Erdoğan: Meğer sahte diş hekimiymiş

Kendisine yönelik “Dişlerini sökeceğim” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yanıt veren Başbakan Erdoğan, “Hesap uzmanı olduğunu öğrenmiştik, meğer sahte diş hekimliği de yapıyormuş” dedi.

Haberler - Anadolu Ajansı 07.06.2011 - 17:20

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Adıyaman Emniyet Müdürlüğü yanında düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Başbakan Erdoğan, kısaca şunları söyledi:

“(Kürtlerin dini Zerdüştlüktür) diyorlar. 'Kürtler, kılıç zoruyla Müslüman yapılmıştır' diyorlar. Daha da ileri gidiyorlar, 'Apo peygamberdir' diyorlar... Cizre'de, imam hatipli çocukların kaldığı pansiyona molotof atıyor, 13-14 yaşında çocukların yüzünü yakıyorlar.

Bazı yazarlar ağız birliği yapmışlar, 'Başbakan BDP'ye karşı çok sert' diye hergün yazıp çiziyorlar. Ben, polis katillerine mi müsamaha göstereceğim? Çocukların, kadınların olduğu arabaya saldıranlara mı müsamaha göstereceğim? 13-14 yaşında çocukların yüzlerini yakanlara mı müsamaha göstereceğim? İmam katillerine mi müsamaha göstereceğim?

Önceki gün, İstanbul'da BDP'nin bir seçim bürosunda, daha doğrusu bir bağımsız adayın seçim bürosundan onlarca molotof çıktı. O seçim bürosunu kullanan zat, gittiği her yerde, mağduriyet kisvesi altında barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor, hak diyor, hukuk diyor. Peki bu molotoflar nedir? Kimi yakacaksınız, nereyi yakacaksınız? Barışı böyle mi getireceksiniz? Molotofla demokrasiyi aynı kefede nasıl tartacaksınız? İstanbul'da, bir belediye otobüsünde yakarak öldürdüğünüz Serap kızımız size ders olmayacak mı?

Bunların nasıl bir tahrik, nasıl bir kışkırtma politikası yürüttüklerini görün. Bunlar oradan nemalanıyorlar. Benim Kürt vatandaşım kepenk kapatmıyor, kepenk kapattırılıyor. Bunların, sorunun çözümü için değil, sorunun devamı için nasıl çırpındıklarını görün. Bu bölgenin yoksulluğu bitmesin istiyorlar.

Mavi Marmara’da şehit olan 9 kardeşimizden bir tanesi de Adıyaman Belediyesi personelinden Fahri Yaldız kardeşimizdir. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, inşallah. Yakınlarına, Adıyaman'a bir kez daha başsağlığı diliyorum. Biz en başından itibaren altını çizerek net bir şekilde ifade ettik: Bir; İsrail hükümeti özür dileyecekti. İki; ailelere tazminat ödeyecekti. Üç; Gazze'deki ablukayı kaldıracaktı. Bu şartlarımız yerine gelmediği müddetçe, bizim İsrail hükümetine tavrımız asla değişmeyecektir. Tabii son günlerde enteresan gelişmeler oluyor. CHP Genel Başkanı biliyorsunuz, İsrail'e sempatik görünmek için elinden geleni yapıyor. Ne diyor? 'Ben olsaydım, Mavi Marmara'yı göndermezdim' diyor. Bu nasıl kafa ya. Sen uluslararası karasularda giden gelen hiçbir gemiye engel koyamazsın. Evrak ararsın eksiği varsa söylersin. Olay budur, bunun dışında engelleyemezsin.

'Ben olsaydım, İsrail'le ilişkilerin bozulmasına izin vermezdim' diyor. O doğru, çünkü İsrail'i ilk devlet olarak tanıyan CHP'dir. Bunar yeri gelmiştir Hitler'in de karşısına gidip el pençe divan durmuşlardır. Bunların ne zaman ne yapacakları belli olmaz. İsrail de bu göz kırpmayı karşılıksız bırakmıyor. İşte en son, bazı uluslararası medya kuruluşları ki Yahudi sermayesidir çoğu. Hiç örneği görülmemiş şekilde, 'oyunuzu CHP;ye verin' diyecek kadar niyetlerini belli ettiler.

Yetmedi, illegal örgütler, emekli siyasetçiler, siyaset mühendisliğine soyunan iş adamları, yandaş medya CHP'nin sırtını sıvazlıyor. Bu da yetmedi, şimdi uluslararası bazı yayın kuruluşları da alenen CHP'ye oy istemeye başladılar. İşte CHP'nin nasıl bir proje olduğunu görün. CHP'nin komployla nasıl tasarlandığını işte görün. Önceki gün İstanbul'da, son derece kaba, son derece nezaketsiz biçimde şunu söylüyor. Benim için ne diyor biliyor musunuz? 'Senin dişlerini sökeceğim'. Sayın Kılıçdaroğlu, biz senin hesap uzmanı olduğunu öğrenmiştik de meğer sahte diş hekimliği de yapıyormuş ya bunu da yeni öğrendik.

AK Parti hükümeti, işkenceye sıfır tolerans göstermiştir. Sayın Kılıçdaroğlu, 'dişlerini sökeceğim' diyerek, aslında geçmişinizi mi hatırlıyorsunuz? Zira sizin iktidarlarınız döneminde bu ülkede işkenceler yapılmış. Ve şimdi de sizin beyin hafızanızda ne tür bir işkenceler yattığını biz görüyoruz, bunu biliyoruz. Ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ne de ahalisinin bu ülkede işkence yapmasına asla göz yummayız, müsamaha göstermeyiz. İşte bunların demokrasiden anladığı bu. Bunlar diş sökerek, eziyetle, işkenceyle iktidara gelmenin hevesi içindeler.''

Sayın Kılıçdaroğlu, sağda solda konuşuyor. Dürüst değil. Neden 'İmam Hatip Liselerine karşı olayım' diyor. Madem karşı değilsin de Anayasa Mahkemesi'ne neden taşıdın? Altında senin de imzan var. Bu kota meselesini niçin sürekli karşımıza koydunuz? Dürüstsen, samimiysen gel el ele verelim bu işi bitirelim.

Şimdi soruyorum; planın varsa düz liselerden bu kadar mezun olanlar işsiz olarak duruyor. Ne olacak? Kapatalım mı düz liseleri? Batı'da ne var? Yüzde 70 meslek lisesi ise yüzde 30 düz lise. Bırak adam endüstri meslekte okur, bilişimde okur, ziraatte okur. Orada okudu diye oradan devam edecek diye bir şey yok. Devam ederse eder, farklı bir alana giderse gider. Bırak sana ne ya! Sınav yapmıyor musun, yapıyorsun. Başardıysa devam etsin. Başardıysa önünü aç, niye engel oluyorsun? Çekin meslek liselerinin üzerinden elinizi, çekin. 12 Haziran bunlara çok önemli bir ders olacak.”

Sayfa Yükleniyor...