Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nden Kazlıçeşme Meydanı'na geçti.

İlişkili Haberler


Erdoğan, 12 Eylülde yapılacak referandum öncesinde bugün başlayan propaganda yasakları dolayısıyla sivil plakalı araç kullandı.

İstanbul Kazlıçeşme'de büyük bir kalabalık toplanırken katılımda yağmurun etkisi oldu.

Mitingde Başbakan Erdoğan'ın sözlerinden muhalefetin tümü nasibini aldı. MHP ve BDP tabanlarına ayrı ayrı seslenen Başbakan, yüksek yargıya sert eleştirilerde bulundu.

Konuşmasına İstanbul'daki ilçelerin isimlerini tek tek sayarak ve alanda toplananların Kadir Gecesi'ni kutlayarak başlayan Erdoğan'ın mesajlarından satır başları şöyle:

''Türkiye bir kez daha demokraside, özgürlükte, hukukta adalette birleşti. Bu bayram demokrasi bayramı olacak. Bayramı İstanbul'da geçireceğim. Özgürlükler bayramı, adalet bayramı hukuk bayramı, ramazan bayramı olacak. Türkiye evet diyor, büyük Türkiye isteyenler evet diyor, ileri demokrasi ve özgürlük isteyenlere evet diyor. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstün olmasını isteyenler evet diyor. Türkiye'de çetelere dur demek isteyenler evet diyor. Türkiye yargıdaki siyasallaşmaya, kadrolaşmaya dur demek için evet diyor. Türkiye huzur, kardeşlik için, dayanışma, kardeşlik için evet diyor. Peki ne İstanbul ne diyor? Maşallahınız var. İstanbul evet diyor mu? Türkiye'nin özeti burada İstanbul.

İnsanların önlerinde 2 seçenek var, biri darbe anayasası, diğeri milletin anayasası. Darbe anayasasını sandığa gömeceğiz. Ama bunun tartışılmasını isteyenler var. İşte 12 Eylülde onlar cevaplarını sandıkta alacaklar. Çünkü son gece kaset oyunlarıyla bize fatura kesmek istediler. Aday değilim dediler. Genel Başkanıyla kol kola evinde fotoğraf çektirdiler. Ama aradan 24 saat geçti. Birde baktık ki adayım dediler. Bu nasıl dürüstlük. Söz ağızdan bir kere çıkar. Siyasetçinin ağzından söz çıktıktan sonra onu bağlar. Sayın Kılıçdaroğlu bize dürüstlük dersi verme. Bu ülkede başörtülü bacılarımı tuttun rahibelere benzettin. 24 saat önce farklı, 24 saat sonra farklı biz alıştık. Sizin zaten tavrınız hep bu. Utanmadan sıkılmadan 'hükümet görevini yapsın' dedi. Hükümet onun talimatıyla değil ama eşeği sağlam kazığa bağlamak için, güvenlik güçleri görevini yaptı. Bunun Avcılar Belediyesi tarafından yapıldığı meydana çıktı. Dürüst ol, dürüst ol. Bu sizin ilk yanlışınız, ilk yalanınız değil. Daha çok yaptınız bunu.

Başörtülü kadınlarımızı rahibelere benzettiler, bunun bizimle ilgisi yok dediler. Utanmadan sıkılmadan hükümet görevini yapsın dedi. Hükümet onun talimatıyla değil ama eşeği sağlam kazığa bağlamak için görevini yaptı ve Avcılar Belediye Başkanı tarafından afişin asıldığını belirledi. Dürüst ol, dürüst. Bize gelip dürüstlük dersi verme. Bu sizin ilk yanlışınız değil, daha çok yaptınız bunları. Senin şimdi gelip milletten de özür dilemen gerekir, bizden de.

Sen kalkacaksın bu ülkede benim başörtülü bacıma rahibe benzetmesi yapacaksın. İşte onun için buradan çıkınca kapı kapı dolaşacağız. 12 Eylülde sandıklarda bunlara en güzel cevabı vereceğiz. Aynı şeyi 411 olayında yaşamadık mı? Orada da yaşadık. Anayasa değişikliğine karar verdik, eğitim özgürlüğü ellerinden alınan, inanç özgürlüğünün gereğini yerine getiremeyen kızlarımız için bu Anayasa değişikliğini yaptık. Şimdi ana muhalefetin lideri çıkmış 'başörtü meselesini ben hallederim' diyor. Kimse inanmıyor. Kimsenin inanmadığını anlayınca, televizyonlarda şunu demeye başladı 'olur da bir gün başını örter bir gün açar' Bu milleti elinde keklik, elinde oyuncak mı zannediyorsun? O senin karakterin. Ama benim milletimin karakteri bu değil. İnancının gereğini yapıyor. Bunlar Anayasa Mahkemesine götürdü. Bunların istediği istikamette karar çıktı. Peki Anayasa Mahkemesine gitmesinde, ey Kılıçdaroğlu senin imzan yok muydu? Kimi aldatıyorsun. Dürüst ol dürüst ol.

