Başabakan Recep Tayyip Erdoğan Afyonkarahisar'da cemaate yüklendi.1949 tarihli Bakanlar Kurulu belgesini gösterip, CHP'ye tepki gösterdi.

Erdoğan, Said-i Nursi'nin, 1940'larda, Emirdağ Cezaevi'ne konulduğunu, zehirlenerek ve soğuktan dondurularak öldürülmek istendiğini, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün imzası bulunan Bakanlar Kurulu kararıyla "Gençlik Rehberi" kitabının yasaklandığını belirterek, "İşte bu CHP ile güya Said-i Nursi'nin izinden gittiğini idida eden bu paralel örgüt, şu anda kol kola yürüyorlar. Said-i Nursi'nin kemikleri sızlıyor" dedi.

Yüksek Seçim Kuruluna seslenen Erdoğan, "Sen geçen seçimlerde Uşak'ta farklı partiyi yine böyle üç-beş dakika geç kaldıkları için seçime sokmadın. Şimdi bunu nasıl yapıyorsun Diyorum ki bakın sizler, yargının içinden gelen insanlarsınız. Adil davranacaksınız adil. Davranmadığınız sürece bu halk ve tarih hiçbir zaman sizleri affetmez. Oradaki koalisyonların ne olduğunu da biliyoruz. Bu koalisyonların ne olduğunu da biliyoruz ve bu seçimlere gölge düşürmeye kimsenin hakkı yok" ifadesini kullandı.

Hakkari ve Van'da parti teşkilatlarına yapılan saldırılara değinen Erdoğan, "Niye Çünkü gelişmeleri görüyorlar. Ben şimdi bu seçime katılan partilere söylüyorum. Bu tür meşru olmayan yollarla değil gelin düşüncelerinizle, gelin projelerinizle sandıkta halkı yönlendirin. Halkımız projeye oy verecek, hizmete oy verecek, gerginliğe değil, hakarete değil. İşte bunu ortaya koyalım. Biz eser siyaseti yapıyoruz, diğerleri laf siyaseti yapıyor. Gerginlikten beslenmeye çalışıyorlar. Ama bu meydan şu anda onu söylüyor; '30 Mart bir başka olacak diyor' ben buna inanıyorum" diye konuştu.

'ÜÇ BANKA BUNLARIN ÖNÜNDE BATTI' 
Başbakan Erdoğan, Ankara'da, Kayseri'de, Samsun'da, Erzurum'da Gezi Parkı odaklı olaylar patlak verdiğinde bir milyon kişiyle İstanbul'da "Milli İrade" mitingleri yaptıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunların hevesi kursaklarında kaldı. Hatırlıyorsunuz değil mi Ama durmadılar. 17 Aralık'ta bu kez başka bir tuzakla, bu kez farklı bir senaryoyla yeniden Türkiye'yi karıştırmak için yine düğmeye bastılar, Seçilmiş bir hükümeti, bir yargı darbesiyle iftirayla, hukuksuzlukla görevden uzaklaştırma yoluna gittiler. Bir kez daha Türkiye ekonomisini hedef aldılar. Bir kez daha istikrara, huzura ve büyük Türkiye hedeflerine yeni Türkiye hedeflerine kastettiler ama başaramıyorlar, başaramayacaklar ve 30 Mart'ta sandıkta bunlara gereken dersi vermeye var mıyız Onun için durmak yok, kapı kapı dolaşmaya var mıyız Durmayacağız. Hanım kardeşlerim durmayacağız, gençler durmayacağız. Kapılarınızı bazı ablalar çalabilir. O çalanlara şunu söylemeniz yeter. 'Biz hükümetimizden, biz devletimizden memnunuz. Hamdolsun bu ülkede eğitimde geldiğimiz nokta ortada. Kitaplarımızı ücretsiz alıyoruz. Burslarımız ortada. Onlara şunu söyleyin yeter. Onlar başörtüsüne furuat derken, biz başörtüsüyle okullarımıza gidemiyorduk. Ama şimdi başörtülerimizle de okullarımıza gidebiliyoruz. Siz furuat diyenler partinizi kurun, meydana öyle çıkın' deyin bunlara. Bunlara onu söyleyin. Benim başı açık, başıörtülü kızlarımın herhangi bir düşmanlığı yoktu ki. Bunlar ayrım yaptılar, bunlar böldüler ama şimdi o yıkıldı. Devlette de aynı şekilde başıörtülü, başı açık beraber çalışıyorlar mı Buralara durup dururken gelmedik. Ama sabrettiniz, sabrettik, sonunda selamete çıktık.

