederek, konuşmasına şöyle devam etti:
''Gerçekten üzücü. TÜPRAŞ'tan bahsediyor. 'TÜPRAŞ'ın yüzde 14.75'i Museviler'e satıldı' diyor. Sayın Baykal, sen deneyimli siyasetçisin. On yıllardır siyasetin içindesin. Yaptığın benzetmelere, kullandığın sıfatlara dikkat etmeni sana tavsiye ediyorum. Biliyorsunuz bunlar, şahısların gen haritasını çıkarmak konusunda uzman. Sayın Baykal ve avanesi... Maalesef insanları kökenlerine göre sınıflandırmada CHP'nin sicili bozuktur. Şimdi ekonomiyi dini terimlerle, dini sıfatlar üzerinden sınıflandırıyor.

Biz Gazze'de, İsrail tarafından bombalar atılarak öldürülen kadınların, yavruların yanında yer aldığımız zaman, senin şahsın ve o monşer eskilerin bizi eleştirdiniz. TÜPRAŞ'ı alan kim? TÜPRAŞ'ı alan Koç Grubu. Niye doğru konuşmuyorsun? Hisselerin içinde İsrailliler olabilir. Serbest piyasa bu. Niye bunda ayrımcılık yapıyorsun? Yani Musevi olan, benim ülkemde ticaret yapamaz mı? İşine geldiğinde Yahudi düşmanlığına karşısın, işine geldiği zaman da tam aksini yapıyorsun. Böyle ikircikli siyaset olmaz. Dürüst olacaksın. Dik duracaksın. Ondan sonra adam gibi olmaktan bahsediyorsun. Benim milletim, adam gibi adam olan başbakana oy verir. Eğilip bükülenlere değil.''





ERDOĞAN'DAN BAHÇELİ'YE: CHP'NİN AVUKATI MISIN?
Erdoğan Tekirdağ mitinginde de Baykal ve Bahçeli'yi hedef aldı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da Bahçeli'nin de "Diyor ki IMF, IMF, IMF" diyerek verip veriştirdiklerini ifade eden Erdoğan, Bahçeli'nin hükümeti kendilerine devrettiğinde Türkiye'nin IMF'ye borcunun 23.5 milyar dolar olduğunu, bunun şimdi 8 milyar dolara gerilediğini söyledi. Erdoğan, "23.5 milyar dolar nire, 8.5 milyar dolar nire. Buraya düşürdük. Peki, MB'de ne vardı? MB'nin içi boşalmıştı. 26.5 milyar dolar vardı. Şimdi 67 milyar dolar var. Nereden nereye? Eğer bu yolsuzluğun hortumları kesilmeseydi bu borçlar ödenir, MB'nin parası böyle artar mıydı? Bu yatırımlar, duble yollar, okullar, hastaneler yapılabilir miydi, enerji hatları çekilebilir miydi?" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bugünlerde tüm dünyada şiddetli bir küresel krizin etkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Ben dedim ki 'Bu bizi teğet geçecek' Sayın Baykal, 'Ne teğeti' dedi. Bir diğeri aynı şekilde bunu kullandı. Dünyanın tüm ülkeleri bu krizden az ya da çok etkileniyor. Tüm dünyada borsalar iniyor, işsizlik artıyor, büyüme geriye doğru gidiyor, bankalar, finans, sigorta şirketleri tek tek iflas ediyor, el değiştiriyor. Bu küresel dalgaya, şoka rağmen Sayın Baykal, Sayın Bahçeli, Türkiye'de şu ana kadar bir banka battı mı? Sayın Bahçeli iktidarın döneminde 16 bankayı fona devrettiniz, fona. O zamanın rakamıyla 40 milyar dolara faiziyle beraber mal ettiniz. Bu parayı benim vatandaşım ödedi. Dikkat edin CHP, MHP ve onların yandaş medyası bu krizi kendileri için bir fırsata çevirmenin gayreti içindeler. Kusura bakmayın. Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirtmeyeceğiz. Ne yiyeceğiz, ne yedirteceğiz. Krizi istismar ederek, kriz üzerinden oy devşirmenin, rant sağlamanın gayreti içerisinde olanlar, bunu bulamayacaklar. Moralleri bozarak, karamsarlık pompalayarak milletten oy alacaklarını zannediyorlar. CHP'si, MHP'si, onların yandaş medyası hiçbir zaman bu ülkenin sevinciyle sevinemedi. Türkiye'nin şu son 6.5 yılda elde ettiği başarılar milletimizi sevindirdi, ama bunları sevindiremedi. Şimdi de kriz üzerinden kendilerine fırsat devşirmenin gayreti içerisindeler. Siz bunların zaten dönemini de çok iyi biliyorsunuz. Siz bunların çıkardıkları o krizleri çok iyi biliyorsunuz. Bu ülkeyi nasıl üç kuruşa muhtaç ettiklerini çok iyi biliyorsunuz."

