Ergenekon sanığıyla yemek yediği ve Can Dündar'ın Sabancı suikastı zanlısıyla cezaevinde görüşmesine izin vermediği iddialarıyla gündeme gelen HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, kendisine yönelik iddiaların asıl amacının HSYK'nın yapısını değiştirmek ve kurulu zaafa uğratmak olduğunu savundu.

Eski Adalet Bakanlığı Müşaviri ve Ergenekon sanığı Engin Aydın'ın arkadaşı olduğunu ve Aydın'la ailecek görüştüklerini söyleyen Ertosun, Aydın'la aynı karede yer aldığı fotoğraf için "eğer fotoğraf devlet görevlilerince çekilmişse bu çok vahimdir. Araştırılması için suç duyurusunda bulunacağım " dedi.

Can Dündar'ın gündeme getirdiği "Sabancı suikastı sanığı Mustafa Duyar'la görüşmeme Ertosun engel oldu" iddiasına da yanıt veren HSYK üyesi, Duyar para karşılığı konuşmak istediği için röportaj talebi reddedildi.
Can Dündar da ifadesinde bunu kabul etmiştir" dedi.

Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü döneminde düzenlenen Hayata Dönüş operasyonunu savunan Ertosun "Bunlar olmasaydı içerdekinden daha fazla cezaevi dışında insan ölürdü" dedi.

Ertosun hakkındaki iddialara şu şekilde yanıt verdi: 

"Son günlerde gerek şahsıma gerekse üyesi bulunduğum Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna eleştiri sınırlarını aşan yayınlar yapılıyor.

Eleştiri değil hakaret etme, küçük düşürme ve karalama için yapılan yayınlar için gerekli yasal başvuruları yapacağım.

Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü olduğum dönemde yapılan birkaç olaya dair kurulan komplo teorileri yapıldı.

Cezaevleri Genel Müdürlüğü'ne atandığımda cezaevleri ülkemizin önemli sorunlarından biriydi. Devletimiz uzun yıllar bazı cezaevlerine hakim olamamış, terör için okul vazifesi görmüştü. Firarların gerçekleştiği, tutukluların mahkemeye çıkarılmadığı, adliyeye getirelemedikleri, içeriye silah sokulduğu yerler haline gelmişti. Cezaevlerinin koğuş sistemi halinde olması da bunların nedenidir.

Sonrasında koğuş sisteminden oda sistemine geçirildi. 11 F tipi cezaevi çok uygun maliyetle yapılmıştır. F Tipi cezaevlerinin hizmete girmesiyle güvenlik sorunu çözülmüştür. Terör suç örgütü üyelerinin hakimiyeti sona ermiştir.

MUSTAFA DUYAR PARA İSTEDİ
Mustafa Duyar'ın öldürülmesine ilişkin bazı iddialar da var. Şahsıma yönelik olarak yapılan yayınlar için, hakkımda inceleme ve soruşturma yapılmasını istedim. Soruşturma sonunda soruşturmaya geçilmesine yer olmadığına karar verildi.

Mustafa Duyar kendi isteğiyle, asıl failler Kırklareli Savcılığı istemiyle Afyon Kapalı Cezaevine 1997'de nakledilmişlerdir. Ben 16.11.1998'de oraya genel müdür oldum.

Can Dündar Mustafa Duyar ile Sabancı suikastinin yıl dönümü nedeniyle görüşmek istemiş; yargılamayı etkiler diye benim taraftar olmamama rağmen bakanlık tarafından izin verilmiştir.

Can Dündar'a izin verilmemesinin sebebi Mustafa Duyar'ın para istemesidir. Bunu da soruşturma yapılırken Can Dündar söylemiştir. Şahsıma suçlayıcı beyanı olmamıştır.

Ancak 10 yıl sonra bu konu tekrar gündeme getirilmiştir. Gerçek durumun bu şekilde olmasına karşın Can Dündar'ın "Duyar konuşacaktı" başlıklı bir yazı kaleme alması yeniden gündeme gelmiştir.

Üstün başarılarımdan dolayı üstün hizmet madalyası aldım. Sözkosu olayların çarpıtalarak verilmesinin asıl hedefi mahkemenin bağımsızlığı olan HSYK'yı zayıflatmak olduğu anlaşılmaktadır.

