Kentsel değişim ve dönüşüm, İstanbul'da yüzlerce yıldır sürüyor.

Şehrin kurucusu Bizans imparatoru Konstantin şehri çok kısa sürede ve ferah meydanları birbirine bağlayan geniş caddelerin etrafında sıralanan çok sayıda anıtsal bina ile süslemiş, imar etmişti. Şehir 1453'te Türkler tarafından fethedildiğinde, uzun zamandır harap, dahası sahipsizdi.

Türk İstanbul, kısa sürede imar edilmeye başlandı, bayındırlık hareketleri gerek sur içinde ve gerekse Eyüp, Galata ve Üsküdar'da hızla yürütüldü.

Fetihten bir asır sonra Bizans'tan kalma meydanların ve caddelerin yerinde yeller esiyordu. Şehrin mimarisi de 'taş'tan 'ahşap'a dönmüştü.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İstanbul'un çehresinde gözle görülür bir değişim yaşandı. Bu dönemde kurulan şehremaneti, yani belediye dairesi ve çıkartılan kanunlar, şehirde uzun süredir hâkim olan gelişigüzelliğin önünü almayı amaçlıyordu.

DEĞİŞİM RÜZGARI TOPUZLU İLE BAŞLADI
20. yüzyıl ise İstanbul için aynı zamanda büyük değişim demekti. İmparatorluğun harap halde Cumhuriyet Türkiyesi'ne devrettiği şehir artık başkent de değildi. Yüzyıl başında bir milyon 200 binlik nüfusu 1920'lerde yarım milyonun biraz üstündeydi.

Cemil Topuzlu ile başlayan değişim rüzgarı Lütfi Kırdar, başbakan Menderes ve meşhur vali ve belediye reisi Fahreddin Kerim Gökay, Haşim İşcan ve Bedrettin Dalan ile sürüp gitti.

Dr. Cemil Topuzlu, İstanbul'a Fatih, Gülhane, Doğancılar gibi bugün de yerinde duran güzel parklar armağan etti. Caddeler açıldı, genişletildi. Bu sırada kışlalar, mescitler, hanlar ile sivil mimarinin önemli örnekleri yok oldu.

2. Dünya Savaşı'nın ardından İstanbul vali ve belediye reisi Dr. Lütfi Kırdar’ın idaresinde başlayan çalışmalar için, Fransa'dan dünyaca ünlü şehirci Henri Prost davet edildi. Modern Türkiye'nin 10 yıl harabiyete terkedilmiş önemli liman kenti, bu defa ciddi bir şekilde ele alınarak yeniden imar edilecekti.

Tarihi saray tiyatrosu ve saraya ait diğer bazı binalar Taksim-Gümüşsuyu-Dolmabahçe yolunun açılabilmesi için yıktırıldı, civardaki yollar genişletildi. Beyazıt, Aksaray, Üsküdar ve Beşiktaş meydanları da yeniden ele alındı.

1949-1957 yılları arasında Dr. Fahrettin Kerim Gökay döneminde ise Menderes devrindeki istimlakler, İstanbul'un o güne kadar gördüğü en büyük yıkım oldu.

Haşim İşcan ve Bedrettin Dalan ile süren çalışmalar ve detaylı haber, Burak Çetintaş'ın kaleminden NTV Tarih Aralık Sayısı'nda...