Festivalin en iyi filmleri

Bir İstanbul Film Festivali daha sona erdi... İşte 200'ün üzerinde filmin seyirciyle buluştuğu maratonun en iyileri...

19.04.2010 - 18:38

Festivalin en iyi filmleri

29. İstanbul Fİlm Festivali sona erdi ve her zaman olduğu gibi sinemayı neden sevdiğimize dair birçok cevabı hatırlatarak 30. yılı için geri sayıma başladı.


Gaspar Noe, Elia Suleimani, Tsai Ming-Liang, Jane Birkin gibi heyecan verici konukların yanı sıra panel ve 'David Lynch'in Fotoğraf Ve Gravürleri' gibi önemli etkinliklerin yer aldığı festivalde hayal kırıklığı yaratan filmler olsa da program genel olarak iyiydi.

Joseph Losey için özel bölüm hazırlanan, 'Blood Simple', Reservoir Dogs' gibi 30 Yılın En İyi İlk Filmleri'nin gösterildiği festivalin en çok konuşulan olayı ise Emek Sineması'nın yıkılmasına karşı yapılan protestolar oldu.

200 küsür filmin yer aldığı ve 'Bal', 'Kosmos' gibi sezonun en iyi yerli yapımlarının da yer aldığı festivalin en dikkat çekici filmleri ise şöyle:

Savaş Sırasında Yaşam
Bağımsız sinemanın 'yıldız' isimlerinden Todd Solondz, cinsel takıntılarla dolu 'politik' filmi 'Savaş Sırasında Yaşam'la beklentileri kesinlikle boşa çıkarmıyor.

Shirley Henderson, Ciarán Hinds, Allison Janney'in döktürdüğü, muhteşem şarkıların yer aldığı film tehlikeli sularda - Solondz için olmasa da - enfes görüntüler yaratıyor.

Hücre 211
2010 Goya Ödülleri'ne damga vuran Hücre 211, festivalin en 'gala' filmleri arasındaydı. Gardiyan olmak üzere işe bir gün erken gelen Juan, hapishaneyi gezerken, birdenbire tavandan düşen bir parçanın çarpmasıyla bayılır. Juan ayılmak için 211 numaralı boş hücrede yatarken hapishanede bir ayaklanma patlak verir. Juan da ayıldığında hayatta kalmak için mahkûm rolü oynamak zorunda kalır.

Birçok gereksiz ayrıntı olsa da heyecanı bir an olsun elden bırakmayan ve seyirciyi zorlayan birçok sahneye sahip 'Hücre 211' seyir zevki yüksek iyi bir İspanyol filmi olarak belleklerde yer aldı.

Akvaryum
'Kırmızı Sokak'la tanınan Andre Arnold, 'Akvaryum'da kasvetli anları muhteşem görüntüler eşliğinde anlatıyor. Filmin görüntüleri kadar oyunculukları da çok başarılı.

Ana
'Yaratık/ The Host' ve 'Cinayet Günlüğü' filmiyle sinemaseverleri kendine hayran bırakan Bong Joon-ho son filmi 'Ana/ Mother' ile yine beklentileri boşa çıkarmadı.

Bir annenin zihinsel özürlü oğlunu koruma çabalarını anlatan film, yönetmenin önceki filmleri gibi alt metin bakımından da bir hayli zengin.

Annemi Öldürdüm
20 yaşındaki Xavier Dolan imzalı ‘Annemi Öldürdüm’ annesinden nefret eden eşcinsel lise öğrencisi Hubert'in annesiyle olan hastalıklı-çelişkli ilişkisini gerçekçi ve sert bir şekilde anlatıyor.

Sözünü sakınmayan filmde anne-oğul Xavier Dolan ve Anne Dorval da etkiliyeci performans gösteriyorlar.

Chloe
Aldatıldığından şüphelenen jinekolog Catherine kocası David’i denemek için sosyete fahişesi Chloe’yi kiralar. Chloe, parasının karşılığı olarak David’i baştan çıkarır ve gelişmeleri Catherine’e aktarır. Ama bir süre sonra çekici Chloe’nin etkisine sadece kocası değil Catherine de girecektir.

Oyuncularından da iyi performans alan Egoyan, üçlü bir ilişkiyi merkeze aldığı dört başı mamur bir kara film'e imza atıyor.

Boşluk
Seyredilmesi en zor filmlerden biri olarak nitelenen 'Dönüş Yok'un yönetmeni Gaspar Noe, son filmi 'Boşluk'u uyuşturucu satıcısı Oscar'ın gözünden anlatıyor.

'Dönüş Yok' kadar olmasa da Noe, özellikle görsel yönden çok etkileyici bir iş ortaya çıkarıyor.

Nowhere Boy
Sam Taylor Wood imzalı ‘Nowhere Boy’ festivalin en iyilerinden değil ama sırf John Lennon'ın çocukluğunu anlattığı için bile seyredilmeyi hak ediyor.

Lennon’ın ailesinden kopuşunu, müzikle ve Paul McCartney ile tanışmasını, çocukluk ve gençliğine dair birçok özel anı gösteren filmde oyunculuklar da başarılı.

Festivalde kaçırdığınız filmlerden bazıları önümüzdeki aylarda gösterime girecek.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...