Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Başbakan Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin için söylediği sözler nedeniyle CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’i sert sözlerle eleştirdi.

CHP'li Genç'in sözlerini kınayan Erdoğan, “Benim dilim o şahsa milletvekili ya da adam demeye varmıyor. Bir müsvedde tarafından bakanımıza, bir hanımefendiye, bir eşe, bir anneye ağza alınmayacak ifadelerle saldırı düzenlendi. Bu saldırıyı, bu edepsizliği, bu şenayeti şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyorum."

Ana muhalefet partisinden "samimimi bir özür gelmediğini" belirten Erdoğan, CHP Genel Başkanı'nın şu sözlerle eleştirdi:

"Kılıçdaroğlu, ağzına dürüstlük kelimesini her aldığında bu edepsiz vekili hatırlatacağız. Kadın hakları, eşitlik dediğinde üyelerinin bu densizliğini hatırlatacağız. Kılıçdaroğlu, ‘Yalancıdan başbakan olmaz’ demiş, Kılıçdaroğlu haklı, yalancıdan başbakan olmaz. Milletim bu ülkede Kılıçdaroğlu'nu başbakan yapmaz, yapmıyor. Edepsizi Meclis’e alan, kollayanı da başbakan yapmaz” dedi.

'TAKSİM'DE MİTİNGE İZİN VERMEYECEĞİZ'
Vatandaşların 1 Mayıs’ını kutlayan Başbakan Erdoğan, inşaat çalışmalarının sürdüğü Taksim Meydanı'nda kutlama yapılmasına izin verilmeyeceğini de dile getirdi.

Erdoğan, şöyle konuştu;

“Taksim’de yayalaştırma çalışmaları var, 30-40 metre kazılmış şantiyeler var. Sendika temsilcilerine ‘Bir provokatif eylemde, hareketlenmede bir kişinin dahi ölümüne dayanabilir misiniz?’ dedim. ‘Bunun faturası bize gelir’ dedim. Bu ülkede sendikalar 1 Mayıs’ı kutlayamazken bunun önünü açan biz olduk. Kazlıçeşme’de neden yapmıyorsunuz? İstanbul’da bu tür mitingler için iki alan yapıyoruz. ‘Bundan AK Parti iktidarına karşı yapıyorsunuz anlaşılır’ dedim.

Çelenk töreni yapın, sonra da Kazlıçeşme’de miting yapın. Biz size 'miting yapmayın' demiyoruz. Alana girişin yapılmasına, miting yapılmasına izin vermeyeceğiz. Sendikalardan inatlaşma değil, samimi anlayış bekliyorum. CHP Genel Başkanı ‘burada gerilim kokusu var’ deyip, bu konuya girmesin. Bu ülkede bilip bilmeyeni de başbakan yapmazlar.”

BAHÇELİ'YE: İSPATLAMAZSAN NAMERTSİN
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "BOP Başkanı" sözüne tepki gösteren Başbakan Erdoğan, Erdoğan şunları kaydetti: ''Bahçeli, bugünkü grup toplantısında 'BOP'un Başkanı veya Eşbaşkanı' diyor. 'Bunlarla ne tür anlaşma içerisine girdi' diyor. Gazeteciler bir sorsunlar, şu 'BOP nedir veya içeriğinde ne vardır' diye. İnanın bilmez. Bunu ciddi söylüyorum. Bilmez. Ortada artık zaten BOP diye bir şey kalmadı. Zaten böyle bir şey kalmadı, bitti. Bu ortada yok. Ama bunu bitiremeyen MHP Başkanı Bahçeli ve zaman zaman da Kılıçdaroğlu... Oradan nemalandıklarını zannediyorlar. Ya nemalanmıyorsunuz. Milletimizin bu işlere prim verdiği yok. Siz ne yapacaksınız, onu söyleyin diyor. Onun için AK Parti her geçen gün daha güçleniyor, CHP kan kaybediyor, MHP de yerinde sayıyor. Durum bu...''

Devlet Bahçeli'nin "gizi toplantı" iddiasını da yanıtlayan Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Bizi Bozhöyük'te banka kurtarmak için gizli toplantı yapmakla itham eden Bahçeli, bunu ispat edemezsen namertsin. O ziyaretine gittiğim şahsın şu anda fabrikası var mı? Yoksa bu fabrikayı TMSF sattı mı? Biz işin bu tür takipçisiyiz. Söylüyorum; o da Toprak Holding'dir. Yatırımları yerinde görelim diye gittiğimizde oraya da uğradık, yaptığımız görüşme budur.

Sayın Bahçeli’ye bir kez daha hodri meydan diyorum. Belgesini ortaya koyamazsa namerttir. Biz bu milletin kuruşunu yedirtmeyiz."

