Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa’da düzenlediği mitingde konuştu.

24 Temmuz 2010'da Bingöl'de halk oylaması için mitinglere başladığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, bugün Bursa'da 39. mitingi yaptıklarını söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Kardeşlik dedik, birlik dedik, bütünlük dedik. İstanbul'da yarım milyon kardeşimizle tüm Türkiye için ufuk dedik, vizyon dedik, hak dedik, adalet dedik. Bugün Bursa'da adalet diyoruz, hukuk diyoruz, özgürlük diyoruz, ileri demokrasi diyoruz, 'evet' diyoruz.

'Yeter' diyoruz. Hukuksuzluğa artık yeter, yargıda siyasallaşmaya artık yeter, üstünlerin hukukuna artık yeter. Merhum Adnan Menderes gibi haykırıyoruz. 'Yeter söz milletindir' diyoruz. AK Parti olarak haykırıyoruz, 'yeter söz de, karar da, yetki de milletindir' diyoruz. Artık bu ülkeye çeteler yön vermesin diyoruz. Karanlık senaryolarla bu ülkenin ufku karartılmasın diyoruz. 27 Mayıslar yaşanmasın, 12 Eylüller bir daha olmasın diyoruz. 12 Martlar, 28 Şubatlar bu ülkeye istikamet çizmesin diyoruz. Bürokratik oligarşi artık bitsin diyoruz. Tek yürek halinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyoruz.

Millet adına yetki kullanan ama millete hesap vermeyen sorumsuzların millete bedel ödetmesi artık sona ersin diyoruz. 'Yargıyı siyasallaştırıyor' iddiasıyla vesayet düzenlerini sürdürmek isteyenlere, yargının demokratikleşmesine direnenlere, gerçek demokrasi nedir gösterelim diyoruz. Yürütmeye seçim yasaklarını hatırlatıp, kendileri 'hayır' propagandası yapan yargı bürokrasisi artık haddini de, hukukunu da bilsin istiyoruz. Sürekli kuvvetler ayrılığından bahsedip yürütmeyi ve yasamayı kuşatma altına almak isteyen çarpık anlayışlar artık son bulsun istiyoruz.

Siyasi parti gibi hükümete laf yetiştirip sonra da yargının siyasallaşmasından bahseden bürokratlar çağdaş demokrasi nedir, hukuk devleti nedir? Anlasın istiyoruz. İçlerindeki yanlışlıkları görmezden gelip de siyasi iktidarla uğraşmayı adet haline getirenlere milletimiz en güzel cevabı versin istiyoruz.''

Başbakan Erdoğan, 12 Eylül Pazar günü yapılacak halk oylamasında vatandaşlardan ''evet'' oyu vermelerini istedi.

Türkiye ve Türk Milleti için yeni bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, Mevlana'nın ''dünle gitti cancağızım, düne ait ne varsa şimdi artık yeni şeyler söylemek lazım'' sözünü hatırlatarak, Bursa'da şimdi yeni bir yolculuğa başladıklarını söyledi. Erdoğan, bu yolculuğun aydınlık, büyük, itibarlı Türkiye yolculuğu olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''13 Eylül'de çetelerin üstün olduğu bir Türkiye değil, yasaların, hukukun üstün olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de milleti hor görenlerin değil, milletin egemen olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de statükodan, vesayetten arınmış bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de kardeşliğini pekiştirmiş, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de bölgesinde, dünyada daha güçlü, daha etkin bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de darbe Anayasasından biraz daha arınmış bir Türkiye olacak. 13 Eylül'de Türkiye daha demokratik, daha da özgür olacak. 13 Eylül'de AK Parti kazanmayacak, Türkiye kazanacak.''

Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin TBMM'de kabul edilmesinin ardından medyada ''411 el kaosa kalktı'' başlığının atıldığını anlatan Erdoğan, ''Hani siz özgürlükçüydünüz? Hani siz demokrattınız? Hani siz, hak hukuk, bunları tanıyordunuz? Nasıl olur da yasama organının aldığı bu karara, milletin vekillerinin o kalkan ellerine sen 'Kaosa kalkan el' dersin'' diye sordu.

'EVET' ÇIKARSA NASIL OLUR DA TÜRKİYE BÖLÜNÜR DERSİN?
Değişikliğin CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşındığını, iptal davasının altında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın da imzasının olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Eski genel başkan, bugün açıklama yapmış. 'Eğer evet çıkarsa Türkiye bölünür.' Senin hayatın zaten hep bunlarla geçti. Bir kasetle duman oldun gittin. Söylemeyecektim, konuşmayacaktım, en sonunda konuşturttu. 'Evet' ile Türkiye bölünürmüş...

Ya sen bu milletin iradesinden 'evet' çıkarsa nasıl olur da Türkiye bölünür dersin? Bunların milli iradeye bakışı bu. Bunların milli iradeye saygısı yok. Yıllarca hep bunu söylediler. 'Eğer AK Parti kazanırsa rejim tehlikededir' dediler. Ne oldu? Tehlike mi var? Herkes huzur içinde. Türkiye dünyada saygın bir ülke haline geldi. Sana ne oluyor? Millet, millet... Millet, bu partinin istikametini, rotasını benim aziz milletim çizdi. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletin. Bitti. Bunlar ne derse desin.''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, ''Başörtüsü meselesini ben halledirim'' dediğini belirten Erdoğan, vatandaşlara ''İnandınız mı'' diye sordu.