Düşünebiliyor musunuz Türkiye'nin milli bankası, hem de uluslararası çapta bir milli bankası Halk Bankası, bunu hedef aldılar. Ziraat Bankasını hedef aldılar, Vakıfbank'ı hedef aldılar. Bizim iktidarımızdan önce, yani MHP'nin iktidar olduğu o koalisyonda bu bankaların üçü de çöküyordu. Zarardaydılar, 'görev zararı' diyorlardı. Ey MHP, Ziraat Bankası yüzde 59 faizle çiftçi kardeşime benim kredi veriyordu. Ama şimdi yüzde 5. Bak nereden nereye düştü Halk Bankası yüzde 46 faizle veriyordu esnafımıza kredi, şimdi yüzde 5 ve hepsi de batıktı. Ama şimdi bunlar Balkanlar'ın Avrupa'nın sayılı karlı bankaları haline geldi. Bunların önünde battılar, bizim elimizde ayağa kalktılar."

'TERÖRE DESTEK HABERLERİNİ ÖZELLİKLE POMPALIYORLAR' 
Başbakan Erdoğan, dünya basınına, kamuoyuna belli kuruluşlara "Türkiye'nin teröre destek verdiği" yalanının kasıtlı pompalandığını belirterek, "Arap medyasına, Avrupa, ABD medyasına sistemli olarak kendi ülkeleri hakkında kara haber çıkarttırmaya çalışıyorlar. Şimdi biz bunlara 'bu hainliktir' dediğimizde kızıyorlar. Allah aşkına soruyorum bu yapılan ihanet değildir de nedir Türkiye'yi teröre destek veren bir ülke olarak göstermek ihanet değil de nedir" dedi.

'MENDERES'E YAPILAN BİZE YAPILIYOR'
Erdoğan, Türkiye'de 1950 yılından bugüne kadar konuşulan, tartışılan çok önemli bir konu olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
"Nedir bu konu, nedir bu tartışma 1950'den beri ülkemizde Türkiye'yi kim yönetecek, bunun tartışması yapılıyor. CHP diyor ki; Türkiye'yi sadece biz yönetiriz, iktidar olsak da biz yönetiriz, muhalefet olsak da biz yönetiriz. Medya diyor ki; Türkiye'yi biz yönetiriz, manşetlerimizle Türkiye'ye biz istikamet çizeriz. Bazı iş adamları diyor ki; para bizde, money bizde Türkiye'yi
biz yönetiriz. Elitler, seçkinler, o çeteler, o mafyatik yapılanmalar, o paralel çeteler diyor ki; Türkiye'yi biz yönetiriz.
 
Gazi Mustafa Kemal ve İlk Meclis daha 1920 yılında onlar ne diyordu; Türkiye'yi millet yönetir. Merhum Menderes 1950'de 'hayır. Türkiye'yi egemen güçler siz değil, millet yönetecek. Yeter söz milletindir' dedi. Aynı şekilde biz de Afyonkarahisar'dan yola çıkarken ne dedik; Türkiye'yi millet yönetecek, söz milletindir, karar milletindir, yetki milletindir dedik. Bu ülkenin sahibi millettir. Bu ülkeyi idare edecek olan millettir. Bu ülkeyle ilgili kararları verecek olan söz sahibi, karar sahibi, mühür sahibi sadece millettir, sizsiniz. Bu ülkeyi siz yöneteceksiniz, son 12 yılda olduğu gibi bu ülkenin istikametini siz belirleyecek, bu ülkenin rotasını hep siz çizeceksiniz, manşetler değil, işveren çevreleri değil, paralel örgütler değil, mafya, cunta, çeteler değil, bu
ülkeyi siz yöneteceksiniz."
 
