Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında konuşuyor.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar;

Kuzey Kıbrıs'ta daha doğrusu Kıbrıs'ın genelinde yeni bir sürece doğru gidiyoruz. Temennim odur ki; şu anda inşallah gelinen noktadan geri adım atılmaz ve böylece Kıbrıs sorununu da çözmüş oluruz diye inanıyorum. Bunun beklentisi içerisindeyiz.

30 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu defalarca söyledim. Bu seçim herhangi bir şahsın belediye başkanı seçilmesi değildir. Bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz, bütün gayretler buna yönelik. AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinden de çok daha güçlü bir şekilde çıktığını inşallah ispat edeceğiz. Halkımızın takdiri çok önemli. En önemli ölçü budur.

Şu ana kadar yaşananlara bakıldığında öngörülerimizde ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz. Bu aziz millet tarihi boyunca çok büyük acılar yaşadı. Cefayı çeken her zaman millet oldu, sefayı bir avuç seçkin zümre sürdü. Öküzünü vereceksin denildi, hiç itiraz etmedi, sabanın önüne kendisi geçti, öküzünü verdi. Yüreğinin parçasını askere gönderdi, tabut içerisinde geri getirdiler, vatan sağolsun dedi. Ama yol istedi yol yapmadılar, okul istedi, doktor istedi, öğretmen istedi göndermediler. Huzu, emniyet, istikrar istediler onu da vermediler. Bu millet asırlarca inim inim inledi. Bir anne düşünün, yavrusunu 9 ay karnında taşımış, delikanlı olunca eline saçına kınlar yakmış dualarla askere uğurlamış, yavrusu şehit olduğunda düşmanı sevindirmeyeceğim deyip gözyaşı dökmemiş, vatan sağolsun demiştir. Bu başka analarda olmaz, bu ancak bizim analarımızda olur.

Ama bir devlet dairesine gidince yüzüne bakılmamış, başötürülüsün sen buraya giremezsin, sen okuyamazsın, sen köylüsün demişler, sen makarnacısın, sen aptalsın, sen göbeğini kaşıyansın demişler. Bu ülke bunu gördü. Onun verdiği oyu bu zihniyetle değerlendirdiler. Demokrasiye geçilmiş olması bile, milletin itirazının duyulmasına yetmedi. Merhum Menderes gibi siyasetöiler geldi, ama sonunda kazanan darağaçları oldu, CHP oldu sermaye oldu, seçkinler oldu.

Millet iradesi ilk kez bu ülkede karar süreçlerine AK Parti döneminde yansımıştır. Tairhte ilk kez milli irade bu kadar yükselmiştir. AK Parti'nin dik duruşu sayesinde millet bu ölçüde devletiyle buluşmuştur. Bu durum birileri için elbette yenilir yutulur bir durum değildir.

Oysa geçmiş çok güzeldi, 11 yıl önce sermaye hükümet kurup hükümet düşürüyordu. Biz bu çarkı bozduk. Senin evladın eksi kırk derecede Cudi dağının eteklerinde terörle savaşıurken şehit olmuş, sen zannediyor musun ki bunların umrunda oldu. Bunlar senin dirini değil, ölünü sevdi. CHP MHP BDP'ye gönül vermiş kardeşlerime söylüyorum, bu ülkede artık iktidarları siz belirliyorsunuz, işte bundan rahatsız oluyorlar.

Siz çoğunluksuuz ama azınlığa zulmediyorsunuz diyorlar, azınlığı biz koruyoruz bu ülkede. Bu ülkenin başbakanını kalkıp Batı'ya şikayet edecek kadar bunlar alçaldılar.

Bu saldırıda bir kısım yargı kullanılıyor, emniyet güçleri kullanılıyor. Bu saldırıda devlete paralel yapı kullanılıyor. Bizim karşımıza mertçe siyasete meydanında çıkmıyorlar. Çünkü milletle aynı dili kullanmıyorlar, milletle aynı istikamete bakmıyorlar. Millet bunların karşısında, bunu bildikleri için siysete yanaşmıyorlar.