Anayasa Mahkemesi'ni değiştiriyoruz, yüksek mahkemenin üye sayısı 11'den 17'ye çıkıyor. Mevcut 4 yedek üye asil üye olacak, ayrıca 2 üye hukukçulardan seçilecek. Bu süreçte Meclis doğrudan üye seçmeyecek, hukukçular tarafından seçilen üyeler Meclis tarafından tercih edilecek. Barolar 3 isim gönderecek, birini Meclis tercih edecek, Sayıştay 2 üye için 6 isim verecek, Meclis de bu isimlerden 2'sini tercih edecek. Avrupa ülkelerinde anayasa mahkemesi üyelerinin neredeyse tamamını Federal Meclis veya Federal Konsey seçiyor, bazılarında ise hükümet belirliyor. Yapılan yeni düzenlemede hükümet böyle bir seçim yapmadı.

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) ise hükümetten sadece Adalet Bakanı ve müsteşar bulunuyor, bunu da biz getirmedik, yıllardır var. HSYK'ya kürsü hakimleri 15 yıllık hakim ve savcılardan 10 üye seçecek, bunlar şimdi bunu bile hazmedemiyor. Niye? Çünkü daha önce onların arka bahçesiydi. Şimdi milletin ön bahçesi olacak, onun için... Bu hazımsızlık nereye kadar gider bilemem. Ama benim bildiğim bir şey var. Adalet mülkün temelidir. Ve inşallah bu olacak. Artık üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne gidiyoruz. Çünkü ileri demokrasi bu, özgürlükler bu. Aksi takdirde işte korsanlar, işte çeteler bunlarla mücadele verdik, bunlarla uğraştık. Ayaklarımızdaki prangaları kırmakla uğraştık. 7.5 yılımız böyle geçti. Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz. Sadece biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik deyip hizmet etmek istiyoruz. Söz sende, karar sende, yetki sende, mühür sende. Şimdi soruyorum; çetelerle mücadeleye evet mi? Büyük Türkiye, itibarlı Türkiye'ye evet mi, ileri demokrasiye evet mi, aydınlık bir Türkiye'ye evet mi?''

İstanbul kararını verdi, kalan bir haftalık süre içinde gece gündüz demeden kapı kapı dolaşacağız. Çünkü bu bir kırılma noktasıdır. Bu bir sıçrama noktasıdır. Bunu sizlerle aşacağız.

Türkiye'de 27 Mayıs 1960'ta bir darbe yapıldı, seçimle gelmiş başbakan Adnan Menderes ile bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. Siyasetin üzerine çöktüler. Milli iradeyi boğmak istediler. Demokrasiyi ortadan kaldırmak istediler. Yaptıkları darbe milleti vurdu, Türkiye'nin gelişimine darbe vurdu. Hakka hukuka darbe vurdu. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Milletin demokrasi yürüyüşünü engelleyemediler. 12 Mart'ta tekrar demokrasiye müdahale ettiler. Aynı şekilde 12 Eylül'de bir kez daha demokrasiyi kesintiye uğrattılar. Bitmedi, 28 Şubat'ta bir kez daha milli iradeyi küçümsediler. Siyasetin üzerine karabasan gibi çöktüler. Siyasetin üzerine vesayeti yerleştirdiler. İnsanı değil devleti merkeze aldılar. 'İnsan için devlet' değil, 'Devlet için insan' dediler. Vatandaşına hizmetkar olan değil, vatandaşına buyurgan olan anlayışı egemen kıldılar. Halbuki yeri geldiği zaman bunlar 'Atatürkçüyüz' diyorlardı. Ama Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu ifadeyi kullanıyordu; 'Millete efendilik yoktur, millete hizmet etmek vardır' diyordu. Bunlar akşam başka, sabah başka. Sanal korkular yaydılar. Sanal tehditlerle milleti sindirdiler. Çetelerle mafyayla sinsi örgütlenmelerle ülkeye millete istikamet çizmek istediler. Şimdi mafya var mı, şimdi çeteler var mı? Bunların karşısında bütün tehditlere karşı dimdik durduk. Yılmadık, usanmadık,
böyle devam ettik, böyle devam edeceğiz.

