Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı'nın düzenlediği Muharrem orucu iftar yemeğine katıldı.

Erdoğan burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Sevgili dostlar, sevgili canlar. Kerbala'dan ve Hazreti Hüseyin'in şehadetinden hiç kimseye tefrika fırsatı çıkmaz. Hiç kimseye ayrılık çıkmaz, buradan bir husumet asla hasıl olmaz. Hazreti Peygamber nasıl ki bizim, hepimizin peygamberi ise Hazreti Hüseyin de bizim, hepimizin Hüseyin'idir. Hazreti Hüseyin hepimizin şehidi, hepimizin mazlumu, hepimizin kahramanıdır. Benim en büyük kayınbiraderim Hüseyin'dir, ikinci sıradaki kayınbiraderim Hasan'dır, diğer kayınbiraderim Ali'dir. Şimdi bir torunum geliyor, isminin bir tanesi Ali olacak. Niye? Bunların hepsi bizim bir defa ortak mirasımızdır, birlik sebebimizdir. 1374 yıldır yüreklerimizde hiç dinmeyen sızı, bütün İslam coğrafyasının, bütün Müslümanların ortak sızısı, ortak acısıdır. Ben inanıyorum ki Hazreti Hüseyin'in canı, o mübarek kanı Kerbela'nın ateşten toprağına düştüğünde değil Müslümanlar tefrikaya düştüğünde acımıştır.

Hazreti Ali üzerinden Hazreti Hasan ve Hüseyin üzerinden yürütülen her tefrika, ayrışma ve kutuplaşma girişimi ben inanıyorum ki en başta Hazreti Ali Efendimizin, Hazreti Hasan ve Hüseyin efendimizin ruhlarını incitmiştir.

Şimdi birileri üzerlerine bombalarını yerleştirip Müslümanların camilerine gidip içlerinde çocuk olan, içlerinde kadın olan cemaatin ortasında o bombayı patlatıyor, ister Şiilerin, ister Sünnilerin camisi olsun hatta ister cami olsun ister kilise havra olsun bunu yapanlar kendilerine, ister Şii ister Sünni desin, ibadet eden insanları katletmek masum canları kastetmek, Allah aşkına meşru görülebilir mi, onaylanabilir mi?

Biz dünyanın neresinde olursa olsun, hangi coğrafyada hangi ülkede olursa olsun yeni Kerbela'lar görmek istemiyoruz, yeni Kerbela'lar yaşamak istemiyor, yeni ölümlerle sarsılmak istemiyoruz.

Pakistan'da, Afganistan'da Lübnan'da, Irak'ta, İran'da, Yemen'de camilerde bombaların patlatıldığını duyduğumuzda inanın elimiz ayağımız çözülüyor, kollarımız yana düşüyor ve o zaman dertleniyoruz. Kufe'nin, Bağdat'ın, Samarra'nın Necef'in sokaklarında, camilerinde Müslümanın Müslümana kıydığını işittiğimizde inanmak istemiyor, yüz kerre, bin kerre tekrar tekrar içimizde Kerbela'yı yaşadığımızı hissediyoruz. Tamamı birer provokasyon olan Gazi Mahallesi'nde, Çorum'da, Kahramanmaraş'ta, Sivas'ta yitip giden canlarla birlikte, Hazreti Zeynep'in kardeşi Hüseyin için hissettiği sızıyı, kardeş acısını biz de içimizde hissediyoruz. Hazreti Peygamber de kardeşi mesabesindeki Hazreti Ali de torunu Hazreti Hasan ve Hüseyin de bize şunu öğretti, şunu aktardılar: Can kutsaldır, can azizdir. Kim ki bir cana kastederse bütün bir aleme kasteder. Hangi saikle olursa olsun ister mezhep adına, ister etnik köken adına, ister ideoloji adına olsun masumlara kastetmek alçakça bir cinayettir.