Bahçeli'nin bugün ''sipariş üzerine anketler yaptırılıyor'' dediğini hatırlatan Erdoğan, ''Hiç heyecanlanma. Bir sene sonra inşallah Türkiye'de seçim var. Zaten her şey ortaya çok daha net olarak çıkacak. Senin bu hakaretlerine, bütün bu edep dışı ifadelerine rağmen çıkacak. Saygısızca kullandığın hakaretlerine rağmen çıkacak. Çünkü benim milletim kendi dilini kullananlara saygı gösterir, onlara sahip çıkar. Bunu da göreceğiz. MHP Genel Başkanı, çaresizlik içinde, ne yapacağını bilemez bir halde, adeta...Geçen de söyledim; orada kayış koptu demiştim. Burada da freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı savrularak gidiyor. İnanın böyle'' dedi.

'BELGESİNİ GÖSTERECEĞİM'
Ellerinde belge bulunduğunu ifade eden Erdoğan, "2002'de Merkez Bankası'nı nasıl devrettiklerini, bugün Merkez Bankası rezervlerinin nereye ulaştığının belgesini, kaydını göstereceğiz. Bahçeli iddialarını ispatlamazsa namerttir, müfteridir" diye konuştu.

'BU BAHARIN DÖNÜŞÜ OLMAYACAK'
Terörün bitmesi konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Özellikle sabotajlara, tahriklere karşı teyakkuz halindeyiz. Ancak sürecin bu şekilde ilerlemesi, şiddetin son bulması, baharın kalıcı hali gelmesi için de son derece gayretli, son derece kararlıyız. İnşallah bu sürecin, bu baharın geri dönüşü olmayacak. İnşallah bu topraklarda terör fitnesi bir daha yeşermeyecek."

‘KAN AŞIKLARI KAYBEDECEK’
Çözüm sürecinin sonunda kazananın Türkiye’nin olacağını ifade eden Erdoğan, “Bu süreç zafer ve yenilgi kavramlarıyla asla tanımlanamaz. Bu sürecin kaybedeni kan aşıkları olacaktır. Bu sürecin kaybedeni, korku ve çatışma siyasetinin genel başkanlarıdır. Bu sürecin kazananı inşallah milletim olacaktır. Türkiye olacaktır, en önemlisi anneler olacaktır” diye konuştu.

Erdoğan, Eskişehir'de İç Anadolu Bölgesi'nin Akil İnsanlar Heyetini'nin, bir şehit ailesini ziyaret ettiğini belirterek, acılı babanın, ''Bu süreci bir şehit ailesi olarak canı gönülden destekliyoruz. Biz yandık, başkası yanmasın. Biz çok acı çektik. Biz 9 yıldır acı çekiyoruz. Ama başkaları çekmesin. Benim kan düşmanım dahi bu evlat acısını görmesin. Nereye kadar devam edeceğiz 30 sene devam ettikte ne oldu Keşke 2004'te bitseydi de benim yavrum şu anda hayatta olsaydı, yavrusunun başında, hanımının başında olsaydı. Yavrum evliydi. Bugünler inşallah Rabbimin, sizin ve hükümetimizin gayretiyle başarıya ulaşır'' dediğini anlattı.

'ZIRIL ZIRIL AĞLIYORLAR'
Erdoğan şunları kaydetti: ''Ey CHP, ey MHP bundan niye rahatsızsınız? Sizi rahatsız eden ne Gözünüzü neden bu kadar kan bürüdü Bu kan tutkusu, bu kan sevdası ne? Ölmeyi, öldürmeyi, ölümleri seyretmeyi çok seviyorsanız, sokakları kalleşçe terörize etmeyi bırakın, gidin dağlara yurt dışına çıkacak teröristlerin önünü kesin. Yoksul halk çocukları, daha 15, 16'sında kandırıldı dağa götürüldü. Yıllarca annelerini, babalarını göremediler, bir mağarada, bir kayalıkta öldüler, cesetlerine bile ulaşılamadı. Nerede yattıkları bile bilinmiyor. Gariban halk çocukları davulla, zurnayla, kınayla, dua ile askere uğurladılar. Ay yıldızlı bayrağa sarılmış tabutlar içinde naaşları geldi. Yoksul, gariban halk çocukları öldükçe, şehit oldukça maalesef birileri burada sürekli ellerini ovuşturdu, onlar da kına yaktılar maalesef.

Öyle bir tezgah kurmuşlar ki terörü gösteriyorlar, terörle korkutuyorlar, istedikleri her şeyi yapıyorlar, korkutup siyaseti, milleti, bölgeyi dizayn ediyorlar. Kimse kusura bakmasın biz o tezgahı bozarız ve bozuyoruz. O tezgahın sahipleri telaş içinde birbirlerine sarılmış durumdalar. Millet bunları birbirinden farklı sanıyordu. Millet bunları iki ayrı uçta zannediyordu. CHP, MHP, TKP, emekli siyasetçiler, İşçi Partisi'nin kucağında şu anda ne yazık ki söylemeyeceğim ama zırıl zırıl ağlıyorlar. Niye; çünkü terör son sığınaklarıydı, terör tutunacakları son daldı. Onu kaybediyorlar, dertleri bu.''