AK Parti gitsin diyorlar, AK Parti'nin yerine kaosu, yolsuzluğu, yoksulluğu öneriyorlar. CHP'nin iradesine bu süreçte çok açık bir şekilde ipotek konulmuştur. MHP de aynı şekilde... Gizli görüntü kayıtları, gizli MHP kayıtları her iki partiyi de esir almıştır. Sayın Baykal'ın nasıl gönderildiğini herkes açıkça gördüi bu oyunun arkasında da paralel yapı vardı. Buradan ilan ediyorum ilk kez. O şekillenme devam ediyor. O şekillenme CHP'nin aday belirleme sürecini de şekillendiriyor. Dünya görüşlerini asla beğenmedikleri kişileri aday gösteriyorlar. Yıllarca hakaret ettikleri bu paralel yapıyla uçuruma doğru ilerliyorlar. CHP ve MHP bu yapının oyuncağı haline gelmiş olabilir ama biz gelmedik gelmeyeceğiz. Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın, ellerinde hangi araç varsa kullansınlar.

Mersin'de validen belediye başkanına, AK Parti İl Başkanlığı'ndan CHP'ye, MHP'den BDP'ye kadar tüm partiler dinlenmiş ve kaydedilmiş. Sadece benim, Cumhurbaşkanımızın değil, bakanların, milletvekillerinin, bürokratların, sanatçıların, gazetecilerin görüşmelerini dinlenmiş. Bunlar şantaj amacıyla kullanılmış.

Şimdi CHP MHP sen hükümetsin gereğini yap diyor. O zaman HSYK ile ilgili anayasa değişikliğine neden yanaşmadınız? İşte biz bunun için istedik bunu. İnternetle ilgili yaptığımız düzenleemey neden karşı geliyorsunuz? İnternet yasası işte bu, paralel yapıyı çökertmeye yöneliktir, neden yanında yer almıyorsunuz? Sizi kimin tehdit ettiğin, neyle tehdit ettiğini açıklayın. Biz internet düzenlemesiyle çok ahlaksız bir tehdidi ortadan kaldırıyoruz. Kasetlerle siaysetin dizayn edilmesinin önüne geçiyoruz. Dün CHP kasetlerle dizayn edildi. Deniz Baykal'ın kasedini sosyal medyadan kaldıran biz olduk, yarım saat içerisinde durdurduk. Bunları biz engelledik, MHP'nin genel başkan yardımcılarının düşmedi mi? Biz kaldırdık bunları, siyasi hayatları bitirildi.

Biz internet düzenlemesiyle kişilik haklarını korumaya alıyoruz. Bir ses kaydının engellenmesi 5 gününüzü alıyordu. TİB artık şikayetleri anında değerlendirecek, erişimi engelleyecek. Kimse fişlenmeyecek, internetteki bilgiler fişlenmeyecek. kimsenin özgürlüğü ihlal edillmeyecek. 20 bnden 34 milyona çıktı internet ağı bizim iktidarımızda, biz internete nasıl karşı olabiliriz? Bize kimse ders veremez. Şu ana kadar çocuklarımıza 63 bin tablet bilgisayar dağıttık, 600 bin daha dağıtacağız. Önümüzdeki bir ay içinde 675 bin tablet bilgisayarı çocuklarımıza dağıtmış olacağız. İnternetin karşısında olsak bunları yapar mıyız?

Sadece Türkiye'de değil dünyanın her ülkesinde siber zorbalık adı verilen ciddi bir sorun var. Türkiye'de siber zorbalığın bir türü de kaset siyasetidir. Biz internet düzenlemesiyle buna karşı mücadele ediyoruz.

Aklı vicdanı olan, evde küçük çocuğu olan kimse bu düzenlemeye karşı çıkmaz. CHP MHP gibi siber zorbalığın acısını çekmiş partiler bu düzenlemeye itiraz edemez. Eğer duruyorsa orada başka bir sebep vardır. CHP MHP üzerindeki baskıyı da biz kaldıracağız.

