Aralarında Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), ''Ahmet ve Nedim'in Arkadaşları'' grubu üyeleri, Genç-Sen üyesi öğrenciler ile DİSK üyesi işçilerin de bulunduğu grup Sultanahmet Meydanı'nda, ''Dokunan yansa da dokunacağız'' ve DİSK'in ''Basın üzerindeki baskılara hayır. 1 Mayıs'ta Taksim'e'' yazılı pankartı arkasında kortej oluşturarak yürüyüşe geçti.

''Ahmet çıkacak yine yazacak'', ''Nedim çıkacak yine yazacak'', ''Şiirden kitaptan bomba olmaz Başbakan'', ''1 Mayıs'ta Taksim alanındayız'' şeklinde sloganlar atan grup, ''Haberime dokunma'', ''68 gazeteci cezaevinde'' yazılı dövizler taşıdı.

İstanbul Üniversitesi önünde son bulan yürüyüş sonrası ''Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları'' grubu adına hazırlanan basın açıklamasını Radikal gazetesi yazarı Özgür Mumcu okudu.

Türkiye'de yapılan ilk 1 Mayıs kutlamasının üzerinden 99 yıl geçtiğini, ancak o dönemde dile getirilen ''özgürlük, eşitlik, adalet'' talepleriyle bugünkü talepler arasında pek fark bulunmadığını ifade eden Mumcu, ''Bugün basılmamış kitaplar toplatılıyor, 'gazetecilik faaliyetleri terörle ilişkilendiriliyor, gazeteciler neyle suçlandıklarını bilmeden tutuklanıyor. Gazeteciliklerine tanık olduğumuz, arkadaşlarımız Ahmet Şık ve Nedim Şener 1 ay 22 gündür cezaevinde. 21'inci yüzyılda tüm bu baskılarla gazeteciler susturuluyor ya da susturulmaya çalışılıyor'' dedi.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de, bugün basın özgürlüğünün ayaklar altına alınmasına karşı, gazeteciler, işçiler ve öğrencilerin yürüdüğünü belirterek, ''Basın emekçilerinin sorunu işçi sınıfının da sorunudur. Halkın haber alma özgürlüğü için her türlü baskıya göğüs gerenlerin sorunu işçi sınıfının da sorunudur'' dedi.

Gazetecilerin halka gerçekleri anlattıkları, özgürce yazdıkları için sadece baskılara göğüs germediklerini, kör kurşunlara hedef olduklarını söyleyen Görgün, ''Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Ümit Kaftancıoğlu, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Hrant Dink ve daha nicelerini nasıl unutabiliriz? Kurşunlanan, bombalanan, basılan, yakılan gazeteleri nasıl unutabiliriz? Unutmadık, unutmayacağız'' diye konuştu.

Hükümetin bugün basın üzerinde değişik baskılar oluşturduğunu savunan Görgün, sözlerine şöyle devam etti:

''Bugün düşünenler, yazanlar ya cezaevlerinde izole ediliyor ya da yandaş olmaya zorlanıyor. Bugün Türkiye'deki basın emekçileri, kendilerine dayatılan gerçek karşısında, 'Evet, ekmeğe ihtiyacımız var, ama meslek onurumuzun, özgürlüğümüzün üzerindeki ekmeğe değil' deme onurunu gösterdiler. Yayımlanmamış kitap taslağını bile imha ederek muhalif kesimler cezaevine gönderildi.

12 Eylül döneminden bu yana fazla bir şey değişmedi, biri darbe düzeninin, biri AKP'nin ileri demokrasisiyle yönetilen bir dönemin uygulamasıdır. Nedim Şener, Ahmet Şık ve diğer gazetecilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını istiyoruz. 1 Mayıs 1977 katliamı, suikastlere uğrayan gazetecilerimizin davalarının aydınlatılması, bütün bunları 1 Mayıs'ta Taksim'de daha yüksek bir sesle haykırmak istiyoruz.''

İşten çıkarılan Mas-daf Makina işçileri ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri adına yapılan konuşmaların ardından bir süre daha slogan atan grup, daha sonra dağıldı.