Erdoğan: Menderes dönemini arıyorum

Tekirdağ'da seçmene seslenen Başbakan "Menderes geldi, tamtakır durumdaki hazineyi doldurdu. Bunlar darbe ile gelip merhumu malum idam ettiler, sonra da hazineyi boşattılar. Şimdi de o merhum Menderes dönemindeki Trakya'yı arıyorum" dedi.

Haberler 31.08.2010 - 18:28

Erdoğan: Menderes dönemini arıyorum

Referandum mitinglerini sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü durağı Tekirdağ'dı.

Mitingden önce Tekirdağ Garı'nda demiryolu hattı açan Başbakan, 'de 40 yıl sonra demiryolu hattına bağlanan tek il merkezinin Tekirdağ olduğunu söyledi. Tekirdağ-Muratlı hattında yolcu taşıma ücretini 3 liradan 2 liraya indiren Erdoğan, açılışın ardından treni kendisi kullandı.

Cengiz Topel Meydanı'ndaki mitingde konuşan Başbakan Erdoğan, seçmenlerden 'evet' oyu istedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Muhalefet partileri sıkılmadan diyorlar ki 'Ne yaptılar ki?'... Eğer Ordu'ya gider sadece fındık yeyip dönersen, arkandaki Karadeniz sahil yolunu göremezsin. Malatya'ya gider, sadece kayısı yeyip dönersen, tabii ki oradaki 36 kilometre bölünmüş yola 191 kilometre ilave edilen bölünmüş yolu, havaalanını göremezsin. Diğerlerine girmiyorum. Tekirdağ'a gelip, sadece Tekirdağ köftesini yer dönersen tabii ki Asyaport'u, Tekirdağ-Muratlı tren hattını göremezsin. Bölünmüş yolları, derslikleri, toplu konutları göremezsin. Ne diyor eskiler? 'Görmeye göz gerek, sezmeye öz gerek öz...'

Bunlar siyasi tarihlerinde ilk kez Ankara'dan dışarıya çıktılar. Onu da bizim zorlama ve teşviklerimizle yaptılar. Anadolu'yu bunlar daha yeni keşfediyorlar, giremiyorlardı Anadolu'ya. Trakya'yı bunlar daha yeni görüyor. Buraların eski halini bilmezler. Bunlar yapmayı, üretmeyi bilmezler, hizmet nedir bilmezler.

Rahmetli Adnan Menderes geldi, tamtakır durumdaki hazineyi doldurdu. Bunlar darbe ile gelip merhumu malum idam ettiler, sonra da hazineyi boşattılar. Şimdi de o merhum Menderes dönemindeki Trakya'yı arıyorum, demokrasi aşığı Trakya'yı arıyorum, özgürlüklere aşık olan Trakya'yı arıyorum.

Rahmetli Özal geldi, Türkiye'ye o da bir dönem yaşattı, bir çağ atlattı adeta. Türkiye'yi adeta ardından geldiler, yağmaladılar. Türkiye'yi yağmalamakla kalmadılar, bir yolsuzluklar silsilesi aldı başını yürüdü. Türkiye ekonomik olarak şu anda tarihinin en parlak dönemini yaşıyor. Bunların şimdi iştahı kabarıyor. 'Ne yapsak da bu AK Parti'yi indirsek, ondan sonra şu dolu olan hazineyi bir boşaltsak'.

Dertleri bu. Niye? Gençler bakınız, göreve geldik. Türkiye'nin 100 lirasının 74 lirası borçtu. Şimdi 100 liranın 45 lirası borç. Devlet borç alırken 100 liraya 63 lira faiz ödüyordu. Şimdi 7-8 lira ödüyor. Aradaki fark 55 lira. Bu kimin  cebinden çıkıyordu. Tekirdağlı kardeşimin cebinden, hazineden çıkıyordu. Şimdi senin cebinde kalıyor benim Tekirdağlı memur ve işçi kardeşim.''

Erdoğan, iktidara geldiklerinde yüzde 30 olan enflasyonun bugün yüzde 7,6'ya indiğini belirterek, bu aradaki farkın vatandaşın cebinden çıkarken, şimdi cebinde kaldığını söyledi.

