Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Erzurum il kongresinde bir konuşma yaptı.

Konuşmasında Çin'in Şincan bölgesinde yaşananlara değinen Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: ''Yeryüzündeki tüm insanların, tüm canların, tüm canlıların hakkını, hukukunu muazzez ve mukaddes görüyoruz. Etnik kökeni, milliyeti, dini, mezhebi, dili, rengi her ne olursa olsun, her bir insanın insanca yaşamaya, ihtiyaçlarını gidermeye, huzur, barış ve emniyet içinde yaşamaya hakkı olduğuna inanıyoruz. Dünyanın her neresinde olursa olsun, herhangi sebeple olursa olsun, masum insanların katledilmesinden dolayı bizim yüreğimiz sızlıyor. Gazze'de katledilen masumlar için yüreğimiz sızlıyor. Irak'ta katledilen masumlar için bizim yüreğimiz sızlıyor.

Olayları Dışişleri Bakanlığımız çok yakından izliyor, gerekli açıklamaları yapıyor. Ankara'daki Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı'nı Dışişleri Bakanlığımıza çağırdık, kaygılarımızı, endişelerimizi dile getirdik. Olayların bir an önce sonlandırılmasını, sorumluların derhal adalete teslim edilmesini istedik. Çarşamba günü Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları İstanbul'da yayımladıkları bildiride, Uygur Türklerine yönelik saldırılara ilişkin endişelerini ifade ettiler. Perşembe ve Cuma günü İtalya'da katıldığım G-8 zirvesinde meseleyi gündeme taşıdım. Görüştüğüm liderlere kaygılarımı anlattım. BM Genel Sekreteri'ne, ABD Başkanı Sayın Obama'ya, Rusya Federasyonu'nun Başkanı Sayın Medvedev'e, aynı şekilde AB Dönem Başkanı'na, Libya Lideri Sayın Kaddafi'ye, hepsine bunları anlattım. Neler yapılması gerekir, neler yapmamız gerekir, bunun için hep beraber bazı adımların atılması gereğini anlattım.

Fakat bakıyorum ki MHP lideri, kalkıp diyor ki: 'Burada da Sayın Başbakan one minute derse yanında oluruz'. Sayın Bahçeli, sanıyorum siz, bir zamanlar Çin seyahati yapmıştınız. O Çin seyahatini yaptığınız zaman orada da yine bir şeyler olmuştu. Şimdi bol keseden atıp tutuyorsunuz. Şöyle bir çıkartayım dedim ve Uygur Üniversitesinde 50 yıldır Uygur Türkçesiyle eğitim yapılırken, tam siz oraya seyahat ettiğiniz zaman ne yazık ki Uygur Türkçesi o dönemde yasaklandı. Soruyorum, ne yaptınız? O zaman Başbakan Yardımcısı'ydınız. Sesiniz çıktı mı?''

Konunun araştırılması talimatı verdiğini ve o dönemde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin nasıl bir tavır takındığını araştırdığını anlatan Erdoğan, ''Ama şimdi kalkmışsın, hamaset yapıyorsun. Sayın Bahçeli, bize hamaset yapma. İcraat yap icraat, icraatını göreyim'' diye konuştu.

MHP liderine, ''O dönemde o bölgede kitaplar yakıldı. Ne yaptınız?'' diye soran Erdoğan, böyle basit hamasetler, gösteriler yaparak siyasi rant peşinde koşulmaması gerektiğini dile getirdi.

Kendilerinin kuru hamaset peşinde koşmadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: ''Canlara kıyarak, insan haklarını ihlal ederek, masum sivilleri haklarından mahrum ederek hiçbir ülke, hiçbir toplum huzura, istikrara, güvene kavuşamaz. Böyle bir asimilasyon peşinde koşan Çin yönetimine biz diyoruz ki: Bu asimilasyon bir şey kazandırmaz. Bunlardan vazgeçin. Bizim Çin yönetiminden talebimiz bu. Böyle bir vahşete, ister Uygur Türkü olsun, ister Çinli olsun hiçbir zaman müsamaha ile bakamayız. Uygur Türklerinin yaşadığı acı, acımızdır. Oradaki akrabalarımız, oradaki kardeşlerimiz için diplomasi içinde uluslararası hukuk çerçevesinde ve var olduğumuz her platformda üzerimize düşeni yapacak, tüm insanlığı, tüm dünya ülkelerini, bu meseleye duyarlı olmaları noktasında aydınlatmaya devam edeceğiz.''