Korsan olarak nitelendirilebilecek bir anlayış veya davranış varsa, bu korsanlık Anayasal teminat altındaki HSYK üyelerinin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde görüşlerini toplantılarını serbestçe ifade etmelerinde değil, bazı basın ve yayın organlarının tek elden ve organize bir şekilde Anayasal kurumları ve kurumlarda görev alanların hedef göstererek insaf ölçülerini aşan ve hakarete varan saldırılarında aranmalıdır.

Yüksek Kurul, Adalet Bakanlığından gelen atama kararlarını olduğu gibi onaylayan noterlik makamı değildir. Kurul üyeleri değişiklik önerileri ve yeni teklifler getirerek, ekleme ve çıkarma yapabilir, bunu yaparken de belli verilere, inandırıcı gerekçelere ve nesnel ölçütlere dayanarak, mahkemelerin bağımsızlığı, hakim teminatı ve yargının kurumsal kimliği esas alınır.

FOTOĞRAFTAKİ KİŞİLERLE GİZLİ GÖRÜŞME OLMADI
Engin Aydın'la çekilmiş fotoğrafımın yayınlanması hakkında de yanıt vereyim. Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürü olduğum dönemde 2,5 yıl Engin Aydın'la birlikte Adalet Bakanlığı'nda çalıştım. Engin Aydın ile ailecek görüşürüz. Bizim görüşmemiz gizli bir görüşme değildi, gizli bir yerde de biraraya gelmedik.

Kızılay'ın göbeğinde 4 arkadaş bir araya geldik. Davalarla ilgili tek bir konuşma olmamıştır. Hakim ve savcıları değiştirmeye yönelik bir konuşma olmamaktadır. Burada fotoğraftaki kişiler değil, kim tarafından çekildiği ve çektirildiğidir. Eğer bu fotoğraf devlet tardafından çektirilyse daha vaihmdir. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı'na şikayetçi olacağım.

Bu ülkede bir yargıtay üyesi, bir Danıştay üyesi takip ediliyorsa araştırılması gerekir. Ama gizlice olmuşsa, gayri yasal dinlenmişsek bana göre daha vahimdir, Türkiye'nin sorunudur.

Albay Cemal Temizöz ile tanışmadım, karşılaşmadım. Can güvenliğim için Jandarma tesislerinde kaldım."

HSYK'NIN YARGI REFORMUNA KARŞI OLDUĞU İZLENİMİ VERİLMEK İSTENİYOR
Ali Suat Ertosun, ''HSYK'nın yargı reformuna karşı olduğu yönünde izlenim verilmek istendiğini'' de vurgulayarak, hiçbir zaman yargı reformuna ve HSYK'nın yeniden yapılandırılmasına karşı olmadığını, bazı Kurul üyelerinin de düşüncelerine katıldığını, ancak bunların HSYK'nın resmi görüşü olmadığını anlattı.

''HSYK ile ilgili Anayasa'daki maddelerin değiştirilmesi gerektiğine, HSYK'nın ayrı bütçe, sekretarya ve binaya sahip olması gerektiğine'' işaret eden Ertosun, HSYK'nın yapısının değiştirilmesine yönelik görüşlerini dile getirdi.

Yargı reformunun sadece HSYK'nın yapısını değiştirmeye indirgenmesinin ve acil çözüm bekleyen yargı sorunlarının ikinci plana itilmesinin doğru olmadığını ifade eden Ertosun, yürütme organının, yargının diğer sorunları üzerinde de dikkatle durması gerektiğini istedi. Ertosun, şöyle devam etti:

