Erdoğan'dan İmamın Ordusu yanıtı

Başbakan: Kitap kararını ben vermedim. Bomba kullanmak suçtur, yapılan maddeleri kullanmak da suçtur. Kitap internete girmiştir ve burada ne olduğu görülmüştür. İşinize gelince bağımsız yargı diyorsunuz, Türkiye’ye gelince yürütmeye bağlı yargı istiyorsunuz.

13.04.2011 - 14:00

Avrupa Konseyi'nde konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan'a Avrupalı milletvekilleri tarafından 'İmamın Ordusu' kitabından yüzde 10 barajına birçok konuda soru yöneltildi.


Başbakan'ın açıklamalarından önemli satır başları şöyle: "Yasaklardır, yoksulluktur ve bu mücadeleyi başarılı devam ettirmektir. 8,5 yıldır en geniş anlamda yasal desteklerle güçlendirmiştir. 8,5 yıl önce konuşulamayan bir çok konu bugün Türkiye’de konuşulmaktadır. İşkenceye 0 tolerans ifade özgürlüğündeki yasaklar kaldırılmıştır.

'GAZETECİLİKTEN TUTUKLANMADILAR'
Medya üzerinde kısıtlamalar gerçeği yansıtmıyor. 8 yıl önce demokrasi dışı öğeler ve mafyadan talimatla başlık atan yazı yazan kişiler özgürce yazı yazabilmekte. Anlaşmazlıklar ise hukuk altında çözülmekte.

Avrupa’da darbeleri teşvik eden gazete ve gazetecilerin olmadığını hatırlatmak isterim. Türkiye’de tutuklu 26 gazeteci vardır. Bunların hiçbiri gazetecilikten tutuklu değildir. Son dönemde olanlar belli çevrelerden değil, daha objektif kaynaklardan öğrenmenizi isteriz.

'YARGIYA MÜDAHALE EDEMEYİZ'
Çeşitli terör örgütleri ve darbecilerle olan ilişkileri yüzünden yargılanıyorlar. Yürütmenin de bu noktada müdahalede bulunmasının imkanı yoktur, yargı bağımsızdır. Tutukluluk süresinde değişik belgelerin çıktığını yargının zaman zaman yaptığı açıklamalarda öğreniyoruz. Temennim bunların hemen çözülmesidir. Uzun süreli tutukluluklarda hassasiyetimiz vardır ve bunların hemen çözülmesini istiyoruz.

Çevremizdeki köklü değişimler, bize Avrupa kıtasında sorumluluklar veriyor. Biz demokrasi, hukuk ve insan haklarının yanında olmalıyız üstünlerin hukukunun değil. Şiddetin değil uzlaşmanın yanında olmalıyız. Başta Avrupa Konseyi olmak üzere tüm uluslararası camianın bunun üzerinde kenetlenmesini istiyoruz.

'İLERİ DEMOKRASİ HEDEFİ'
Ben demokrasinin kurumlar bazında desteklenmesini isterim. Biz 2010 referandumunda bir kavramı öne çıkardık. O da İleri Demokrasi’dir. Bunun için Anayasa'da 26 maddede yaptığımız değişiklikle başladık, sonra tüm anayasa değişikliğine gideceğiz. Bu değişiklikte vurguladığımız özellikle etnik ayrımcılığa kesinlikle yer verilmemesi, Bölgesel ve dinsel ayrımcılığa yer verilmemesi. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir.

Bölgemizdeki ülkeler artık bizimle nasıl 'Bu değişikleri yaptınız' ve 'AK Parti modeli nedir' diye soruyorlar ve eğitim alıyorlar. AK Parti olarak ana kademesi olarak değil kadın ve gençlik kolları ile tüm Türkiye’ye yaymış bir partiyiz. Tüm ülkeye hitap eden, sadece yüz yüze, sadece TV ve gazete değil her yerde yapan bir partiyiz. Her ile en az 2-3 kere gitmişiz ve ben halkımın karşısına her daim çıkarım. Şimdi seçimlere de aynı şekilde gidiyoruz. İnsanımızı öne çıkaran bir anlayışla yola devam ediyoruz. Bu süreçte gerek Ortadoğu gerek Balkanlar'da dayanışma içinde olmamız gereken ülkelerle bunu yapıyoruz. Yeri gelince ABD, Rusya, İngiltere, Ortadoğu, Pasifik her ülkeyle konuşabilen bir ülkeyiz."