TL'DEN SIFIR ATMA
Türk Lirasından sıfır atma kararı aldıklarında muhalefetin buna tepki gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Bunlar bize dedi ki 'Sakın ha... Sıfırları atarsanız enflasyon patlar' biz dedik ki 'Patlamayacak' çünkü Türk Lirası'nın Değerini Koruma Kanunu var. Hani Türk Lirası'nın değeri, hani milliyetçiydiniz? Niye Türk Lirası'nın değerini korumadınız? Akşam yatıyorsunuz bir sıfır, sabah kalkıyorsunuz bir sıfır. Bıktık sizin bu sıfırlarınızdan, sıfır, sıfır, sıfır, sıfır, sıfır. Bıktırdınız bu milleti. Türk lirasından 6 sıfır attıktan sonra korkulan olmadı. Enflasyon patladı mı? Çatladı, çatladı. İşte geldi 7.7'ye, mesele bu" diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sayın Baykal ne diyor; 'Türk lirası dolar karşısında çok pahalı, çok değerli' diyor. 'Bunun değerini düşürmek lazım' diyor. Şu hale bakın, şunların milliyetçiliğine bakın. Kendi parasının değerini düşürtmek istiyor. Biz uluslararası camiada Türk lirasıyla nasıl alışveriş yaparız o günleri hazırlamanın gayretindeyiz. Şunun söylediğine bak, 'Türk Lirasının değerini düşürmek lazım' diyor. Sayın Baykal hadi sen başka yerlere git. Biz yolumuza aynen devam ediyoruz. Sen yanlış kılavuzlar bulmuşsun kendine. Sen o kılavuzları değiştir."

İDDİANI İSPATLAMAZSAN NAMERTSİN
MHP lideri Bahçeli'nin gittiği her yerde aynı sözleri bozuk plak gibi tekrar ettiğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Güya AK Parti'ye çamur atıyor. Ben kürsüde sağa gidip MHP'yi, sola gidip CHP'yi eleştiriyormuşum. Sayın Bahçeli, CHP'den sana ne? Sen CHP'nin avukatı mısın? Bu muhabbetiniz ne? Bu dostluğunuz, işbirliğiniz nereden geliyor? Son zamanlarda bir şey daha çıkardı ortaya. Karanlık odalardan bahsediyor. Güya ben milletvekili olabilmek için hangi karanlık odalarda hangi savcılarla görüşmüşüm... 'Bunları açıkla' diyor. Şimdi ben de dedim ki Sayın Bahçeli hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Sayın Bahçeli bak, arkadaşım olursun olmazsın ama dostça, arkadaşça söylemek istiyorum. Eğer sen bu iddianı ispatlamazsan namertsin. Çünkü Tayyip Erdoğan savcıların, şunların, bunların icazetiyle buraya gelmedi. Tayyip Erdoğan milletinin verdiği icazetle buraya geldi. Benim milletim sizi barajın altına çekti. Halbuki size 5 yıllığına iktidar verdi. Niye 5 yıl kalamadınız da 3.5 yılda bırakıp kaçtınız? Ayıptır yahu, yazıklar olsun. Eğer bu iç ve dış mihrakları açıklamazsan da namertsin, müfterisin bu kadar açık söylüyorum. Benim bu sözlerim üzerine açıklama yapmış, diyor ki 'Bunları Başbakan olunca açıklayacağım' Ne demek bu? Yani başbakan olamayacaksan ne olacak? Böyle komik... Artık buna komedi demeyeyim ne diyeyim? Böyle şey olur mu? Bir siyasi lidere bu yakışır mı? Bir siyasi lider söylediğinin arkasında duracak, dik duracak. Eğilip, bükülmeyecek. Bunu söylüyorsan hemen açıkla. Bak ne kadar güzel, seçime 12 gün kaldı. Bunu söylersen oy toplarsın, oy... Prim yaparsın söyle bunu. Açıkla, durma. Atalarımızın güzel bir lafı var 'Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz'. Benim böyle bir derdim yok, Elhamdullillah rahatım. Çünkü bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Olay bu. Onun için rahatız, çık açıkla. Ama açıklamayıp eveleyip, geveleme. Madem aydınlatacağın bir şey yok, niçin iftira atıyorsun. Bu mu senin siyasi ahlak anlayışın? Biliyorsun ki millet seni iktidara getirmeyecek. İşi niçin o günlere havale ediyorsun? Yüreğin yetiyorsa çık, bugün konuş."