Deniz Baykal'ın genel başkanlığı sırasında, İstanbul Gazi Mahallesinde çarşaflı vatandaşlara CHP rozeti takıldığını hatırlatan Erdoğan, ''Bir hafta sürmedi, çarşaflı kardeşimizi otobüsten attılar. Bunların cemaziyelevveli bozuk. Bunlar bunu hazmedemezler. Hemen arkasından Mersin'de de aynı şeyi yaptılar. Hatırlayın'' dedi.

Erdoğan, miting meydanında kendisini dinleyenler arasında, çarşaflılar, başörtülüler, başı açıklar bulunduğuna işaret ederek, bunun, partisinin zenginliği olduğunu söyledi. Erdoğan, ''Ama bunların buna tahammülü yok. Tahammülü yok. Bırak ya, bırak. Saygılı ol. Olamazlar'' ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun Ankara'da başka, İzmir'de bir başka; Tunceli'de başka, Kayseri'de bir başka konuştuğunu ifade eden Erdoğan, ''Bunlarda dürüstlük yok'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''(Bir çalışma yaptırıyoruz) dediler. Neymiş? Kendi Parti Meclislerindeki bir arkadaşlarına görev vermişler. Ne yapıyormuş? Tasarımcılarla görüşüyormuş. Ya ne bu kadar uğraşıyorsun, Olgunlaşma Enstitüsüne güvenip? Nasıl bağlanırmış, başın altından mı bağlanır, arkadan mı bağlanır, şöyle mi bağlanır, böyle mi bağlanır... Bunlarla uğraşıyorsun da diğer kızlarımızın askılı mı olsun, askısız mı olsun, streç mi olsun, şalvar mı olsun, bunlarla da uğraşıyor musun? Böyle saçmalık olur mu? Bırak, insanlarla uğraşma. Bir toplumun genel ahlak kuralları içinde, herkes nasıl tercihi varsa o tercihini yapsın. Kimisi inancına göre giyinir, kimisi geleneğine göreneğine göre giyinir, kimisi farklı düşünür vs. Bir taraftan 'Özgürlükçüyüm' diyeceksin ama insanların özgürlük alanına müdahale edeceksin. Asla, bizde bu yok.''

Başbakan Erdoğan, ''İnşallah 12 Eylülde özgürlük kazanacak'' ifadesini kullanarak, ''Bu özgürlük mücadelesini anlamayanlar özgürlük kavgasını veremezler. Bunlar özgürlükleri kısıtlanmayan insanlar olduğu için bunu anlayamazlar'' diye konuştu.

Bağımsız ülkücülerin, MHP Kurucular Kurulunun değişikliğe ''evet'' oyu vereceklerini açıkladıklarını, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ise bu kişiler için ''uşak'' dediğini söyleyen Erdoğan, şöyle dedi:

''Çünkü MHP Genel Başkanı, o bağımsız veyahut 12 Eylül'de Mamak'ta, değişiklik yerlerde, o ıstırabı, o darbe anayasasının kurulduğu, kararının verildiği dönemde, darbenin yapıldığı dönemde çileyi çekenlerden değil ki, şu andaki yönetim. Çileyi çekenler başka, şu anda 'Ülkücüyüm' diyerek, kalkıp onlara 'uşak' diyenler başka. O ıstırabı, o çileyi çekenler, 'Biz darbe anayasasına hayır diyoruz' diyorlar.''

Kılıçdaroğlu'nun ''Dokunulmazlıkları kaldırın, bu Anayasa değişikliğine 'evet' diyelim'' açıklamasında bulunduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu ne demek biliyor musunuz? Bu ne anlama geliyor? Demek ki, CHP bu Anayasa değişikliğine tamamen inat olsun diye karşı çıkıyor. Demek ki, CHP bu Anayasa değişikliğine tamamen şahsi hırslarından dolayı karşı çıkıyor. Demek ki, CHP bu Anayasa değişikliğine tamamen keyfi olarak karşı çıkıyor. '26 maddede sorun yok.' Bu, bu demektir. 'Aslında evet diyeceğiz ama inadımızdan hayır diyoruz' demektir. Bu, Anayasa değişikliğini pazarlık konusu yapmaktır. Bu, CHP'nin bir kez daha suç üstü yakalanmasıdır.

Dokunulmazlığı, oturalım konuşalım ama, sadece milletvekilleri için değil. Bu ülkede dokunulmaz olanlar çok. Yargıyı konuşalım, silahlı kuvvetleri konuşalım, tüm memurları konuşalım. Oturalım, kimi ne kadar dokunulmaz yapacağız, kararı verelim ama buna gelmiyorsunuz, sadece milletvekilleri diyorsunuz. Bu, ülkede siyaseti yozlaştırmaktır. Bu, ülkede siyasetçiyi birileri elinde şamar oğlanı haline dönüştürmektir. Dünyanın hiçbir yerinde buna benzer siyaset anlayışı yoktur.''