Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasında ana gündem maddesi hafta sonu yapılan CHP kurultayıydı.

Kurultayda zihniyetin değişmediğinin ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bugüne kadar, malum medya dünyasındaki çevreler; AK Parti'ye destek veren bir medya grubu varsa, damgayı şöyle vuruyordu: Yandaş medya... Ama şimdi iki tür medya türedi; birisi candaş medya, diğeri yoldaş medya. Gerçekten candaş ve yoldaş medya, bu süre içerisinde çok yoğun mesai sarfettiler. Gece gündüz demeden yoğun mesai sarf ettiler, hala da mesai sarf etmeye devam ediyorlar.

Milli egemenlik her şeyin üzerinde. Medya egemenliği, milli egemenliğin üzerinde değil. Medya egemenliği, milletin egemenliği karşısında her zaman avucunu yalayacaktır. AK Parti hareketinin rotasını millet çizdi. Biz, bu malum medya ile beraber yürümedik, yürümüyoruz ve onlara rağmen zaten Türkiye'de iktidar olduk. Bütün bu yapılanlar arasında ilk defa Türkiye'de medyanın köşe yazarlarının, pabuçlarını çıkartmak suretiyle, masalar, sandalyeler üzerinden nasıl alkış tuttuklarını da gördük. Bu alkış tutanların köşelerinden AK Parti'ye nasıl vurdukları belli. Bunların, malum partinin Parti Meclisi'nde geçmişte görev aldıklarını, daha sonra da ayrıldıklarını biliyoruz. Bütün bunlar gerçektir ve milletin nezdinde kazandıran değil, kaybettirendir.

CHP'de olanın; bu statükoculuğun, popülizme kaymasından başka bir şey olmadığını tekrar gördük. Statükoculuk sadece üslup değiştirmiştir, oyuncu değiştirmiştir. Bu statükoyu istediğiniz kadar cilalayın, parlatın, özü değişmedikten sonra değişen hiç bir şey olmayacaktır. Tenekeyi istediğiniz kadar altın sarısına boyayın, altın olmayacaktır. Teneke tenekedir. Bu CHP zihniyeti kolay kolay değişmez. Eğer değişirse, zaten o zaman da geriye CHP kalmaz.

Biz istiyoruz ki muhalefet partileri de zihniyet, üslup ve anlayış değiştirsin. Muhalefet, güçlü bir demokrasinin aslında tamamlayıcı bir cüzüdür. Gücünü demokrasiden, milletten alan, ülkeye ve millete ufuk çizebilen, alternatif getirebilen yapıcı eleştiriler üretebilen bir muhalefet; hiç kuşkusuz demokrasiyi de güçlendirir, ülkenin de milletin de hayrınadır. İktidara geldiğimiz andan itibaren böyle bir muhalefet hasreti içinde olduk. Ne var ki anamuhalefet partisinin değişim sloganı ile girdiği kurultay, statükoyu daha da güçlendiren, ülkenin temel meselelerini teğet geçen, çetelere daha güçlü bir şekilde sahip çıkan bir neticeyle sona erdi. VTR'sinde, malum Ergenekon olayının olduğu bir kongreden bu ülkeye ne gelir, soruyorum size?''

YOZGAT'A DENİZ GETİRME VAADİ...
Kongrede sarf edilen bol keseden vaatlere de vakit ayıramayacağını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdüdü:

''Bu tür, bol cek, caklı söylemlerin, bir adım sonrası; Kayseri, Kırşehir, Çorum, Çankırı, Yozgat, Diyarbakır ve Mardin'e deniz getirme vaadidir. Geçmişte bu vaatleri yapanlar oldu. Biz Kayseri'ye deniz getiremedik ama Yamula Barajını getirdik. Bu modellerden milletimiz çok gördü. Kaf Dağının ardındakini vaat eden siyasetçi modelinin, bugün yeniden kendisine bir çıkış yolu aramasını, milletimiz ibretle izleyecek ve en güzel şekilde de takdir yetkisini kullanacaktır.

