Erdoğan, partisince Ordu'da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, DSP-MHP-ANAP iktidarının IMF'ye 30 milyar dolar borçlandığını, bunun bir kısmının ödendiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti: ''23.5 milyar dolarla bize devrettiler. Şimdi IMF'nin aleyhinde konuşup duruyor bu MHP'liler, DSP'liler. Peki şimdi ne kadar borç var? 8 milyar dolar. 23.5'ten 8'e geldi. Şimdi çıkıyor bazıları, bana soruyorlar, 'IMF'yle anlaşmayı niye geciktiriyorsun?' Sana mı soracağım? Türkiye'nin menfaatine olursa imzalarız. Ülkemin, milletin menfaatine olmayacaksa kusura bakmayın imzalamayız. Geçen Mayıstan bu yana hala konuşuyoruz. Niye, ülkemin menfaatleri benim için önemli. 'Efendim, işte büyük işverenler, bankalar zor durumda'... Hiç kimse zor durumda değil kardeşlerim. Gerçekler başka, bakmayın.

Bunlar alışmışlar, hükümetleri köşeye sıkıştırarak oralardan nemalanmaya. Tabii şimdi diyorlar ki IMF ile anlaşsınlar da bu para gelsin, bankalara servis yapılsın.'' DSP-MHP iktidarında 16 bankanın battığını, bu nedenle 40 milyar dolar ödendiğini ifade eden Erdoğan, ''Ah değerli kardeşlerim, böyle sömürdüler bizi, böyle bitirdiler bizi. Şimdi sıkılmadan çıkıp konuşuyorlar, şöyle böyle... Ne böylesi, hesap ortada. AK Parti iktidarında 1 tane batan banka var mı?'' dedi. Erdoğan, ''Ah benim kardeşim ah, ciğerlerimiz yanıyor. Onun için 29 Mart çok önemli. Bunlar milliyetçiyiz diyorlar. Nasıl milliyetçisin? Milli bankamız Merkez Bankasını bize kasada 26.5 milyar dolar ile devrettiler'' diye konuştu.

Türkiye'nin kaynaklarının yıllar sonra ulaşım, toplu konut projelerine harcandığını vurgulayarak, ''Kaynaklar ülke insanının 'ben gururluyum, onurluyum' demesine harcanıyor'' diye konuştu.

''Muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmak budur'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bunlar 'Atatürkçüyüz' diyorlar. Ne Atatürkçüsü... Bunlar Atatürk üzerinden geçinenler. Bunlar değil miydi Atatürk ebediyete intikal ettikten sonra paranın üzerinden Atatürk'ün resimi kaldırıp, İnönü'nün resmini koyanlar. Ey Baykal, biz sizin cemaziyel evvelinizi çok iyi biliriz. Pulların üzerinden kaldırdınız Atatürk'ün resmini, İnönü'nün resmini koydunuz, devlet dairelerinden Atatürk'ün resimlerini kaldıran siz değil misiniz? Bunlar Atatürk üzerinden geçiniyorlar. Samimi, dürüst değiller. Biz eserlerimizle konuşuyoruz.

Son zamanlarda Sayın Baykal çok çirkin, artık kimyası bozuldu herhalde, saldırgan bir yapıya girdi. Devamlı hakaretler, hakaretler, hakaretler... Ben biliyorum ki durumu görüyor ve açık açık söylüyor, 'Ben Ergenekon'un avukatıyım' diyor.

Sayın Baykal, sen zaten geçmişinden bu yana hep bu tür şeylerin avukatlığını yaptın. Bakın Antalya milletvekili olan Sayın Baykal, Antalya'nın Elmalı Hazineleri kaçırıldığında, o kaçıranların da avukatlığına soyundu. Ve daha sonra o dönemde İstemihan Talay bey onunla bir mücadeleye girdi. Ondan sonra hazine geri getirildi. Bir yasal süreç başladı. Alt mahkemede kazanan Sayın Baykal, üst mahkemede bu karar bozuldu ve bozulma gerekçesi enteresan.

