Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

İlişkili Haberler


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anarak konuşmasına başlayan Başbakan Erdoğan, konuşmasında MHP’ye yönelik eleştirilerde bulundu. Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bu ülkenin Başbakanı, yurt içinde, güya milliyetçi olduğunu iddia eden zevat tarafından 'dili koparılmakla' tehdit ediliyor. Bakıyorsun, bir başkası çıkıyor 'onu koltuğundan indireceğim, meraklanmasın' diyor. Siz nesiniz? Siz siyasi parti misiniz, kasap mısınız? Ya siz ne zamandan beri Ali kıran baş kesen oldunuz? Demokratik sistemlerde bu makamlara millet getirir millet götürür. Bunun dışında hiçbir yol yöntem, buralara indirme bindirme harekatı yapamaz. Evet açık söylüyorum, “Mavi Marmara”nın uğradığı uluslararası sular değildir, orada onu yapanları biliyoruz. Eğer onlarla eş durumdaysanız buyrun çıkın ortaya.

Bu nasıl bir üslup, nasıl bir hazımsızlık, nasıl bir öfke? Bütün samimiyetimle soruyorum, MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime soruyorum, Ülkücülere soruyorum. Bu ülkenin başbakanını kastederek 'Dilini kopartacağız' demek reva mıdır? Hadi biz geçtik, MHP ve CHP'ye gönül vermiş kardeşlerim böyle bir üslubu hakediyor mu? Seviye farkını görüyorsunuz değil mi? Eminim milletim de bu üslup farkını çok iyi görüyor. MHP'nin giderek hırçınlaştığını, giderek siyasi nezaketi kaybettiğini milletimiz ibretle izliyor. MHP yönetimi ciddi bir baraj korkusuna kapılmış durumda. Bu korku çirkin bir üsluba kendilerini sevkediyor, bataklığa düşen çırpındıkça kurtulmaz çırpındıkça batar.

AK Parti ile bu çirkin polemiklerin içine girenler, eğer bizi o çirkin polemiklerin içine çekeceklerini zannediyorlarsa biz bu polemikte yokuz. Olmayacağız. Hiçbir zaman bu seviyesizliğe alet olmayacağız. MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime de söylüyorum, bu gözü dönmüş yaklaşımlardan rahatsızlık duyduklarını çok iyi biliyorum, inanıyorum ki onlar da gerekli dersi gerekenlere verecektir.

MHP'nin milliyetçi muhafazakar kimliğini arka plana iten bu yönetimin sergilediği yaklaşım, milletin değerlerinden ciddi bir kopuşu ifade ediyor. MHP, her geçen gün milletin nezaketinden, hissiyatından kopuyor. Milletin hoş görmeyeceği bir üsluba, hırçın bir söyleme sarılıyor. Bu tam anlamıyla bir savrulma durumudur, milletten kopma durumudur. Bu seviyesizlik karşısında biz nezaketimizi koruyoruz, Türk siyasetine yakışmayan bu üslubu da milletimizin takdirine sunuyoruz.

MHP'Lİ VE CHP'LİLERE ŞİKAYET EDİYORUM
12 Eylül'de sandıklar kapandı, bunlar da içlerine kapandı. Biz ise referandumdan önce olduğu gibi bugün de yollardayız, açılışlardayız, temel atma törenlerindeyiz. Son iki ayda Mardin'den Kocaeli'ne, Balıkesir'den Elazığ'a, Şanlıurfa'dan Aydın'a mekik dokuyoruz. Eser üstüne eser üretiyoruz, beyefendiler sadece ve sadece hakaret üzerine hakaret üretiyorlar. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, milletime şikayet ediyorum. Çünkü bu işin çözücüsü millettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanına, bakanlarına yapılan ağır hakaretleri hiç kimseye değil, CHP'ye ve MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime şikayet ediyorum ve takdiri de onlara bırakıyorum. Sizlerden de rica ediyorum, lütfen tahriklere gelmeyin. Bu dile, bu üsluba aldırış etmeyin. Oyunlarına aldırış etmeyin. Onlar hangi dille konuşursa konuşsun, biz Yunus'un diliyle, Mevlana'nın diliyle, milletin diliyle konuşmaya devam edeceğiz. Aynı dille cevap verdiğimiz anda biz kaybederiz, öfke ve nefret kazanır. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Eğer biz bu muhalefetin üslubuna takılıp kalsaydık 150 bin derslik yapamazdık, ülkemizin dört bir yanını hastanelerle donatamazdık. 13 bin kilometreyi aşkın duble yollarla, otoyollarla ülkenin dört bir yanını öremezdik. Türkiye enerji alanında çok ciddi anlamda açığını kapatıyor. Eğer muhalefetin çapsızlığına takılıp kalsaydık, 435 bin konut inşa edemezdik. Muhalefetin çıkardığı krizlere ve kavgalara aldırış etseydik dünyanın takdir ettiği ekonomik başarılara imza atamazdık. Şu anda, Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısı 29 milyona ulaşıyor, göreve geldiğimizde bu rakam 13 milyondu. Türkiye artık bir çekim ve cazibe merkezi haline geldi. Muhalefete takılıp kalsaydık, seviyesiz üslubuna aynı şekilde cevap verseydik 73 milyonu kucaklayamazdık.