''Gittiler, IMF'den 30 milyar dolar borç aldılar. 'Bittik, tükendik' dediler. Kim vardı iktidarda?'' diye soran Erdoğan, iktidarda MHP, DSP ve ANAP koalisyonu bulunduğunu anımsattı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bize ne kadar borç bıraktılar? Sadece IMF'ye 23,5 milyar dolar borç bıraktılar. Şimdi ödedik, ödedik, ödedik, 6,6 milyar dolara düşürdük. Peki, devletin milli bankası hangi banka? Merkez Bankası. Merkez Bankasının kasasını 26,5 milyar dolarla bıraktılar, şimdi kasada 75 milyar dolar var. İnsaf edin insaf. Ey ana muhalefet, yavru muhalefet, eğer bu iktidar bir talanın iktidarı olsaydı, bu kasalarda bu paralar olur muydu? Bu yatırımlar devam eder miydi? Tekirdağlılar, şu bölünmüş yollar nasıl yapılacaktı? Raylı sistem nasıl yapılacaktı? Diyorum ki futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutulmaz. Biz şu anda genel seçim yapmıyoruz. Biz şu anda halk oylaması yapıyoruz. Bu halk oylamasında partilerin amblemleri oylanmayacak. Bir taraftan bembeyaz 'evet', bir tarafta 'kahverengi'. Ben diyorum ki o bembeyaz 'evet'le ak sayfa açacağız. Bembeyaz bir sayfa açacağız. Burada AK Parti'yi oylamayacaksınız. Burada muhalefeti oylamayacaksınız. Burada kendinizin geleceğini oylayacaksınız. Çocuklarınızın geleceğini oylayacaksınız. Özürlü yavrularımızın geleceğini anayasal teminat altına alacaksınız. Çetelere avukatlık yapanların karşısında duracaksınız.

Bütün bunlar bu şekilde devam ederken bunların çetelere niye avukatlık yaptığı ortaya çıkıyor. Bunların çetelere avukatlık yapması boşuna değil. Darbe senaryolarına bunların çanak tutması boşuna değil. Bunların 27 Nisan bildirisinin altına imza atmaları boşuna değil. Milletten teveccüh göremeyenler, milletten yüz bulamayanlar, çetelerden gidip medet umuyorlar, hukuksuzluktan, şantajdan, tehditten, iftiradan medet umuyorlar. Artık öyle yağma yok, bitti o iş. Milletin emanetine sahip çıkan bir AK Parti var. Artık yetimin hakkını koruyan, kuruşun hesabını soran bir AK Parti var.''

'KILIÇDAROĞLU TÜRBAN SORUNUNU ÇÖZMEK İÇİN 13 EYLÜL'Ü BEKLEMESİN'
Başbakan Erdoğan, siyasette dürüst, ilkeli, tutarlı, sorumlu olunması gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Tekirdağlıların çok güzel bir sözü var: 'Acem kılıcı gibi iki tarafı keser'... Bunlara bakıyorsun, Batman'a gidiyor 'genel af' diyor. Öyle mi? Ankara'ya geliyor, hemen çark ediyor. Tunceli'ye gidiyor, orada 'genel af' satıyor, Kayseri'ye gidiyor çark ediyor. 'Onu demek istemedim' diyor. İstanbul'a gidiyor, başörtüsünü, çarşafı tezgaha sürüyor, çarşaflılara rozet takıyor. Sonra bir de bakıyoruz ki çarşaflı vatandaşımı, kardeşimi otobüsten atıyor.

Bir de bunlar bu arada yeni bir şey daha başlattılar. Şimdi 'Başörtü meselesini ben hallederim' diyor. İnandınız mı? Bu arada herkes başladı vurmaya. 'Nasıl halledeceksin falan'. 'Efendim tasarımcıya göndeririz' Şimdi olgunlaştırma enstitüsünde çalışmalar yapılıyor. Acaba bu başörtüsünün rengi nasıl olsun, renkleri nasıl olsun, alttan mı bağlansın, bone türü mü olsun, şöyle mi böyle mi olsun. Bu nasıl özgürlük? Sen bunu diğer kızlarımız için de aynı şekilde belirliyor musun? Onlar için de streç pantolon mu olsun, şalvar mı olsun, askılı mı askısız mı olsun, bu tür şeyler de söylüyor musun? Onun da siparişini verdin mi? Yani seninle eğitim, inanç özgürlüğünü konuşuyoruz. Eğer dürüst ve samimiysen 13 Eylül gününden daha erkeni yok, bugünden tezi yok. Biz hazırız. Hemen birlikte oturalım, kararı verelim, adımı atalım. Dürüst ol dürüst. İnsanın ağzından söz bir kere çıkar, sonra patinaj yapmaya başlamaz, farklı farklı konuşmaz. Siyasette karaya kara, aka ak diyeceksin. Karaya ak, aka kara denmez. Benim vatandaşım da bunu yutmaz.''

Sayfa Yükleniyor...