İNCE GİYERİM İNCE...
Konuşmasında "İnce giyerim ince" isimli Tekirdağ türküsünün sözlerini de hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"-Derelerin çakılı, nereden aldın bu akılı? -Sayın Baykal bir yana, Sayın Bahçeli bir yana, -İkisinin resmini çıkarsınlar yan yana...Çünkü bunların birbirinden farkı yok. Bunların siyaseti de bir, dili de bir, üslubu da bir. Dikkatinizi özellikle bir yere çekmek istiyorum. İnşallah, Tekirdağ çok ciddi yatırımların merkezi olmaya başladı. İnşallah 100 milyon doları aşacak yatırımlarla istihdamı da geliştireceğiz..."

EKMEK KARNESİNİ GÖSTERDİ
Eskişehir'de 76 yaşında bir vatandaşın kendisine eski nüfus cüzdanını verdiğini anlatan Başbakan Erdoğan, bu cüzdanı cebinden çıkararak meydandakilere gösterdi. Nüfus cüzdanının sayfalarını açarak, ekmek ve şeker karnesi için kullanıldığını ifade eden ve sayfalara vurulan mührü gösteren Erdoğan, şöyle konuştu:

"CHP bu. CHP yokluktur, CHP kıtlıktır. Ama ne diyor Sayın Baykal; 'Biz Atatürk'ün partisiyiz, biz cumhuriyetten daha eskiyiz' diyor. Sayın Baykal, sen Atatürkçü filan değilsin. Sen Atatürk üzerinden geçinenlerdensin. Oradan geçinenlerdensin. Hiç alakan yok. Bunlar değil mi, bu CHP, Atatürk öldü, bunlar tuttu, Türk parasının üzerinde Atatürk'ü kaldırdı, İnönü'nün resmini koydu. Pullardan Atatürk'ün resmini kaldırdı, İnönü'nün resmini koydu, devlet dairelerinden Atatürk'ün resmini kaldırdı İnönü'nün resmini koydu. Bu CHP değil mi? Hangi yüzle konuşuyorlar. Şu başınızı iki elinizin arasına alın düşünün, dürüst olun dürüst. Sayın Baykal, biz senin enerji bakanlığınızı da biliyoruz... Benim çiftçi kardeşim, traktörü ile akaryakıt istasyonuna geldiğinde mazot alamıyordu. Benzin alamıyordu, karaborsa. Gazyağı alamıyordu, karaborsa. Sayın Baykal, inan bu iş seninle yürümez. 10 koyun sana teslim etseler, kaybeder gelirsin. Geçmişinde bu var. Bu ülkeyi size teslim ettiler, ne hale getirdiniz ortada. Türkiye artık, küresel bir ekonomi, küresel bir güç."