Balyoz davasında sanıklar 20 yıla varan hapis cezalarına çarptırıldı.

İlişkili Haberler


Başbakan Tayyip Erdoğan, konuyla ilgili ilk açıklamasını Kudüs Üniversitesi'nce kendisine verilen fahri doktora ödül töreninden sonra yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, mahkemenin kararlarına ilişkin şunları söyledi:

"Bunun ilk derece mahkeme kararından sonra bir de Yargıtay süreci var. Yargıtay sürecini de takip etmek durumundayız. Bizim tüm temennimiz, arzumuz buradan haklı bir kararın çıkmasıdır. Şu anda noktanın konulduğu bir durum değildir. Devam eden bir süreç söz konusudur. Gerekçeyi gördükten sonra ancak bunun yorumunu yapma imkanına kavuşabiliriz.''

'DAHA ORTADA GEREKÇE YOK'
Başbakan Erdoğan, gazetecilerin, hükümeti cebren yıkmaya teşebbüs gerekçesiyle hüküm verildiğine ilişkin sözlerine ise, ''Hayır, daha gerekçe yok ortada. Bazı şeylerle alakalı olanı söylüyorsunuz. Bu gerekçe değildir. Bu, sadece şu anda açıklanan kararla ilgili oradaki ifadedir. Gerekçe çok daha geniş olur. O gerekçeyi görmeden bir şey söylemek doğru olmaz'' karşılığını verdi.

'MAHKUMİYETE SEVİNİLMEZ AMA YARGI KARARI'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise katıldığı bir cami açılışı sonrasında konuyla ilgili değerlendirme yaptı.

Kararın, demokrasi ve sivil asker ilişkileri açısından yaşanan gelişmeleri ortaya koyduğunu aktaran Arınç, "Epeydir devam eden dava bugün sonuçlandı. Bu ilk mahkemenin kararı. Cezaları öğrendim, tahliye edilenler var, yakalama emri çıkarılanlar var. Bunlar yargı sürecinin evreleridir. Hiçbir mahkumiyete sevinilmez ama bu bir yargı kararı. Sanıyorum, bütün sanıklar, aleyhinde olan kararı temyiz edeceklerdir. Temyiz sonucunu da beklemek lazım. Ayrıca, mahkemenin hangi gerekçeyle hareket ettiğini görmek için de gerekçenin yazılması beklemek lazım" diye konuştu.

YILDIRIM: DEĞERLENDİRMEYİ KAMUOYU YAPACAK
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da kararlarla ilgili bir açıklama yaptı.

Bu tür darba girişimlerinin demokrasinin gelişimine 'vesile' olduğunu söyleyen Yıldırım, "Yargı kendi işine biz kendi işimize bakacağız. Yeni verilmiş bir karar üzerine benim yorum yapmamın pek anlamı yok. Toplum, kamuoyu değerlendirmesini yapacaktır. 1960, 1971, 1980, 28 Şubat, 26 Nisan bütün bunlar Türkiye'nin aslında bir anlamda demokrasisine yönelik girişimler olmakl birlikte Türkiye'nin demokrasisini geliştirmesine de bir vesile olmuştur. Hepimiz ümit ediyoruz ki demokrasi dışı hiçbir girişim, teşebbüs bir daha ülkemizde olmasın. Hukuk devleti, herkesin güven duyacağı bir anlayışa ulaşmış olsun" değerlendirmesinde bulundu.