Yaşanan her olayda, cilalarının döküldüğüne şahit olacaksınız. Kurulan her cümlede, ortaya konulan her ifadede makyajın döküldüğünü göreceksiniz. Manşetle gelen, manşetle gider. Sabah rüzgarıyla gelen, akşam rüzgarıyla gider. Eğer bu sözüme inanmıyorlarsa, çok uzağa gitmesinler. Bir önceki genel başkanlarının, nasıl manşetlerle al aşağı edildiğini görsünler ve ondan ibret alsınlar. Ağlayanlar var mıydı? Vardı. 'Aday olmayacağım, aday değilim' diyenler var mıydı? Vardı. Peki, 'aday olmayacağım' dediğin halde, niye oldun? Ağlayanlar, etrafını hemen sarıp sarmaladılar. Nasıl oluyor bu iş? Dedim ya timsahın gözyaşları bunlar. Şimdi yeni bir senaryo hazırlandı, bu senaryoyu oynuyorlar. Fakat bunların hiçbirisi tutmaz.

Bunlar da onları ikna etmeye yetmiyorsa, gitsinler yakın siyasi tarihimizde, 'yeni başbakanı tanıyalım' tarzı manşetlerle tezgaha sürülen, işi bittikten sonra ya da beklentileri karşılamadığı için yine manşetlerle pazardan geri çekilenleri hatırlasınlar. Yelkenleri manşetlerle şişirilenler, açık denize çıkınca alabora olurlar. Sanal can simidine sarılanlar, kendi kaderleri ile başbaşa kalırlar. Halk kelimesini ağızlarından düşürmeyenler sırtlarını halka değil, goygoyculara dayamış durumdalar. Yoksulluk edebiyatı ile milletin hissiyatını istismar etmeye çalışanlar, sırtlarını millete değil, bir kez daha çetelere dayamış durumdalar. İşsizliği dillerine dolayanlar, o işsizliğin en büyük sebebi statükoya sırtlarını dayamış durumdalar. Üç kelimelerinden biri halk olanlar, referandumda halka gitmek yerine, Anayasa Mahkemesine gitmeyi tercih ettiler. Halka bu kadar inanıyorsanız, güveniyorsanız niçin halka gitmiyorsunuz? Siz nereye gittiniz? Anayasa Mahkemesine gittiniz.''

DAVET EDİLMEYEN YERE GİTMEYİZ
Erdoğan, ''Türkiye'nin kurucu partisiyiz'' diyen CHP'nin, kongrelerine iktidar partisini davet etmediğini açıkladı. Davet edilmeyen yerde olmayacaklarını dile getiren Erdoğan, partisinin yetkililerine, ''Hem bir davetin gelmediğini duyurun hem de demokrasi için hayırlı olsun deyin'' dediğini bildirdi.

Erdoğan, kendisinin de aramayacağını belirterek, ''Çünkü, benim davamın bir izzeti, onuru vardır. Bu izzete, onura asla leke sürülmez'' dedi. Başbakan Erdoğan, davet edilen eve gideceklerini, davet edilmeyen hiç bir eve gitmeyeceklerini, kapı çalmadan hiç bir evden içeri girmeyeceklerini söyledi.



TARİH YAZDINIZ
Erdoğan, konuşmasında Anayasa değişikliklerine değindi ve milletvekillerine seslendi:

''Sizler bir kez daha tarih yazdınız. Sizler, 1982 Darbe Anayasasında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve demokratik değişikliği gerçekleştirdiniz. Sizler, çetelere, mafyaya, hukuk dışılığa boyun eğmediğinizi ve eğmeyeceğinizi bir kez daha gösterdiniz. Diğer partiler kendi arkadaşlarına dahi güvenmezken, inanmazken, itaat noktasında itimat edemezken, sizler, tüm iradenizle, tüm vicdanınızla Türkiye'ye yeni bir ufuk çizdiniz. Sadece Anayasayı değiştirerek değil, dayanışmanızla, kardeşliğinizle, milli ve beraberliğinizle de bir tarih yazdınız. Siyasi tarihimizde en sıkı şekilde ülkü birliği yapmış, en sıkı şekilde kader birliği yapmış parti grubu olarak isimlerinizi yazdırdınız. Siz görevinizi hakkıyla yaptınız değerli arkadaşlarım. Siz, milletin 22 Temmuz'da bize yüklemiş olduğu emaneti hakkıyla taşıdınız, o emanetin hakkını verdiniz. Şimdi artık yetki milletimizde. Şimdi son sözü millet söyleyecek. Yine söylüyorum; medya değil, millet söyleyecek. Son kararı millet verecek. Millet yegane mühür sahibi... Mühür sahibi olarak bütün tartışmalara son noktayı benim aziz milletim koyacak.''

