HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Van'da düzenlenen, "Yarını Bugün Kuruyoruz" konferansında konuştu.

Daha önce dokunulmazlıklarının kaldırılması için defalarca talimat verildiğini ifade eden Yüksekdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Defalarca bizlerin bu halkın siyasi iradesi, sözcüleri olarak rolümüzü işlevimizi kırmaya çalıştılar, Meclis'in kapısına beyaz torosları dayadıkları günlerden bu yana bütün seçilmişlerimizin, milletvekilleri ve eş genel başkanları dahil olmak üzere zaten hiçbir zaman dokunulmazlığı olmamıştır. Yıllar boyunca dokunulmazlıkları kaldırma ve siyaset yoluyla sayısız kez bu halkın iradesine saldırı düzenlediniz ama durduramadınız, caydıramadınız, geri adım attıramadınız.

Yıllar boyunca dokunulmazlıkları kaldırma ve siyaset yasağı yoluyla sayısız kez bu halkın siyasi iradesine saldırı düzenlediniz. Durduramadınız, caydıramadınız, geriletemediniz. Aksine daha güçlü geldik. 7 Haziran'da 80 milletvekili ile Meclise girdiğimizde kimyanız bozuldu, tarumar oldunuz. Sıkıysa gelin.

Bizim görmekten ve ürkmekten çekineceğimiz sakınacağımız hiçbir şey de yok. Bizim yolsuzluk dosyalarımız yok, bizim bütün sülalemizle içine girdiğimiz kirli çamurdan suç organizasyonlarımız, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Neye düşman Cumhurbaşkanı? Söze, düşünceye, siyasete düşman. Kendisinin yapamadığı şeyi sözle, düşünceyle ve projeyle çözüm projesiyle biz yaptığımız için bizlere düşman.

Anayasal düzene karşı suç işleyen Cumhurbaşkanının kendisidir. Sokağa çıkma yasakları mı anayasaya uygun? 'Rejim fiili olarak değişmiştir’ böyle davranmak mı Anayasaya uygun? Cumhurbaşkanı dedi, delik deşik oldu bu anayasa. Daha fazla delik deşik olmasında da bir sakınca yoktur. Ama Cumhurbaşkanı hakkında herhangi bir soruşturma yok.

Tankla, topla devasa devlet gücüyle ve bunları tek elde toplayarak bir yönetim mekanizması kurmuşsunuz ve hala bugün dokunulmazlıkları kaldırmak, siyaset yasağı uygulamak gibi aciz yöntemlere bayağı yöntemlere icabet ediyorsanız bu sizin acizliğinizin ifadesidir. O şatafatlı sarayda oturan şahsiyetin acizliğinin ifadesidir.

İlk dokunulmazlık tartışması yaptıklarında imzaladık dilekçeyi 80 milletvekiliyle masanın üstüne koyduk. Götürdük Meclis Başkanlığı’na verdik. Buyurun dedik, hodri meydan. O dilekçeler halen duruyor. Bizim gelip geçtiğimiz yollarla bizi caydırabileceklerini sanmasınlar.

Halkımızı, partimizi marjinalleştirmeye çalışıyorlar. Ne yapacaksınız ? Milyonlarca insanı ortadan mı kaldıracaksınız. Abluka altına aldıkları yerde etnik temizlik hareketi başlattılar. Böyle bir girişimleri var ancak Türkiye'nin öz ve hakiki gücü Kürt halkıdır. Bunu asla ortadan kaldıramazsınız, bu halka rağmen yaptığınız anayasa derme çatma, kırık dökük sizi istediğiniz gibi koruyamayacak bir anayasa olur. Böyle bir anayasa sizi korumaz.”