CHP KORKU İMPARATORLUĞUNU İTİRAF ETTİ
Yıllardır korku imparatorluğu edebiyatı yaptılar, en sonunda korku imparatorluğunun kendi içlerinde olduğunu itiraf etmek zorunda kaldılar. Yıllarca gizli gündem, takiye dediler, asıl kendi takiyenin, gizli gündemin kendi partilerinde olduğunu dünya alem gördü, dünya aleme gösterdiler. Biz bildiğimiz istikamette yürümeye devam edeceğiz.

ERDOĞAN'DAN MİLLİYETÇİLİK TANIMI
Milliyetçilik kafatasçılık değildir. Milliyetçilik slogan atmak, çeşitli sembollerle tezahüratta bulunmak, hoşgörüsüzlüğü bir ideoloji olarak dayatmak hiç değildir. Milliyetçilik belli idealler, belli değerler etrafında buluşmak, bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmek, insanlığın tamamının huzur ve barışı adına tek yürek haline gelmektir. Ortak tarih ve kültür bilinci insanları bir arada tutar, bir millet olarak geleceğe taşır. Milliyetçilik bu ruhu oluşturabildiği, bu duygu iklimini güçlendirebildiği oranda kıymetlidir. Milliyetçilik kendi milletine, kendi vatanına, ülkesine, onlarla birlikte tüm insanlığa, mazlumlara, mağdurlara ulaşmak, onlara el uzatma, onlara kucak açabilmektir. Milliyetçilik asla ve asla ırkçılık değildir. Zira milleti teşkil eden ana unsurlar, kan bağı, genetik kodlar değil, tarihtir, kültürdür, ortak idealler, ortak değerlerdir. Aynı toprak parçası için, aynı bayrak için, aynı idealler ve değerler için şehit düşmüş ve aynı mezarlıkta yan yana yatan iki şehidi etnik kökeniyle, diliyle, kökeniyle, mezhebiyle birbirinden ayırmak şehitlere de, bu millete de, bu ülkeye de yapılacak en büyük haksızlık, en büyük saygısızlıktır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti üst kimliği altında toplanmış, aynı bayrağın, aynı İstiklal Marşı'nın, aynı ideallerin ve değerlerin etrafında kenetlenmiş bir milletiz. Biz milliyetçiliğe hep böyle baktık. Bu şekilde bakmaya da devam edeceğiz.

MEHMET AKİF ERSOY ARNAVUT
Dikkat ediniz, birileri milliyetçilik kavramını ve milli hassasiyetleri istismar etmeyi siyasetlerinin odak noktasına yerleştirirken biz hiçbir zaman buna tevessül etmedik. Kuru milliyetçiliğe, slogan milliyetçiliğine hiçbir zaman teslim olmadık. Bizim nezdimizde milliyetçilik, milletimizin ortak tarihine ve ortak kültürel değerlerine sahip çıkmaktır. Bizim için milliyetçilik, millete hizmet etmektir ve 8 yıl boyunca bunu yaptık. Ülkenin her köşesinde 73 milyonun hizmetkarı olmayı milletçilik olarak kabul ettik. 8 yılda Türkiye içinde yaptıklarımızı, 73 milyon için ürettiklerimizi kenarda tutuyorum. Dünyada yaptıklarımız, vatandaşlarımız, soydaşlarımız, akraba topluluklar, mazlumlar, mağdurlar için yaptıklarımız bizim nasıl bir millet ve milliyetçilik anlayışımızın olduğunu kıyas kabul etmeyecek derecede ortaya koymuştur.

İstiklal Marşımızın Şairi Mehmet Akif Arnavuttur. Kosova'nın İpekli ilçesindendir. Hiçbir zaman Mehmet Akif Ersoy'da ırkçılık göremezsiniz ama İstiklal Marşımızın şairi. Nasıl izah edeceksiniz onu? Bu ülkede milli değerlere sahip olan herkes gururla, şanla, şerefle İstiklal Marşı'nı okuyor mu? Okuyor. Güftesi kime ait? Mehmet Akif'e ait. Mehmet Akif kim? Bir Arnavut. Ama hiçbir zaman Arnavutluğunu öne çıkarmadı. İşte burayı iyi kavramak, iyi anlamak gerekiyor."

DAVA AÇILACAK BİR ŞEY VARSA AÇILIR
Başbakan Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasını tamamlayıp salondan çıktıktan sonra gazetecilerin, ''MHP'ye dava açmayı düşünüyor musunuz?'' sorusuna ''Dava açılacak bir şey varsa açılır. Arkadaşlar gerekli şeyleri takip ediyorlar, inceliyorlar'' karşılığını verdi.