Erdoğan, bu süreçte kendilerinin de boş durmayacağını belirterek, ''YSK, zorlama bir şekilde referandum süresinin 120 gün olduğu kararını verdi. Buna takılmayacağız. Bunda da bir hayır vardır. Nitekim 12 Eylül'e isabet etmesi, en büyük hayır oldu değil mi? 12 Eylül'ün 30. yıldönümü... Nitekim milletimiz, Ramazan Bayramının hemen ertesinde ikinci bir bayramı yaşayacak. İki bayramı inşallah bir arada kutlayacağız. 12 Eylül Anayasası, 12 Eylül'de, işte bu malum, ağırlıklı yanlışlarından kurtulacaktır'' dedi.

DAĞ TAŞ DOLAŞACAĞIZ
Dağ taş dolaşacaklarını söyleyen Erdoğan, atletizmde start ve finişin çok önemli olduğunu vurguladı. ''Startı iyi yapamazsanız işi başaramazsınız. Hem startı hem finişi başarılı gerçekleştirirseniz, sonuç sizi rekora kadar götürebilir'' diyen Erdoğan, kendilerinin startı iyi yaptığı inancını dile getirdi. Erdoğan, önlerinde finişi de aynı şekilde başarıyla tamamlamanın durduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''İşte bu kadro, evel Allah bu bayrak yarışında bunu gerçekleştirecek. Milletvekilleriyle, teşkilatıyla, tüm belediye başkanlarıyla, il genel ve belediye meclis üyeleriyle hep birlikte, dağ taş demeden, il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak, hane hane dolaşacağız. Tek tek her vatandaşımıza ulaşacağız. Anayasanın ekmeğimizle, emeğimizle, geleceğimizle yakından ilgili olduğunu anlatacağız. Temel hak ve özgürlüklerle dört dörtlük yakından ilgili olduğunu anlatacağız. Bu değişikliğin Türkiye'yi çok farklı bir kulvara taşıyacağını anlatacağız. CHP, MHP, BDP'nin Mecliste nasıl ittifak yaptıklarını, nasıl kader birliği yaptıklarını, nasıl omuz omuza vererek Türkiye'nin atılımı, şahlanışı, değişimi önünde set çekmeye çalıştıklarını anlatacağız. Millet nasıl olsa 'evet' oyu verecek diye arkadaşlar rehavet içinde olamayacağız. Sabırla, dirayetle, hoşgörüyle, nazik bir dille, yapıcı bir üslupla milletimize gideceğiz.''

Bu süreçte milletvekillerine bir kez daha görev düştüğüne işaret eden Erdoğan, ''İllerimizi, ilçelerimizi, mahallelerimizi, tek tek köylerimizi sizleri harekete geçirecek, tüm teşkilatımızı sizler bu noktada inşallah aydınlatacaksınız. Ellerinize, bir çok malzemeler hazırlayıp vereceğiz. Bu malzemeler teşkilatımızın da elinde olacak. Bunlarla birlikte yoğun bir gayretin, çabanın içinde olacağız'' dedi.

SİZLERDEN RİCAM...
Erdoğan, milletvekillerinden bir ricası daha olduğunu belirterek, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan çok önemli yasa tasarılarının yasalaşması gerektiğini söyledi. Milletvekillerini, ''Haziran ayında yoğun bir gayrete davet eden'' Erdoğan, şöyle konuştu:

''Anayasa müzakerelerinde nasıl bir gayreti ortaya koydunuz, nasıl Meclisten hiç ayrılmadan, orada anında SMS'ler çaldığında hepiniz yerinizde o görüntüyle beraber bulunduysanız, şu Haziran ayı içerisinde de aynı kararlılıkla şu yasa tasarılarını hemen yasalaştıralım ve 1 Temmuz itibarıyla bu işi bitirelim. Aksi takdirde, bu yasa tasarılarını bitirene kadar çalışmak zorunda kalabiliriz. Dün Bakanlar Kurulunda da arkadaşlarımızla bunları konuştuk. Bunu kararlı bir şekilde yürütmeliyiz, çünkü ülkemizin bunlara şiddetle ihtiyacı var. AB sürecinde bunlara ihtiyacımız var. Bu adımları kararlı şekilde atmak durumundayız. Konuyla ilgili Bakan arkadaşlarımın çalışmaları var. Muhalefetle de bu görüşmeleri yapacaklar; gerek grup başkanvekili arkadaşlarım gerekse Hükümet adına Cemil Bey sürekli olarak irtibat halinde bu çalışmaları yakın markajda Bakan arkadaşlarımızla birlikte yürüteceğiz.''