İnternette takibe takılanlar var, İmralı'yla görüşenler var. Bütün bunlar niçin yapılıyor? '12 Eylülde 'evet'i engelleyelim. Sakın ha sandığa gidilmesin'. Bunun kampanyasını yapanlar var. Ama Diyarbakır coştu. Diyarbakır güçlüydü. Diyarbakır 'evet' dedi. Ve ben Diyarbakırlı kardeşlerime şunu söyledim; 'AK Parti iktidarı hiçbir etnik unsurun iktidarı değildir. AK Parti iktidarı Türkiye'deki 73 milyonun iktidarıdır. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim. Laz'ı da Çerkez'i de Arnavut'u da, Boşnak'ı da, Roman'ı da, Arap'ı da, Gürcü'sü de hepsi benim kardeşim. Çünkü biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz, makam mevkiden dolayı değil, para puldan dolayı değil. Onların hepsi gelip geçici. Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, Genelkurmay başkanı olsan ne yazar, bakan olsan ne yazar. Bir gün gelecek öleceksin 2 metre bir mezara gömecekler ve 'Cumhurbaşkanı niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. 'Başbakan niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. Ben boydan biraz daha farklı mezar istiyorum. Durum bu. Öyleyse kime neyin afrasını tafrasını yapıyoruz. Mütevazı olalım. Gurur kibir... Bunların hiçbirisi bir yere taşımıyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir sada bırakmak. Bunu başarmamız lazım.

8 yıldır sizlerin başını öne eğdirmedik, hak, adalet dedik sizden aldığımız güçle yola devam ediyoruz. İzmirli kardeşimin de Diyarbakırlı kardeşimin de hukuku bizim güvencemiz altında.

Adalar’daki vatandaş oy vermedi diye onlara hizmet götürmezlik etmeyiz. CHP iktidarında Adalar’a su bile gitmezdi, hizmeti biz götürdük.

Sünni, Alevi demedik hizmet götürdük. Tunceli'ye üniversiteyi kim götürdü?

Bu ülke bizim, kimsenin arasında ayrım yapmayız. bizde insan ve hakları kutsaldır.

AK Parti kendi anayasasını yapıyor diyorlar. Biz CHP'ye ve MHP'ye gittik, kapağını bile açmadan reddettiler. Anayasa değişikliği için görüşmek istediğimizde bize cevapları 'gelirler, çay içip giderler' oldu. Bunlar sulu şaka yapmayı severler. Sayın Toptan yazı yazdı ve CHP yine komisyona üye vermedi. Bunların kültüründe uzlaşma yok, dertleri üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Ama bu bağcı sizin dayağınızı yiyecek değil, bağcıya ancak millet dayak atabilir.

Ey CHP, ey MHP, ey BDP, sana soruyorum. Sen hazineden para alıyor musun? Biz hazineden aldığımız paralarla kampanyamızı yürütüyoruz. Sen nerede harcıyorsun bilemiyorum? Devletin arabasıyla geziyorum, 'evet', bugüne kadar böyleydi. Bu bana yasanın verdiği bir hak. Bunu bile sattırıyorlar, devletin imkanlarını kullanıyorlar diyorlar. Sayın Bahçeli sen 3,5 yıl devletin aracını kullanmadın mı?

IMF'ye milyarlarca dolar borç ödedik, MHP'nin de içinde bulunduğu hükümet devretti bize bunu. Bunlar milliyetçiyiz diyorlar, bunlardan olsa olsa kafatası milliyetçisi olur.

Devlet yıllardır memuruna işçisine borçluydu, 13,5 katrilyonu biz ödedik. Konut edindirme yardımını yıllardır ödemediler, şimdi biz bu paranın tamamını neredeyse ödedik. Ekonomik büyümede dünyada dördüncü, Avrupa'da birinciyiz. Enflasyon canavarı yüzde 30'du, şimdi yüzde 8.



Hiç kimse kirli senaryolarla milleti sokağa dökmesin, biz artık hukuku farklı şekilde değerlendirenlere bir damdan düşen olarak sesleniyorum, artık kimseyi uyutamazsınız. Gençler hani söylüyorlar ya yok şöyle yok böyle, biz bazı gerçekleri yaşadık.