Merhum Adnan Menderes'in milli iradeyi, demokrasiyi egemen kılmasından, yetkiyi millete devretmesinden başta CHP olmak üzere, medya, seçkinler ve elitlerin çok rahatsız olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bundan 54 yıl once Merhum Menderes'e ne yaptılarsa, hangi tuzakları kurdularsa, hangi senaryoları yazdılarsa şu anda bize de aynısını yapıyorlar. Manşetlere bakın, bugün atılan manşetlerle 54 yıl öncesinin manşetlerinin aynı olduğunu göreceksiniz. Sokak olaylarına bakın aynı, CHP'nin tavrına bakın aynı, işverenlerin, çetelerin tavrına bakın… 54 yıl önce neyse bugün yine aynı.
 
Merhum Menderes'e hangi iftiraları attılar, hatırlayın. Örtülü ödenekten dava açtılar, aynı şeyi bize yapmak istiyorlar, ama benim milletim bunları yutmuyor. 6-7 Eylül sokak eylemlerinden dava açtılar, İstanbul'da yaptığı çok önemli yatırımlardan dolayı, açtığı yollardan dolayı dava açtılar. Kardeşlerim yargı içinde bazı demokrasi karşıtı oluşumlarla mücadele ettiği için dava açtılar. Çok çirkin iftiralarla, çok ama çok çirkin iftiralarla Menderes'i maalesef milletin gözünden düşürmek için her türlü iftirayı attılar. Tuttu mu Tutmadı, tutmayınca ipe götürdüler. Menderes bugün var, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu da var. Peki onları idam edenler var mı Kimse onları hatırlıyor mu Hatırlamıyor. Niye Zalimler hiçbir zaman kalıcı olmaz. Zalimler her zaman zulümleriyle anılır. Biz, mazlumların, mağdurların sesi olarak yürüyeceğiz. 54 yıl önce ne yaptılarsa bugün aynını yapanlar bilesiniz ki onlarda hiçbir zaman emellerine kavuşamayacaklar."

Erdoğan, konuşmasında, dün Sivas'taki mitingin ardından yanına üniversiteli 8 kızöğrencinin geldiğini anımsatarak, öğrencilerle arasında geçen konuşmaları şu şekilde anlattı: "Bu kızlarımız paralel yapının evlerinde kalıyormuş. Dediler ki, 'Başbakanım bizi ciddi baskı altına alıyorlar. Geceleri ablalar bizi kaldırıp size beddualar yaptırıyorlar. Çok daha ilginci sizinle ilgili bize çok yalan yanlış dezenformasyonla bize bilgiler aktarıyorlar. Ailenizle ilgili aktarıyorlar. Biz inanmıyoruz ama biz de korkuyoruz. Ailelerimize de yalan haberler göndermek suretiyle karalamalarından korkuyoruz.' Böyle bir şey olabilir mi, böyle bir anlayış, böyle bir yaklaşım olabilir mi Bunun insani, vicdani, İslami bir yanı olabilir mi "

'30 MART'TA BU MİLLET İŞİNİZİ BİTİRECEK'  
Tüm bu yaşananlar nedeniyle 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin çok önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

"İllegal yollarla tamamen hukuksuz şekilde emniyet ve yargı içerindeki çeteleşmeyle binlerce kişiyi teknik takibe almış, dinlemiş, kaydetmiş, depolamışlar. Bunun herkesten gizlemişler. Bunu tabii yargı içerindeki o malum çete, çok ciddi hukuksuz işlerin içerisine girmiş. Dinlenen binlerce kişinin içerisinde siyasetçiler var, gazeteciler var, iş adamları, bürokratlar, sıradan vatandaşlar var. 'Eğer konuşursanız, eğer bizi suçlarsanız, eğer dava açarsanız bu kayıtları internete veririz' diye bütün bu kesimleri tehdit ediyorlar."

Bu tehditlere CHP ve MHP'nin boyun eğdiğini ve çanak tuttuğunu dile getiren Erdoğan, "Afyonkarahisar'dan, İstiklal Savaşı'nın bu şehrinden, bu paralel örgüte ve onun oyuncaklarına tekrar söylüyorum. Bu ülke topla tüfekle tankla teslim alınamadı. Ses kayıtlarıyla kasetlerle bu ülkeyi teslim alamayacaksınız. Başbakanla ilgili bir şeyler düşünüyorsanız, avucunuzu yalarsınız. Her zaman söylüyorum abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun. Ama bunların şüphesi var. Onun için bu yollara başvuruyorlar. İftira at tutmazsa iz bırakır. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, sizin ki yatsıya kadar bile yanmayacak. 30 Mart'ta bu millet sizin işinizi bitirecek bunu göreceksiniz" dedi.