Siyasiler aldıkları davalarda daha hassas hareket etmelidir, dikkatli hareket etmelidir. Dikkatli hareket etmeleri gerekir, özen göstermeleri gerekir. Ama Sayın Baykal kimin avukatlığını savunduğunu özenle seçmiyor.''

Baykal'ın Tunceli Valisi Mustafa Yaman'a yönelik eleştirilerine de tepki gösteren Erdoğan, 350 aileye yardım yapılmasıyla seçim kazanılamayacağını dile getirdi. Erdoğan, ''350 aileye bunun verilmesiyle seçim kazanılıyorsa bunu zaten parti olarak biz yaparız. Niçin kalkıp bunu biz valimize yaptırtalım, ne alakası var? Vali zaten bunu sürekli yapıyor'' dedi.

Erdoğan, Baykal'a seslenerek, ''Peki sen bu valime böyle kafayı takıyorsun da senin genel sekreterinin bir valimizle konuşmasını nereye koyacağız? Hatırlıyorsunuz o muhabbeti değil mi, Ne oldu, unutuldu. Birde baktılar ki telefon açık, konuşma devam ediyor. Hemen birisi de bunu yakalamış. Dediler ki önce 'biz dinleniyoruz'. Alıştılar bunlar. 'Genel merkezimiz dinleniyor' dediler. sonra kendi içlerinden çıktı böcekler. Ellerindeki kozları bu, zaman zaman bunu kullanıyorlar ama milletim de bunu tabi ki yutmadı'' diye konuştu.




AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, partisince Trabzon Atatürk Alanı'nda düzenlenen mitingde, seçime 17 gün kaldığını hatırlatarak, ''Sayın Baykal'dan bugüne kadar şöyle ele avuca gelir bir proje duydunuz mu? Trabzon'a yönelik projesini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü beyefendi çok meşgul. Bizden çok daha meşgul. Hakaret dağarcığı, karalama dağarcığı, küfür dağarcığı çok zenginleşti bu ara. Ya bir genel başkan ağzından şu laflar çıkar mı?.

'Bu hükümet telekulakta çok ileri. Hep bizi dinliyor.' Sayın Baykal, o iş sizin işiniz. Devletin valileriyle, 'yes', 'no' tuşuna basarken şaşıran sizsiniz. 'Yes', 'no' biliyorsunuz. Ama yalancının mumu yatsıya kadar yanmadı, tuşa yanlış bastı ve yakalandı. Ben dinlemedim seni ya, sen kendini ele verdin, bana ne. Kimin dinleneceğini kararını bu ülkenin yargısı verir. Ondan sonra güvenlik, istihbarat bunu takip eder. Gelip de bize buralardan çamur atmaya kalkma. Bak bize yanlış yapıyorsun. Bu ifadeleri kullanıyorsun. Hükümete telefonlardaki görüşmelerde, gerekirse hakaret edilebilir, gerekirse küfredilebilir. Ya diyor, 'ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz'. Ya düşünebiliyor musunuz bir siyasi partinin genel başkanı şunu söylüyor, ekranlarda söylüyor. 'Ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz' diyor. Hale bak. Bu nasıl bir parti genel başkanlığı.

Sayın Baykal hiç olmazsa bunları gece 12 den sonra konuş. Şifleri kanallarda konuş, çocuklara kötü örnek oluyorsun. Çocuklara kötü örnek olma. Ayıptır, yazıktır yaşına, başına... Olmaz, bu yaşa bu başa uymaz. Doğru değil. Bak bu çocuklar seni sonra hayırla yad etmez. Bunlar yarının büyükleri olacak. Buna dikkat et. Çok ayıp oldu. Doğrusu ben milletim adına bu ülkenin başbakanı olarak, edebimle, adabım, bunları duymaktan gerçek sıkıldım ve üzüldüm. Benim ülkemde böyle genel başkanlar da varmış, eyvah dedim. Ama 29 Mart akşamı bir ders daha alacak.''

