Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Zonguldak'ta meydana gelen grizu faciasının ardından gelen eleştirilere yanıt verdi.

Zonguldak'taki bu işletmelerin nasıl çalıştığını bildiğini belirten Erdoğan, madencilerin, bu olay sonrasında kendisini tahrik etmek isteyenlere tenezzül etmediğini söyledi. Başbakan Erdoğan, Zonguldak'lı olmayan, Sivas'lı olan bir kişinin kendisine orada küfür ettiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, halkın bu oyunlara gelmediğini ve vatandaşın da orada gereğini yaptığını anlattı.

Başbakan Erdoğan, hayatını kaybeden işçilerin ailelerine, sosyal güvence açısından yapılması gereken ne varsa yapacaklarını açıkladı.

Zonguldak'tan gelen haberin yürekleri dağladığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Milletimizi şüphesiz üzüntüye sevk etti. Grizu patlaması ve ardından meydana gelen göçük sonrasında 28 kardeşimizin cesedi çıkarıldı. 2 kardeşimizin bulunması için de çalışmalar aralıksız devam ediyor. Aramızdan ayrılan kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyor, bir kez daha ailelerinin, yakınlarının, ülkemizin ve milletimizin başı sağolsun diyorum.

Henüz olay sıcaklığını korurken, kazanın nedenleri tespit edilmeden değerli bakan arkadaşlarım, 'öncelikli gayemiz göçük altında kalan canlarımızı kurtarmaktır' diyerek, orada yoğun bir şekilde çalışırken birileri de insafsız eleştiri oklarını bize yağdırıyordu.

Böyle acı hadiseler esnasında en son yapılacak şey; hesap sormak, yargısız infaz yapmak, birilerini suçlu ilan etmektir. Devlet ciddiyeti önce kazazedeleri kurtarmayı sonra yaraları telafi etmeyi sonra idari ve hukuki inceleme ve işlemi başlatmayı gerektirir. İnsaniyetin gereği de önce suçlu aramak değil, önce insanları kurtarmaktır. Bu ortamda bizim sarf ettiğimiz sözler, acıları, sıkıntıları paylaşmaya, sabır ve sükuneti sağlamaya dönüktür. Bu tür kazaların madenciliğin kaderinde olduğuna dair sözlerim, işin tabiatı gereği bu tür sıkıntıların yaşanabildiğine dairdir.

İLK KEZ GRİZU PATLAMIYOR
Ortada bir kusur, ihmal, yanlış varsa bunu örtmeye, küçümsemeye yönelik değildir. Nitekim olayla ilgili merciler her türlü incelemeyi, soruşturmayı en ince ayrıntısıyla yapmaktadırlar. Hukukun gereği neyse o yapılmaktadır. Bundan herkes emin olmalıdır.''

Ancak, her zaman yapıldığı gibi bir kez daha acının, elemin, kederin istismar edildiğine, siyasi propaganda malzemesine dönüştürülmek istendiğine şahit olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, ''Herkes cibilliyetinin gereğini yapıyor, ondan hiç şüpheniz olmasın. Onlar bunu da yapmaya devam edecekler her zaman. Bir kez daha söylüyorum; ne Türkiye'de ne de dünyada ilk kez bir grizu faciası yaşanıyor. ABD'de, Çin'de, Rusya'da, Almanya'da daha son zamanlarda büyük kazalar yaşandı. Rusya'da iki hafta önce 9 Mayıs'ta art arda gelen grizu patlamalarında 50'den fazla işçi ve kurtarma ekibi hayatını kaybetti. Şu anda dahi 20'ye yakın işçinin cesedi bulunabilmiş değil'' diye konuştu.

KAZALARIN TARİHÇESİ
Başbakan, konuşmasında Türkiye'de daha önce yaşanan grizu facialarından örnekler verdi. Bu örnekleri o dönemin iktidarını suçlamak için değil, işin kısa geçmişini ortaya koymak için vereceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''1990'de Amasya Merzifon'da 68 işçimizi kaybettik. 1992'de Zonguldak TTK Kozlu işletmesinde tam 263 işçimizi kaybettik. Taşeron yapmıyordu o işleri TTK... Bakın bunu söylüyorum. Ama bu ülkede aşırı uçlar, taşeron deyip, aman yarabbim, onda olduğu zaman işte buyur, TTK... İktidarda hangi partiler vardı? DYP-SHP hükümeti. Yani bugünün CHP'si o gün iktidardaydı. 1995'te Yozgat Sorgun'da 40 kişi hayatını kaybetti. Aynı şekilde iktidarda DY-SHP koalisyonu vardı. Yani bugünün CHP'si... 1999-2002 arasında 4 ayrı patlamada 54 işçimizi kaybettik. İktidarda DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. O iktidarları eleştirmek için bunları söylemiyorum. Ama bazı gerçeklerin bilinmesi için söylüyorum. Kimse acılar üzerinden, ölen işçi kardeşlerimiz üzerinden oy avcılığına çıkmasın, istismara kalkışmasın.

Biz iktidara gelinceye kadar bu ülkede çalışma hayatının, endüstri ilişkilerinin nasıl içler acısı durum arz ettiğini hepiniz biliyorsunuz. Birçok kronik meseleye neşter vurduk. Zorunlu tasarruf gibi, konut edindirme yardımı gibi, asgari ücret, emekli maaşları, ekonomik sosyal konsey, sosyal güvenlik gibi on yıllardır konuşulan tartışılan ama çözüm üretilemeyen meselelere biz cesaretle çözüm ürettik. Bütün bu sorunlar, bizden önceki son 20 yılın, 30 yılın, 40 yılın birikmiş sorunlarıydı. Bu ülkede sorumsuzca, popülist politikalarla ihmal edilmiş ve adeta kördüğüm olmuş meselelere biz el attık.

Bugün işçi dostuymuş gibi işçiyi, emekçiyi, yoksulu, emekliyi istismar politikalarına malzeme edenlerin hem zihniyetleriyle hem yaptıklarıyla geçmişte bu kesimleri nasıl inim inim inlettiğini benim milletim unutmadı.

Ne dediler? 'O ne veriyorsa ben iki katını veriyorum' dediler. Bu zihniyeti biliyoruz değil mi? '5 katını veriyorum diyenler' çıktı ve kaşıkla verdiklerini kepçeyle söke söke aldıklarını benim milletim unutmadı. Merkez Bankası'nın acımazsızca karşılıksız para bastığını benim milletim unutmadı. Bu basılan paralar nereden çıkıyordu? Benim çitçimin, işçimin, memurumun cebindeki paranın modern şekilde çalınmasıydı."