'AFYON'A 8,5 KATRİLYON YATIRIM' 
Erdoğan, her ne yapılırsa yapılsın kendilerinin şantajlara ve tehditlere boyun eğmeyeceklerini belirterek, kendilerinin Afyonkarahisar'daki şehitlerin muazzez ruhunu incitmeyeceklerini, yeni İstiklal Mücadelesinden de yine galip çıkacaklarını söyledi.

Afyonkarahisar'a eğitim, sağlık, adalet ve ulaşım başta olmak üzere 12 yılda yaklaşık 8,5 katrilyon lira yatırım yaptıklarını bildiren Erdoğan, kentte ihracatta da 1'e 6 oranında artış yaşandığını dile getirdi. Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin dış borcunun milli gelire oranının yüzde 73 civarında olduğuna dikkati çekerek, bugün ise bu oranın yüzde 35'e düştüğünü kaydetti.

Yolsuzluklar olması halinde bunun gerçekleşemeyeceğine işaret eden Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenerek, "Ey genel müdür eğer yolsuzluk arıyorsan aynaya bak. Sen SSK'nın Genel Müdürü iken benim vatandaşım hastane kapılarında kuyrukta bekliyordu. Hastanenin eczanesinde ilacını alamıyordu. Sen o zaman SSK'nın başında genel müdürdün. Şimdi de bir kaset genel başkanısın. Aslında genel müdürsün yine. Kasetle geldin oraya. İşte bu paralel yapı o kaseti ortaya koymasaydı sen bugün yoktun" ifadelerini kullandı.

'HEPİNİZİN PİSLİĞİNİ TEMİZLEDİK' 
Göreve geldiklerinde memur ve işçinin, devletten zorunlu tasarruf adı altında 13,5 katrilyon alacağı bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü devlet maaş ödeyemiyordu. Bu sefer memurun işçinin maaşından kesiyordu. 13,5 katrilyon. Başbakan oldum, önüme bu geldi. Bunu görünce şaşırdım. Dedim ya devlet memuruna, işçisine nasıl borçlu olur 'İlk işimiz bu borcu ödeyeceğiz' dedim. Hemen başbakan yardımcıma dedim ki, 'sendikaları çağıracaksınız, oturup konuşacaksınız ve süratle bu parayı ödeyeceğiz.' Hemen yapılandırmayı yaptık ve 13,5 katrilyonu ödedik. Bunu biz ödüyoruz. Şimdi soruyorum. Ey MHP, senin döneminde de var, ta geçmişte ANAP, Doğru Yol, DSP onların dönemleri. Hepinizin pisliğini biz temizledik. Bir de Konut Edindirme Yardımı adı altında para topladılar. Şu ana kadar ödediğimiz ne biliyor musunuz 3,5 kattrilyon da onun için ödedik. Gene biz ödedik, gene onların pisliği. Biz temizledik. Ah kardeşim, anlata anlata bitmez."

İstanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu zamanı hatırlatan Erdoğan, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı CHP'den almıştım. Ve CHP'den aldığım zaman İstanbul çöptü. İstanbul'da susuzluk vardı. İstanbul'da hava kirliliği vardı. Ne çöp bıraktık, ne susuzluğu bıraktık, ne hava kirliliğini bıraktık. Ve 2,5 milyar dolar borçla devraldım ve cezaevine giderken 1,2 milyar dolarla teslim ettik. Ama o günden bugüne İstanbul'un iktidarını halkımız bizden başka kimseye vermedi, hep biz iktidardayız. Ve şimdi İstanbul'da yine biz alacağız Allah'ın izniyle. Çünkü İstanbul bizi seviyor, biz İstanbul'u. Türkiye bizi seviyor, biz Türkiye'yi seviyoruz. Hiç endişeniz olmasın. Kardeşlerim, tabii ak, kara 30 Mart'ta belli olacak" diye konuştu.