'MASUM KARDEŞİNİN CANINA KASTEDEN YEZİD'İ SEVİNDİRİR'
Kim ki Müslüman kardeşine, onun malına, ırzına, canına kastediyorsa kim ki Müslüman kardeşine zulmediyorsa o Hazreti Hüseyin'in değil hiç tartışmasız Yezid'in tarafında yerini almış olur. Hangi mezhepten olduğunu hiçbir önemi yok, kendisine ister 'Sünni' desin, ister 'Alevi' desin, masum kardeşinin canına kasteden Yezid'i sevindirmiş, Hüseyin efendimizi üzmüştür. Kerbela bizim için hepimiz için kendisine Müslüman diyen herkes için tarihimizdeki en acı ama aynı zamanda en ibretlik derstir. Kerbela aslında bir zulme direniş dersidir. Kerbela bir sebat dersidir, Kerbela her şeyden öte bize kanla verilmiş birlik dersidir, kardeşlik dersidir. Kerbela bize zalimin değil mazlumun yanında, hakkın yanında, insani değerlerin yanında durmayı öğütleyen acı bir hadisedir."

Başbakan Erdoğan, "Yüreği Hüseyin aşkıyla dolu, yüreği Kerbela acısıyla yaralı bir ozan" olarak nitelediği Aşık Veysel'in, "Yezit nedir, ne kızılbaş / Değil miyiz hep bir kardaş / Bizi yakar bizim ataş / Söndürmektir tek çaresi" dizelerini hatırlatarak, "Bu ateşi söndürmek zorundayız. Bizi yakan bu ateşi hep birlikte söndürmek mecburiyetindeyiz. Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da, Türkiye'de, bütün İslam coğrafyasında sen, ben davasını bir kenara bırakmak, kutuplaşmaların karşısında durmak, Hacı Bektaş-ı Veli'nin şu öğüdünü, kalple gönülle işitmek ve hissetmek durumundayız. Hacı Bektaş-ı Veli: 'Sevgi muhabbet kaynak ocağımızda / Bülbüller şevke gelir, gül açar bağrımızda / Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda / Arslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda' diyor" diye konuştu.

İstiklal Savaşı'nın hep birlikte verildiğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin hep birlikte inşa edildiğine vurgulayan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhuriyetimiz, bir inancın, mezhebin ya da etnik kökenin egemenliği üzerinde inşa edilmiş değildir. Bu topraklar üzerinde yaşayan, nefes alan her bir ferdin ortak değerleri üzerine inşa edilmiştir. Sadece cumhuriyetimiz değil 1071'den bugüne kadar bu aziz vatan toprakları üzerinde inşa ettiğimiz her devlet ve her medeniyet, bizim Alevisiyle Sünnisiyle hepimizin ortak eseridir.

Hazreti Peygamber, Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin nasıl ki bizim hürmetle takip ettiğimiz büyüklerimizse Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Fuzuli de aynı şekilde bizim hepimizin ortak değerleridir. Bizler asırlar sonra Kerbela'nın susuzluğunu gideren Fırat'tan su kanalları inşa ederek, Kerbela'yı suyla kavuşturan Osmanlı'nın torunlarıyız. Bizler, muharrem ayını hep birlikte büyük bir huşu ile tuttuğumuz oruçlarla idrak eden tek bir milletiz.

Hiçbir meselenin çözümsüz olmadığını, nifak ve fitne sokmaya çalışanlara, kışkırtmalara ve provokasyonlarla karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yüzyıllardır bu topraklar üzerinde yeni Kerbela'lar yaşanması için çalışan, bunun için her türlü kirli kışkırtmayı devreye sokmaya uğraşanlar var. Hazreti Peygamber aşkına, Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin hatırına bu kışkırtmaların hiçbiri bizi birbirimize hasım eylemedi. İnşallah bundan sonra da asla başarılı olamayacaklar.

Terör örgütlerinin, kimi çevrelerin, grupların, hatta ülkelerin, hatta bazı milletvekillerinin bir çatışma çıkarmak için ortaya koydukları tüm kışkırtmalar, tüm tuzaklar; 76 milyonun hayır duası ile hep bozuldu, bundan sonra da asla hedefine ulaşamayacak. Konuşacağız, anlaşacağız, gönülden muhabbet edeceğiz. Her meselemizi birlikte aşacağız. Hacı Bektaş-ı Veli'nin öğüdü bizim rehberimiz, bizim istikametimiz ve yol haritamız olacak. İşte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, ilave ediyorum hep birlikte Türkiye olacağız."