Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Oxford İslami Etütler Merkezi'nde, ''Medeniyetler İttifakı ve Türkiye'nin Rolü'' konulu konferansta konuştu.

PKK terör örgütü konusunda Avrupa Birliği ülkeleri ile yaşanan sıkıntıları dile getiren Erdoğan, AB üyesi ülkelerin PKK'yı terör örgütü olarak tanıdığını ancak yaptırımlarını ortaya koymadığıklarını belirtti.

Başbakan Erdoğan, ''PKK terörünün Avrupa'dan destek bulduğunu biliyoruz. Bu konuda Türkiye ne yapacak?'' sorusuna şu karşılığı verdi:

"Tabii beklediğiniz cevabı biliyorum, fakat bu noktada AB üyesi ülkelerle çoğu zaman çatışıyoruz diyebiliriz. Zira PKK'yı terör örgütü olarak tanıyor bütün ülkeler. PKK'yı terör örgütü olarak tanıyorsan yaptırımlarını niçin ortaya koymuyorsun? Mesela terör örgütünün liderlerinin nerede olduklarını biliyorlar, yakalıyorlar, güvenlik anlaşmalarımız var, 'teslim edin' diyoruz, teslim etmedikleri gibi bir de bakıyoruz ki Erbil'den dağa gönderilmiş. Tabii bu bizim problemimiz, derdimiz. Biz sürekli olarak bu baskımızı kendilerine anlatarak yineliyoruz. G-20 Zirvesi'nde de bazı liderlere, sıkıntılarımız oldu, onları anlattım. Kendilerine bu konuyla ilgili düşüncelerimizi ısrarla vurguladım. Yalnız şu görünüyor son zamanlarda; terör örgütü mensuplarına karşı bir alan daralması var. Bunu hissediyoruz. Teröristlere mali kaynak temini de aslında terörle mücadelede yasaktır, ama buna karşı sessiz kaldıklarını görüyoruz ve biz uyarılarımızı yaptık, yapıyoruz. Yazışmalar da oluyor. Tabii benim kısa zaman önce AB liderlerine bir mektubum oldu. Bu mektupta hassasiyetlerini istedik."


"Ilımlı İslam" tanımına da değinen başbakan, böyle bir şeyi kabul etmenin mümkün olmadığını, Türkiye'nin asla böyle bir düşünceyi veya böyle bir anlayışı temsil etmediğini söyledi. Erdoğan şöyle konuştu:

"O da şu; özellikle Türkiye üzerinde ılımlı İslam'ın temsilcisi gibi yakıştırma yapıyorlar. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye, asla böyle bir düşünceyi veya böyle bir anlayışı temsil eden bir ülke değildir. Kaldı ki Müslüman'ın ılımlısı ılımsızı olmaz, Müslüman Müslüman'dır. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Şunu ifade edeyim; aşırılıklar her zaman tehlikelidir. Onu da söyleyeyim. En hayırlı olan orta yolu kabullenmek ve orta yoldan gidebilmektir. Biz, aşırılıklar hangi dinde olursa olsun, hangi inançta olursa olsun, düşünce grubunda olursa olsun benim tavsiyem şudur; sakın aşırılıklara sapmayın. Orta yolu bulun. Ne varsa orta yolda var. Sevgi, barış, kardeşlik burada. Uçlara kayanlar hep batmıştır. Aşırılıklara kaymamayı tavsiye ediyorum."

AB YOLUNDA TÜRKİYE
Konuşmasında Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin kararlılıkla devam ettiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye, halkı çoğunlukla Müslüman bir ülke olarak AB içinde yerini almak için yoğun gayret gösteriyor. Türkiye'nin bu çabası Avrupa içindeki halklar kadar İslam ülkelerinin vatandaşları tarafından da yakından izleniyor. Zira, 'Batı ile Doğu'nun, İslam ile diğer dinlerin uzlaşamayacağı' tezi, medeniyetler çatışması tezi Türkiye'nin üyelik sürecinde geçerliliğini yitiriyor. Bunun hayati derecede önemli olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Küreselleşme çağında toplumlar arasında görünmez duvarlar örmek artık imkansız hale gelmiştir. Batı ile Doğu sağlıklı bir diyalog zeminine kavuşmak zorundadır. Bu zemini, bu fırsatı Türkiye'nin içinde bulunduğu bir gayretle en iyi şekilde sağlayabileceğini AB üyeliğinin de bu zemini güçlendireceğine inanıyorum. Türkiye'nin üyeliğinin bu perspektifle de değerlendirilmesi gerekir."

