Erdoğan: Er ya da geç Gazze'ye gideceğim

Başbakan Erdoğan'ın bugünkü Mısır ziyaretinde merak edilen konulardan biri de Gazze'ye gidip gitmeyeceği; Erdoğan bu ziyaretin er ya da geç gerçekleşeceğini söyledi.

11.09.2011 - 21:23

Erdoğan: Er ya da geç Gazze'ye gideceğim

Başbakan Erdoğan'ın "Gazze'ye giden Türk gemileri korunacak" (habere git) sözlerinin yer aldığı açıklaması, geçtiğimiz hafta içinde dünya medyasında da yer bulmuştu.

Erdoğan, El Cezire'ye verdiği röportajın dün yayınlanan bölümünde, "Mavi Marmara aslında bir savaş nedenidir. Fakat biz Türkiye'nin büyüklüğüne yakışanı yapalım diyerek, bunu sabırla karşıladık..." dedi.

Açıklamada dikkat çeken noktalardan biri de, Erdoğan'ın, "Rabbim izin verirse er veya geç Gazze'ye gideceğim'' sözleri oldu.

Erdoğan, Mısır'a yapacağı ziyaret çerçevesinde Gazze'yi de ziyaret edip etmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, ''Şu anda arkadaşlar gerekli çalışmaları yapıyor. Lüzumsuz gerilimden yana değiliz ve bunu Mısırlı kardeşlerimizle de görüşüyoruz. Mutabık kalmamız halinde, evet.

Ben Gazze'deki kardeşlerimin bizi beklediğini biliyorum. Ben de Gazze'nin özlemi içerisindeyim, hasreti içerisindeyim. Bu arada birçok arkadaşlarımı ben Gazze'ye gönderdim. Gidiyorlar, geliyorlar ama er veya geç Gazze'ye inşallah Rabbim ömür verirse gideceğim'' diye konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından bölümler:
— BM Genel Kurulu, BM Güvenlik Konseyi'nin almış olduğu kararlara hiçbir zaman uymadı. İsrail'de bir şımarık çocuk havası var İsrail'de... Mavi Marmara aslında bu bir savaş nedenidir. Fakat biz Türkiye'nin büyüklüğüne yakışanı yapalım diyerek, bunu sabırla karşıladık...

— İsrail bugüne kadar yapmış olduğu uygulamaların, yanına kar kalmayacağını görmesi lazım, görecek.

— İsrail hala özür dilememekte direniyor, tazminat ödememekte direniyor, Gazze'ye ambargoyu kaldırmakta direniyor. Bu siyasi emelleriyle, Türkiye ile olan ilişkilerini de yokluğa mahkum etmiştir ve kendini de ayrıca yalnızlığa mahkum etmiştir. Şu anda Batı da artık İsrail'e farklı bakmaya devam ediyor.

— İsrail şunu bilecek; işgalle, tehditle hiçbir yere varılamaz. Bunu görmesi lazım. Şu anda Filistin'le olan münasebetlerinde, Filistin'e yönelik, işgal ettiği topraklardan tamamen çekilmesi lazım...

— Biz tabii bunlara ne telkin ettiysek, zaten tersini yapıyorlar ve orada adeta yönetimde ciddi bir akıl tutulması var. Önce bundan kurtulmaları lazım ve üst yönetimde bir defa ciddi sıkıntı var. Yani birbirleriyle olan aradaki görüşmeler, danışmalar ne getirir, ne götürür... Bunu tabii İsrail halkı sorgulamaya başladı. 450 bin İsrailli yürüdü, miting yaptı. Demek ki İsrail halkı da bu süreçten rahatsız.

— Türkiye İsrail için bölgede önemli bir ülkeydi. Şu anda artık Türkiye'yi kaybediyor, böyle bir durumla karşı karşıya. Bu artık kendi bilecekleri bir iştir ve biz söylüyoruz; özür dilemedikçe, tazminat ödemedikçe, Gazze'ye ambargo kaldırılmadıkça, arık İsrail için Türkiye yoktur.

SURİYE
''Artık meşruiyetini gölgelemiş, kaybetmek üzere olan bir Esad var... Artık ben aramıyorum, aramayı da düşünmüyorum, kendisi ararsa konuşurum."

TÜRKİYE
"Şimdi çok açık, net bir şey ortaya koymak lazım. İslamcı ifadesini kullandığınız zaman, bu bir defa bizim dinimize ters bir kavram. Bu, dinimizin aslında siyasallaştırılmasıyla alakalı bir kavram olarak ortaya çıkıyor. Ama şunu işlersek daha isabetli olur. Bir Müslüman siyaset yapar mı, yapmaz mı? Herhalde bir Müslüman'ın siyaset yapmak en doğal hakkıdır, en tabi hakkıdır. Farklı dinlerin mensupları nasıl siyaset yapabiliyorsa, bir Müslüman olarak biz de siyaset yapabiliriz. Buna hiçbir mani yoktur.

Müslümanlar arasında dindar olanlar vardır, dinini az uygulayabilenler vardır, hiç uygulamayanlar vardır. Bunların derecesini belirlemek de bize ait değildir. Ben bir başbakan olarak kimsenin, dini ne kadar yaşıyor, yaşamıyor, Bunu takip etmek benim görevim değil, biz şahsımıza bakarız. Ama ülkemizi yönetirken de bizim bir anayasamız var, yasalarımız var. Bu anayasamıza, yasalarımıza göre de ülkemizi yönetiriz."

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...