Yurt dışında Türkiye'yi izleyen çevrelerin bu paralel yapının ne olduğunu çok iyi kavramalarını diliyorum. Özellikle bu pararlel yapının içinde tamamen temiz duygularla yer almış olan kardeşlerimin bu yapının karanlık yüzünü görmesini diliyorum. 40 yıllık bir düzen bu. Sadece bizim iktidarımızda değil. Bu yapı şeffa değil, karşımızda sınırları belli olmayan bir yapı var. Bu yapının tabanında hasbi samimi saf duygularla hizmet aşkıyla mücadele veren kardeşlerimiz de var. Bu yapı emniyet içinde gizlice örgütlenerek, amirlerin talimatıyla değil, liderlerinin talimatıyla hareket etmesi sağlanıyor. Aynı günde bakıyorsunuz hepsi hastalanıyor. Şu anda HSYK toplanamıyor. Bakan bey davet etti, dün de toplanamadılar, aynı anda hasta olmuşlar. Bunlar devleti çalıştırmamanın adımlarıdır. Bu nasıl anlayıştır? Hani dürüsttünüz siz? HSYK'ya bunun için mi seçildiniz siz? Oranın genel kurulunu çalıştırmamak için mi seçildiniz? HSYK düzenlemesine itiraz edenler; siz buna hizmet ettiniz işte. Aynı yapı yargı içinde örgütlenmiş. Burada hukuk diye bir şey yok. MAsum insanların sırf örgüt çıkarlarına tehdşt oluşturduğu için ceza aldığını görüyoruz. Şimdi biz yürütme olarak buna müdahale edince rahatsız olnlar var. Niye rahatsız oluyorsunuz?

Bunlar Allah'a verilecek hesabı da düşünmüyor. Bunlar devlet imkanlarını kullnarak fişleme yapmışlar, illegal kayıt dinleme yapmışlar. Herkese şantaj yapmışlar. Bir tanesi Azeriymiş. Bunu bizim iktidarımızın sınır dışı ettiği söyleniyor. Bunlarda yalan meşrudur. Bir defa basın enformasyon kurumu sizin basın kartınız uzatır veya uzatmaz, irade onlara aittir. Bunun için buradan bunun izni alınır. Benimle ilgili tweet atmış, bundan hiç haberim yok. Benim tweet hastalığım da yok. Ben tweet bilmem, benim tweet atacak kadar boş zamanım yok. Tweet atanlara hakaret etmek istemiyorum, ama ben Twitter'a bakmam.

Bir Müslüman diğer bir Müslümanın mahremine girip kaydedip bunu yayabilir mi? Yapılanların vicdana imana sığan yanı var mı? Siz hiç düşünmez misiniz siz hiç akletmez misiniz? Örgütün lideri AMerika'dan birilerini izlendiğini, bunu engellediğini, buna benzer başka vakaların kendisinde olduğunu söylüyor. Bazı gazeteciler bunu hiç görmedi duymadı, hukuk yargı hiç duymuyor. Bunlar suç teşkil etmiyor mu? Her meselede konuşan malum işveren örgütü buna niye ses etmedi? Edemez, çünkü onların da kayıtları var ellerinde. Artık yeter, yetti! Mademki onlar yazıyor, çiziyor, dinliyor, artık biz de hem konuşacağız, hem adımlarımızı atacağız.

Neler var neler? Ameliyatımızı bile gündem konusu yapıp "Ya diyor, beddualarınız bile tutmadı" diyor. Bunlar olabilir mi? Ne çirkin yakıştırmalar var. 'Demek ki iyi Müslüman değilsiniz' diyor. Bu meselenin kökü 12 Eylül 1980 darbesinde, bizimle başlamış bir mesele değil. Bu meselenin kökü 28 Şubat darbesinde. Biz 7 Şubat'ta meselenin ciddiyetini kavradık. 17 Aralık'la birlikte bu meselenin üzerine tek başımıza gidiyoruz. Yine yalnız bırakıldık. Millet bizimle beraberdir.

Siz ak bir kadrosunuz, aranıza kararlar karışa da onları da hep beraber eledik. Aranıza karalar karıştırmayın.

CHP'nin ileri gelenlerinden biri bu hafta 'Eski İstanbul'u size geri vereceğiz' demiş. Neydi eski İstanbul? Çöp dağlarından, hava kirliliğinden, oksijen maskesiyle dolaşılan İstanbul'u geri vereceklermiş. Bunlar böyle işte, taş üstüne taş koyamazlar.