BİR KEZ DE ÜÇ FASIL AÇILSIN
Erdoğan, Hükümet'in AB'ye girme yönünde belirlediği bir tarihin olup olmadığı sorusunu şöyle yanıtladı:

"Bir defa bugüne kadar AB'ye girmek isteyen ülkelerin hiç birisi belirledikleri tarihlerde AB'ye girememiştir, çok ilginçtir. İngiltere 11 yıl AB'ye girmek için mücadele etmiştir, hep direkten dönmüştür. İngiltere 11 yıl beklediğine göre herhalde bizim biraz daha beklememiz lazım. Bunun için bir takvim belirlemek zor. Sağolsun dışardakiler bu takvimi belirliyorlar. Bazıları '2015-2016' diyor. Fakat biz dersimizi çalışıyoruz, şu andaki bütün fasıllar üzerinde yoğun bir şekilde çalışılıyor. Fakat benim üzüldüğüm bir şey var; adeta bu müzakere sürecini bir rutine bağladılar. Her dönemde iki fasıl açılıyor. Geçenlerde Sayın Barosso'ya söyledim. 'Bu bazen üç bazen bir olamaz mıdır?' Yani niçin hep iki. O da gülmeye başladı. 'Bunun üzerinde de durmak gerekir' dedim. Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti, onlara da söyledim. İsveç'e de söyledim. Bunu bir değerlendirmek lazım. Öyle ya dersimizi çalışıyoruz, bir kere de üç olsun. Çünkü 'Bu rutin gidiş değişsin' dedik. Hem hak veriyorlar, ama ikiden de fazla yapmıyorlar. Tabii iki de olsa biz yolumuza aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Kaldı ki süreci çalıştırıyoruz. Yani kurumları buna göre ülkemizde çalıştırıyoruz. Çalışmalarımız kararlılıkla devam ediyor, bundan sonra da her alanda, siyasi, askeri, ekonomik, ticari alanlarda devam edecek."

BENİM BİR GAZZE TANIMIM VAR
Erdoğan, Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le yaşananların hatırlatılması üzerine de şu değerlendirmeyi yaptı:

"Davos'ta sadece insani bir görevi yaptım. Çünkü bize yakışan oydu. Benzer bir olay Gürcistan'da oldu, orada da aynı görevimizi yaptık. Fakat burada gerçekten barbarca çocuklar, kadınlar, yaşlılar, savunmasız insanlara karşı yapılan böyle bir olayın, şüphesiz ki bunun karşısında sessiz kalmak bize yakışır bir olay değildi. Tabii alışılmış bir süreç vardı. Tüm bu olaylar karşısında sessiz kalan liderler... Bunun sessiz kalınarak geçiştirilmesi mümkün değildi. Orada sadece bazı istismarlara fırsat verecek ifadeler değildi onlar. Sadece bir görev bilinciyle yapılmış olandır ve burada herhangi bir örgütün avukatlığını da yapmadık. Sadece Gazze'de öldürülen insanlar benim gözümün önündeydi. Plajda öldürülen yavrular gözümün önündeydi. Onların ölümünü görüp de buna karşı duyarsız kalmayı insani olarak tanımlamak mümkün değildi ve şu anda bizim liderlerden beklediğimiz, bakın hala kapılar açılmamıştır. Gıda gibi insani yardımlara müsaade ediyorlar. Hala orada insanlar çadırların içinde kalıyorlar. Orta Doğu Dörtlüsü Guvernörler Kurulu toplantısı yapıldı. Biz diyoruz ki kapılar açılsın, alt yapının tamirine yönelik yardımlar olsun istiyoruz, ama bakın hala cevap yok. Hala sistem çalışmıyor. Bu işin kararını alanlar, şu anda bu işin takipçisi durumunda da değiller. Hatırlattığınızda da oldu olacak deniliyor."

Erdoğan, ''Beni bir tanımım var; Gazze, Filistin, burası bir açık hapishanedir. Kapıların tamamı kapalı. Daha ilerisini söylememe gerek var mı? Arif olan zaten anlar'' dedi.