İETT garajını satmamıza Danıştay izin vermedi, şimdi 500 milyon dolara bile satamazsınız. Danıştay şimdi bu zararı ödeyecek mi? Geçmişte Telekom 25 milyar dolar önerdiler, Türkiye'nin borcu 22 milyar dolardı. Telekom satılsaydı borçlar bitiyordu ancak yine Danıştay izin vermedi. Danıştay'a soruyorum, insaf, biz ortak değerlerde birleşemezsek nerede birleşeceğiz.

Yargı ideolojik davrandı, bana da davrandı. Ben bizzat bedelini ödedim. Yargıtay'da maalesef belli bir grup, bu noktada öyle yaklaştı. Yaptığım neydi benim? Sadece okuduğum bir şiir. U2 Bono ziyaretime geldi ve neden hapis yattığımı sordu. Söyleyince Bono kahkahayı bastı. Ama ne oldu, içeride özgürlüğün tadını öğrendik. Muhtar bile olamaz diyorlardı, millet getirdi beni Başbakan yaptı. Yeni anayasa bir Tayyip Erdoğan projesi değildir. Bakın burada bizimle beraber hareket eden Saadet Partisi var, BBP var, bağımsız MHP'liler var, bağımsız Kürtler var. AK Parti'li oldukları için 'evet' demiyorlar, demokrasi için 'evet' diyorlar.

Tuzu kurular, kaymak tabaka milletin önünde engel olmasın istiyoruz. Bunu getiriyoruz.

1960 darbesine kim çanak tuttu? CHP. 28 Şubat'ta kim dut yemiş bülbüle döndü? CHP. 27 Şubat bildirisinin altına kim imzamızı atarız dedi? CHP. Yargıyı nasıl siyasallaştırdıklarını biliyoruz. Geçmişte Moğultay ne dedi, CHP'lileri almayacaktım da MHP'lileri mi alacaktım dedi, bir günde 3 bin kişi aldılar. 12 Eylül'de 'hayır' çıkması için İmralı'yla konuşalım diyen yargıçlara kimse ses etmiyor. Sen Silivri'de avukat, İstanbul'da demokrat olamazsın. Anayasa Mahkemesi'ni anamuhalefet mahkemesi haline getirdin. Anayasa Mahkemesi'nin önünde tank gibi dururken şimdi de tankın önünde duracağım diyor. Geç bunları geç.

Avcılar'daki olayla ilgili elimizde resmi belgeler var. Avcılar Belediyesi'nin hangi matbaaya hangi yazıyla 20 bin broşürü bastırdığı belli şu an.

CHP'nin tarihi boyunca neler yaptığı ortada, bunların aldatmalarına kanmayın. MHP'lilere sesleniyorum, milletini sevenler olarak gelin, 12 Eylül'de sizler de 'evet' deyin.

Bu bir güvenoylaması değil, 12 Eylül'den sonra hesaplaşırız. 12 Eylül'den sonra ne dersen de, ben de cevabını veririm. Ama şu an 26 maddelik değişikliği konuşuyoruz, söyleyeceğin varsa söyle.

'Evet'ler şu kadar çıktı, AK Parti'nin bu kadar oyu var' şeklinde bir cümleyi benden veya partililerden hiçbir zaman duymayacaksınız. Ne evet diyenler, ne hayır diyenler ihanet içerisindedir, millet kendi iradesini ortaya koyacak.

Öcalan'la görüştüğümüz iddia ediyor muhalefet, ispat edemezsiniz şerefsizsiniz. Biz Yüksekova'da, Şemdinli'de teröristle mücadele verirken bunlar Ankara'da oturuyordu, randevumuza yanıt vermediler.

Muhalefet kara propaganda yapıyor, bilgi kirliliği yapıyorlar, sürekli iftira atıyorlar. Bu iktidar sizin şamaroğlanınız değil, satılık medyanızda kampanyalarınızı biliyoruz. Bu ülkenin Başbakanı'na kalkıp Türk diyemeyen Başbakan lafını nasıl yakıştırıyorsun? Ayıptır. Menderes'i ve arkadaşlarını idama gönderenler gerekçe yazamadılar. Böyle hukuk olur mu?

Her evet herkes için demokrasiye, özgürlüğe, hukuka ve adalete davettir. 12 Eylül'de kazanan AK Parti değil millet olacak. Kaybeden muhalefet değil milletin önünü tıkayanlar olacak. Millet kazanacaksa AK Parti kaybetsin, bunu kimse söylemez."