'İŞİNİZE GELİNCE BAĞIMSIZ YARGI...'
Bir parlamenterin İmamın Ordusu kitabının basılmadan toplatılmasını sorması ve heyette kadın temsilci olmamasıyla ilgili eleştiri yöneltmesi üzerine şöyle konuştu:

"Buraya şahsım ve iki bakan arkadaşlarımızla geldim, bayan arkadaşlarımız da burada. Önyargılardan arındırılmış düşünceler önemli. Bu basılmamış denen kitapla ilgili kararı ben vermedim. Bu medya mensuplarının bilgi ve belgeler neyin geldiğini gösteriyor ki yargı yürütmeye burada bir hazırlık var hemen gidin diyor. Bakınız burada bir şey diyorum bomba kullanma suçtur, bombanın yapılacağı maddeleri kullanmak da suçtur. Bomba yapmanın ihbarı gelmişse güvenlik güçleri bunları toplamaz mı. Burada da daha önce gelmiş bilgiler gelmişse yargıda bu kararı vermiştir ve güvenlik güçlerine gidin alın demiştir. Bu kitap internet sitelerine girmiştir ve burada ne olduğu görülmüştür. Bu yürütmenin değil yargının aldığı bir karardır. İşimize gelince bağımsız yargı diyorsunuz, Türkiye’ye gelince yürütmeye bağlı yargı diyorsunuz ama Türkiye’de bağımsız yargı var, yürütmeye bağımlı bir yargı yok.

'SEÇİM BARAJI İSTİKRAR İÇİN'
Bir gerçeği söylemek zorundayım. Ben şiir okuduğum için hapse girmiş bir liderim. 4 ay hapis yattım ve çıkınca partimizi kurup seçimi kazandık. 8,5 yıldır da halkımın büyük teveccühü ile iktidardayız. Biz partiyi kurduğumuzda yüzde10 barajı vardı ama biz bunu geçtik. Biz sağ sol ya da uçlarda siyaset yapmadık. Merkezde herkesi kucakladık. Fransa’dan Romanların kovulduğunu, kişisel inanç özgürlüğü olmadığını görüyorum. Türkiye’ye laf söyleyecekler önce kendilerini değerlendirsinler sonra laf söylesinler. Yüzde 10 demokrasi ile alakalı değildir. Avrupa’da da yüzde 7-8 barajı var. Biz demokrasi için baraj devam etmeli dedik, halkımızda da bunun cevabı var.

Daha önceki iktidar ve koalisyonlarda sorunlar olmuştu. Biz bunu indirmek istersek size değil halkımıza sorar ve gereğini yaparız. Bunun kararını Türkiye verir. Biz çok bedeller ödedik, artık daha fazla ödemek istemiyoruz. İstediğimiz gibi seçimlere giriyoruz ama bir etnik ya da bölgesel parti değiliz. Ülkemizin tüm insanlarına hitap ediyoruz.”

Azınlıkların eşit şekilde dinlerini ibadet etme özgürlüğü olmadığı yönünde Fransız bir parlamenterden gelen eleştiri üzerine ise şöyle konuştu:

Sizi ben Türkiye’ye davet etmek isterim. Duyduklarınızla hareket ediyorsunuz. Arkadaşımız galiba Fransız ama Türkiye’ye de Fransız. Bizde böyle güzel bir söz var. Ortodoks Patriği’nin seçimi Lozan’a göre Saint Sinot Meclisi’nde yapılır. Meclis üyesi Türkiye vatandaşı da olmalı. Türkiye vatandaşı olmadığı halde Ortodoks Patriği’nin seçimine göz yumduk. Sevgili dostum Karamanlis’e dedim ki ‘Vatandaşlığa alalım.’ Olmadı Patrik’e de söyledim. Sonunda müracaat ettiler ve vatandaşımız oldular. Sümela Manastırı’nda ayin istediler ve geçen yıl 3 bin kişi ayinlerini yaptılar. Tarsus’ta Alman dostlarımız rica ettiler ve her yıl artık ayinlerini yapıyorlar. Van’da Ermeni Ortodoks Kilisesi yıkılıyordu kendi kasamızdan ödeyerek restorasyonunu yaptırdık. Bizim ülkemizde ne kadar azınlık varsa ibadetlerini yapmasının sigortası biziz. Kimse yapamıyoruz diyemez derse bize saygısızlık olur. Kim varsa haberim olsun bizzat ilgileneceğim.”

Ermeni protokolü ve Kars’taki anıtın kaldırılmasıyla ilgili soruya ise yanıtı şöyle oldu:

Bir defa sınırın kapalı kalması ya da açılması konusunda biz burada Ermenistan halkının hak ve hukukunu koruma konusunda bizim kendi ölçülerimiz. Biz kardeş Azerbaycan’ın hak ve hukukunu Ermenistan’a yediremeyiz. Kapıların açılması için sorunlar çözülmeli. Minks Üçlüsü görevini yerine getirsin diye çok istedik. Onlar görevini yerine getirirse bu sorun aşılır. Benim ülkemde 70 bin civarında Ermeni vatandaşım ve vatandaşımız olmayan 40 bin Ermeni var. Bunları gönderiyor ve tutuyoruz. Gönderebiliriz ama imkansızlıklar yüzünden bizdeler ve kalıyorlar. Biz protokolü yaparken bu soruna çözüm bulmak için yaptık. Ben de bazı toplantılara katıldım ama Ermenistan diasporadan korkuyor. Biz kimseden korkmuyoruz. Ermenistan diasporaya karşı korkusunu yenerse sorunlar çözülür.


  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...