Greenpeace Akdeniz'den bu konuda şu açıklama geldi:
Greenpeace eylemcileri, 2009’da Kopenhag’taki BM İklim görüşmelerinde başarısız olan 120 devlet başkanına, iklimi kurtarmaları mesajını vermek için katıldıkları davette pankart açtıkları için yargılanıyor. Savcı, sekiz ayrı ülkeden bu barışçıl eyleme katılan toplam 11 eylemci hakkında ağır suçlamalarda bulundu. Barışçıl eylemleriyle tanınan Greenpeace, insanların demokratik protesto hakkının engellenmesini teşvik eden bu ağır cezayı kınıyor.

Türkiye’de de orantısız güç kullanımı, düşünce ve ifade özgürlüğünün ve gözaltına alınan gazetecilerin tartışıldığı bu günlerde, güçlü demokrasisiyle bilinen Danimarka gibi bir ülkenin orantısız ceza istemi, akıllarda soru işaretleri yaratıyor. Eylemcilere yöneltilen suçlar, mülke izinsiz giriş, belgede tahrif, kamu görevlisiymiş gibi davranmak. Eylemciler daha önce yöneltilen suçlara ek olarak Danimarka Kraliçesi’ne karşı cürüm işlemekten de ceza alabilir. Yargılanmakta olan 11 kişi hapis ya da para cezası ile karşı karşıya. Danimarka Kraliçesi’ne karşı cürüm işleme suçu daha önce hiç uygulanmamışken, ilk kez Danimarka Adalet Bakanı’nın kişisel onayından geçti.

Yargılanan eylemcilerden Nora Christiansen, “Verilen cezayı alnım açık, başım dik kabul edeceğim ancak, yöneltilen suçlamalar fazla ve bizim yaptığımız barışçıl eylem için çok orantısız. Hatta bu suçlamalar, başka insanları sağlıklı bir demokrasinin ayrılmaz bir parçası olan barışçıl eylemlere katılmaktan alıkoyabilir” dedi.

Greenpeace eylemcilerinin yargılanmasına neden olan eylemde, 17 Aralık 2009 akşamı, 3 eylemci, “Doğa Krallığı’nın Devlet Başkanı”, “eşi” ve “güvenlik görevlisi” olarak, Danimarka Parlamento binasına girdi. Dünya liderleri binaya geldiklerinde, eylemciler, üzerinde “Politikacılar konuşur, liderler harekete geçer” yazılı pankartlar açarak, politikacıları iklimi kurtarmaya çağırdı. Nora Christiansen ile birlikte 3 kişi daha tutuklandı ve gereksiz yere üç hafta hapiste kaldılar.

Greenpeace Uluslararası Genel Direktörü Kumi Naidoo, “Sosyal ve çevresel adaletin, kadın erkek eşitliğinin ve her anlamda eşit hakların gelişebilmesi, barışçıl eylem yapma özgürlüğüne bağlıdır. Başta Arap Dünyası olmak üzere tüm dünyada son haftalarda gelişen olaylar bize şunu hatırlatıyor: Barışçıl eylem yapma hakkının garanti altına alınması, hiç bu kadar gerekli olmamıştı” dedi.

İlginç bir tesadüfle Naidoo, dünyanın çeşitli yerlerinden 70 uzmanla birlikte, suçlamaların yapıldığı anda Kopenhag’da düzenlenen bir çalıştaydaydı. Çalıştayda demokratik toplumlarda barışçıl gösteri hakkına nasıl saygı gösterilmeli konusunu mercek altına alınıyor. Katılımcılar avukatlar, polis memurları, insan hakları uzmanları ve aktivistlerden oluşuyor.

Geçtiğimiz Temmuz ayında, Meclis önünde, Rusya ve Türkiye arasında imzalanan Akkuyu nükleer santral anlaşmasının onaylanmaması için barışçıl bir eylem gerçekleştiren 58 eylemcinin de yargılanmasına devam ediliyor. Eylemciler hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten açılan davanın üçüncü celsesi 16 Mart 2011 Çarşamba günü görülecek. Savcı, eylemciler hakkında Madde 32/1'e göre 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istiyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, barışçıl Greenpeace eylemlerine karşı istenen hapis cezası, demokratik bir toplum yapısı ve sosyal adaletle uyuşmuyor.