''YA BENİM NE İŞİM VAR PADİŞAHLIKLA''
Başbakan Erdoğan, meydanlara çıkıp kendisini ''padişahlıkla, saltanatla suçladıklarını'' ifade ederek, ''Ya benim ne işim var padişahlıkla. Padişahlık devri kapandı. Böyle bir derdim yok. Kendisi yıllardır her seçimi kaybediyor hem de saltanat kayığından inmiyor. Değerli kardeşim, saltanatını bir türlü bırakamıyor'' diye konuştu.

Erdoğan, ''Trabzonlu hemşehrilerimin bir lafı var; Sayın Baykal nereye giderse oranın horonunu oynar. Burada da bunu yapıyor. Geçen Giresun'a gitti, orada da bir şeyler yaptı. Dedi ki 'Hükümet fındıktan 3 katrilyon görev zararıyla ne yapmak istiyor, Hazine'yi ne hale getirdi'. Bakın biz bir defa fındıkta 3 katrilyon görev zararı ödemedik. Böyle bir şey yok. Biz göreve geldiğimizde 6,5 yıl önce yaklaşık 2 katrilyonluk FİSKOBİRLİK'in borcunu sildik, ama bizim ondan sonra TMO'yu FİSKOBİRLİK'in sıkıntıları nedeniyle tuttuk, TMO'yu devreye soktuk, halkımızın talepleri sebebiyle. Çünkü piyasada vatandaşımın elinden bu fındık alınıyordu. Onun için TMO'yu devre soktuk. TMO devrede. 2,5-3 liraya fındık alıyor. Böyle mi kalsaydı. Şimdi biz 5 liraya alıyoruz böyle mi kalsın? Ben halkıma 5 lira verince ben kötü oluyorum, Sayın Baykal bunu söylerken iyi oluyor. Böyle bir mantık var mı? Anlamak mümkün değil. Az fiyat verirsin kalkar Baykal der ki 'az fiyat verdi'. Yüksek veririz o zaman da der ki 'bak görev zararı'. Diyorum ya, dalgaya göre kürek. Bunun siyaset mantığı bu. Trabzon'un bir lafı daha var, 'oy Kadırga Kadırga cuma gelmedi mi. Senin bu yalanların daha tükenmedi mi'. Öyle mi? Bunlar ne zaman tükenecek? 29 Mart çok önemli'' şeklinde konuştu.

''YALAN YANLIŞ HABER YAPAN GAZETELERİ ALMAYIN''
''Deniz Baykal'ın bir yandaş medyası, CHP'nin yandaş medyası olduğunu'' söyleyen Erdoğan, ''Şahsıma, aileme, partime yönelik asılsız iddialar yayınlıyorlar. Sayın Baykal ile el ele verdiler, iş birliği, gönül birliği yaptılar. Yalan yanlış haber yapan bu gazeteleri almayın. Ben sivil inisiyatifle hareket ediyorum. Siyasi partinin lideriyim, yalan yanlış haber yapan bu medyanın gazetelerini almayın, okumayın, para vermeyin bunlara. İnanın yanlışa gidiyoruz. Felaket tellallığı yapıyorlar. İşte bak ortaya çıkan şeyler, Baykal kimin avukatlığını yapıyor. Onların, Ergenekon'un avukatlığını yapıyor. 'Ben onların avukatıyım' diyor. Ben de milletimin avukatlığını yapıyorum. Aramızdaki fark bu. Eğer ezilmişlerin mazlumların avukatlığını yapabiliyorsam bana ne mutlu.

Yeni bir strateji belirlediler. Miting miting dolaşıp kusur arıyorlar. Bir bakanımın elini bir vatandaşımız sıkmamış, flaş haber. Bir öğrenci, bir bakanımdan öğretmen istemiş. Okuldaki öğretmenleri de öğrenciyi azarlamış, flaş haber. Mitingde bir vatandaş pankart açmak istemiş flaş haber.

