NTV

Frengi Kolomb'dan önce yayılmış

Anadolu Ajansı

Türkiye

Antalya'daki Perge Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda gün ışığına çıkarılan iskeletlerde frengi hastalığının izlerine rastlandı.

Ünlü kaşif Kristof Kolomb'un 1492'de Amerika kıtasını keşfinden sonra dünyaya yayıldığı düşünülen ve çok sayıda insanın ölümüne neden olan frengi hastalığına, Antalya'daki Perge Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda gün ışığına çıkarılan iskeletlerde rastlandı. Kemik ve diş bozukluğu görülen bir çocuğun iskeletinde frengi hastalığı tespit eden Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, bu buluşun frengi hastalığının tarihini bin yıl geriye çektiğini bildirdi.

Perge Antik Kenti'nde, Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu başkanlığında sürdürülen kazılarda elde edilen veriler, frenginin 1492'te Kristof Kolomb ve tayfasının Amerika kıtasının keşfinden dönüşünden sonra eski dünyaya yayıldığına ilişkin tezleri çürütüyor.

Kazı alanında antropolojik çalışmalar yürüten Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, frenginin kökenine ilişkin tartışmaların 19. yüzyıldan bu yana sürdüğünü hatırlattı.

Erdal, frenginin kökenine ilişkin çoğu batılı bilim insanları tarafından ortaya atılan tezlerde, hastalığın Güney Amerika'da yaygın olan ''Pinta'' adlı hastalıktan evrimleşerek, cinsel yolla bulaşan bir hastalığa dönüştüğü, 1492'de de Kristof Kolomb ve tayfasının Avrupa'ya dönmesinin ardından eski dünyaya hızla yayıldığı ve çok sayıda insanın ölümüne neden olduğunun düşünüldüğünü anlattı.

''Elimizde bu tezleri çürütecek veriler var'' diyen Prof. Dr. Erdal, yaklaşık 10 yıl önce İznik Roma Açık Hava Tiyatrosu'nda yapılan kazılarda, frenginin 13'üncü yüzyılda görüldüğüne ilişkin kanıtlara rastladıklarını söyledi.

Burada gün ışığına çıkarılan iskelet kalıntılarında, frenginin 1492 öncesinde de görülen bir hastalık olduğunu saptadıklarını anlatan Erdal, kazılarda anne karnında, cinsel yolla bulaşan frengi hastalığına yakalanan bir çocuğun dişlerinde yapı bozuklukları tespit ettiklerini ifade etti.

Erdal, şöyle konuştu:

''14-15 yaşlarında bu çocuğun kesici dişleri kabak çekirdeği ya da torna vida ucunu andıran bir yapıdadır. Azı dişlerinin çiğneme yüzeyi daralmış ve duta benzeyen bir görünüm almıştır. Dişlerin minelerinde gelişim bozuklukları saptadık. Bütün gövde kemiklerinde frengi çıbanı izlerine rastladık. Çocuğun alın ve yüz kısmında frengiye özgü tahribatların izlerine diş mine kusurlarıyla birlikte rastladığı için de doğumsal frengi olduğunu belirledik.''

ÇOCUK İSKELETİNDE RASTLANDI
Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, İznik'in ardından Antalya'daki Perge Antik Kenti'nde yapılan kazılarda ise frenginin tarihinin çok daha eski dönemlere uzandığını belirlediklerini bildirdi.

Antik kentin nekropolünde, en son milattan sonra 4 ve 5. yüzyıllarda kullanılan bir mezar türündeki çocuğun iskeletini incelediklerini anlatan Erdal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İskelette özellikle kaval kemiklerinin ön kısmında yeni kemik oluşumları ile kemik iliği kanalının kısmen kapanmasıyla kendini gösteren hastalık izlerine rastlandı. Bu da frenginin Orta Doğu ve Avrupa'da yaygın görülen bejel türüne dahil olabileceğine ilişkin düşüncenin gelişmesine yol açtı. Ancak çocuğa ait dişleri görünce, aslında bu hastalığın doğumsal frenginin cinsel yolla aktarılan türünün daha büyük olasılık olduğu ortaya çıktı. Buradaki mezar soyulmamış bir mezardı ve içindeki arkeolojik buluntularla en son geç Roma döneminde kullanıldığı tesit edildi. Bu veriler, frenginin Kristof Kolomb'un Amerika'nın keşfinden dönmesinden çok daha eski dönemlerde de Eski Dünya'da var olduğunu gösterdi. ''

Frenginin kent yaşamında ortaya çıkan bir hastalık olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Erdal, ''İskeletlerdeki kemik ve diş lezyonları birleştirildiğinde, frenginin milattan sonra 4-5. yüzyıldan önce Anadolu'da mevcut olduğu kanıtlanmış oluyor'' diye konuştu.

Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, Perge kazılarında yalnızca arkeolojik veriler elde edilmediğini, aynı zamanda o dönemde yaşayan insanların sosyoekonomik düzeyleri, yaşam biçimleri, ne tür hastalıklara sahip oldukları, hastalıkların kökeni ve gelişimiyle ilgili de önemli bilgiler de sağlandığını sözlerine ekledi.