''Yaptığım hizmetler ve icraatlarla terör ve çıkar amaçlı suç örgütlerinin hedefi olmuş bir kişi olarak, şahsıma yöneltilen suçlamaları hak etmediğini düşünüyorum. Gerek benim, gerekse HSYK'nın hiçbir soruşturmayı önleme niyeti ve gayreti olmamıştır ve olmayacaktır. Bazı soruşturmaları önlemek istediğinizi, bazı soruşturmaları kapatmak istediğimiz öne sürülmektedir. Bunlar hangi delillere dayanılarak ileri sürülmektedir. Komplo teorileriyle uğraşmayalım. Yargı çok büyük yaralar alıyor, bu yaraları onarmak, tamik etmek lazım. Yargının toplumdaki güvenini yükseltmek gerekir. Hukuk hepimiz için gerekli. Hakkımda yapılacak her türlü inceleme ve soruşturmaya hazırım. Geçmişte kendim de talepte bulundum. Kendi kendimi ihbar ettim. Ama basın gerekli duyuruları yaptı, zannediyorum ilgili merciler de bu konularda gerekli işlemlere geçecektir. Bu konularda gelen dilekçeler olduğunu da tahmin ediyorum. Bunlar incelenecektir. İstifa etmem isteniyor. Ortada istifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır.''

SALONDA KARIŞIKLIK
Ertosun'un soruları yanıtladığı sırada Vakit Gazetesi Muhabiri 'İllegal örgüt mehsuplarıyla görüşülmesini, biraya gelinmesini genç savcılara önerir misiniz" şeklinde soru sordu.

Ertosun soruyu 'maksatlı bir soru ama nezaketen yanıt vereceğim' şeklinde yanıtlarken, korumalardan biri Vakit Gazetesi muhabirine gazeteci kimliği olup olmadığını sordu ve salondan çıkarmaya çalıştı. Birkaç dakika süren kargaşadan sonra Ali Suat Ertosun'un isteğiyle Vakit Gazetesi muhabiri tekrar salona alındı.

HSYK TOPLANTISINDA ADALET BAKANLIĞI'YLA NELER KONUŞULDU?
Adalet Bakanlığının dün yaptığı açıklamanın hatırlatılması ve ''Ergenekon'' davası savcılarının görev yerlerinin değiştirilmesi ile ilgili talebin gerekçesinin sorulması üzerine Ertosun, şunları kaydetti:

''Görüşmelerin gizli olduğu çerçevesi içerisinde kalarak cevaplandırmaya çalışacağım. Bizim bakanlıktan çeşitli taleplerimiz oldu. Orada yapılan, insan haklarını ihlal eden bazı davranışlar nedeniyle yargı yoluna başvurulmasını istedik. Bu konuda karar alındı. Bu konudaki kararımız bir taleptir. Biz gerekli duyarlılığımızı gösterdik.

Bu kararlar nelerdir. Kısaca söyleyeyim ben size. Çünkü bunların saklanacak bir tarafı kalmadı. Dinleme konusunda biliyorsunuz Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Jandarma'nın dinlemesiyle ilgili bir kararı vardı. Biz diğer birimler yönünden de yargı yoluna başvurulmasını istedik.

Diğeri de arama kararlarını vermeye yetkili makam neresidir. İstanbul mudur yoksa aramanın yapılacağı yerlerdeki mahkemeler midir? Yani İstanbul kendi yargı çevresi dışında kalan yerler için arama kararı verebilir mi? Bu konu Türkiye'de tartışılıyor, bunların burada gündeme getirilmesi de iyi oluyor. Hiç olmazsa herkes fikrini söyledi.

Üçüncüsü itirazlar yapılıyor. Bu itirazları kim inceleyecek? Mahkeme mi inceleyecek? Yoksa heyet başkanları mı inceleyecek? Bunun irdelenmesi lazım. Eski kanunda bu konuda bir madde vardı. Ama yeni kanunda bu konuda bir madde yok. Bir yanlışlık varsa düzeltilmesini istedik. Bu konu da Türkiye'de tartışılıyor.''

Adalet müfettişlerinin talepleri üzerine dinleme kararları verildiğini bunun yasal olup olmadığının irdelenmesini istediklerini ifade eden Ertosun, Bunların devam eden bir davaya müdahale olup olmadığının sorulması üzerine, ''Bunlar müdahaleyse bundan sonra yorumu da ona göre yaparsınız'' dedi.Bunlar açılımdır. AB müktesebatında bizden istenen açılımlardır.

HSYK yargı yönetiminin dışına itilmeye çalışılıyor."

Video: Ertosun'un açıklamaları