Dün bir ilçemizde şiir okudum. Hiç alakası olmayan yere çektiler. Diyorlar ki 'Mahsuni Şerif, Elbistanlı değil Afşinlidir.' Halbuki doğduğu belde, Elbistan'a bağlıydı, sonradan Afşin'e bağlandı. Daha önce Elbistan'a bağlıydı. Onu araştırmıyorlar. Diyorlar ki böyle, böyle. Ya Elbistanlı olsa ne olur Afşinli olsa ne olur. Mahsuni Şerif mi, Mahsuni Şerif, bitti'' dedi.

''KÖŞE YAZARLARI HAKARET YAĞDIRIYOR''
Erdoğan, ''köşe yazarlarının hakaret yağdırdığını, maaşlı memur oldukları için böyle yapmalarının normal olduğunu'' savunarak, ''Ne kadar para alıyorsanız o kadar küfür ediyorsunuz, hakaret ediyorsunuz. Yaptığınız bu. Söylediklerimizden, konuştuklarımızdan tek satır yok. Nerede olumsuzluk yakalıyor, onu veriyorsunuz. O kadar hayırlı işleri var, bir gün de ondan bahset. 133 bin derslik yaptık, ondan bahsedin. Vatandaş istediği hastaneye gidiyor. Fakir, zengin ayırt etmeden herkes sırası üzerinde kitabını buluyor. Vatandaş ilacı kuyrukta beklemeden alıyor. 'Yolu olmayan köy kalmayacak' dedik, bunları yapıyoruz. Bunlardan bahsedin. Bir tane bulsun yeter, bir okulda bir şey bulsun yeter, ama benim halkım her şeyi biliyor'' diye konuştu.

Erdoğan, ''Hiç merak etmeyin, evelallah bu can bu tende oldukça biz dimdik ayaktayız'' derken, ''Biz karamsar değiliz. Biz Türkiye'yi gayet iyi yönetiyoruz. Onlar yeni yeni şeyler bulup konuşuyorlar. Ne konuşurlarsa konuşsunlar, biz yönetiyoruz'' diye konuştu.

''FELAKET TELLALLIĞI YAPIYORLAR''
Başbakan Erdoğan, dünya krizi yaşarken ABD'de, Japonya'da dev bankaların çöktüğünü, finans kuruluşları ile sigorta şirketlerinin battığını anlatarak, ''Elbette bu krizin de Türkiye'ye etkisi olacak, ama hamdolsun Türkiye'de batan bir tane banka var mı? Bu önemli bir ölçü, bir tane banka batmadı. Ancak Türkiye'nin bir farkı daha var. Çok köklü reformlar yaptık. Kriz başlamadan, o işi yaptık. Türkiye her türlü şoka hamdolsun dayanabilir bir noktaya geldi. Şimdi yeni hesap yapıyorlar. Bu yıl sonlarına doğru başlayabilir, 2010'da başlayabilir, şimdi de bunu konuşuyorlar. Şimdiden karamsarlık pompalıyorlar. Felaket tellallığı yapıyorlar'' dedi.

''Felaket tellallığı yapan medya grubuna özellikle seslendiğini'' dile getiren Erdoğan, ''Ne yazarsan yaz, benim borsada param yok, sen batacaksın sen. Benim orada param yok, ama senin var. Sen böyle yazdıkça bu iş geri gider. Sen felaket tellallığını yaptıkça daha geri gider. Biz buna rağmen mücadelemizi vereceğiz. Çünkü istiyoruz ki senin yanında, kurunun yanında yaşlar yanmasın. Onun için mücadelemizi vereceğiz'' dedi.

Türkiye'ye gelen yetkililerin, liderlerin, bakanların ''sağlam duruşlarını takdir ettiğini'' söyleyen Erdoğan, ''Ama bizdeki bu siyasetçiler, medyamız bunu hazmedemiyor. İhracat düşsün de AK Parti kaybetsin. İşsizlik artsın da AK Parti kaybetsin. Bu kadar kaygısız, bu kadar bu noktada tutarsızlık olur mu? Ama ne yaparsa yapsınlar biz yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz'' diye konuştu.