İnsanlığın ruhu nerelerde dolaşıyor? Aramızda mı, yukarıda mı, aşağıda mı? Onu uzun yıllardır arayanlar var mı? Yoksa sadece ben mi merak ediyorum? Adeta kollektif bir bilinç yokmuşçasına tüm ortaklıkları ve benzerlikleri bir kenara mı bırakacağız? Bu kadar soru sormak yeter. Fikrimi söyleme zamanı.

Kollektif bilincin varlığına inanıyoruz. Onu yaptıklarımız, düşündüklerimiz ile besliyoruz. İyi ve olumlu düşünmenin gücüne de inanıyoruz. İnandıklarımız yetmiyor. Bu nedenle onu beslemek ve iyi bir geleceği yaratmak için bilgiyle harmanlıyoruz. Fakat geçmişten bugüne, tüm iyi niyetlere rağmen adeta bizden bağımsız bir şekilde ısrarla yoluna devam ediyor gibi görünen bir gelecek var. Edgar Cayce veya Nostradamus gibi özel insanların bulundukları çağ ile alakası olmayan şeyleri gelecek adına kaleme almış ve zamandaki bu açık araya rağmen pek çok şeyi bilmiş olmaları büyüleyici. Olayların tahmin edildikleri zaman ile gerçekleştikleri zaman arasındaki büyük zaman mesafesi, ektiklerin biçilmesi fikrine de başka bir boyut getiriyor.

Zamana bakış açımızı düzeltmemiz gerekiyor. Yakın zamana kadar atom altı parçacıktan haberi olmayan bir bilimin geldiği bu noktada, attığı ve aştığı tüm adımlardan sonra, her olmaz ve imkansız denilen şeyi merak edip araştırdık ve çoğu şeyi olur hale getirdik. Değişmeyen tek şey, insanın düzenli bir şekilde elle tutmadığı şeylere olan inançsızlığı oldu. İlk kez TV seyrettirilen ve kameraya doğru yaklaşan tren nedeni ile ekranın önünde korkuyla ve şaşkınlıkla kendini yerlere atan yerliler gibi, her yeni duyulan bilgiden kaçıyor ve önce reddediyoruz. Zihnimizde ne kadar bilgi var ise, gerçeğin de o kadar olduğunu düşünüyor ve adam akıllı ikna edilene kadar bu bilgiye saplanıp kalıyoruz.

Geçmişte bazı insanlar çekinmeden ve o zamanlar çoğunun anlaşılmayacağı şekilde gelecek hakkında kehanetlerde bulunmuşlar. Bazı bekleyenlerin kendi ömürleri içinde göremeyecekleri bu kehanetleri, insanoğlu takip etmiş ve sonuçların açıkça çıktığını göre göre, “Olamaz” demiş. “Olamaz. Bu mümkün değil.”

Oysa bugünün kuantum fiziği, rastgelelik teorileri ile ve kuant parçacığının seçim kabiliyetleri üzerine çalışıyor. Seçim kavramının göreceli oluşu ile ilgili yoğun çalışmalar yapıyor. Artık “Oradadır”, “Burada duruyor”, “Bu renktir”, “Sıcaktır” gibi kavramların binlerce kuant parçacığı içinden bizlerin birey olarak yaptığı seçim nedeni ile görünür olduğunu iddia edecek kadar seçilebilir bir gelecekten bahsediyorlar. Bunlar karmaşık ve binlerce kitaplık konuşmayı binlerce kez yapmayı gerektirecek kadar direnç yaratan ama bir o kadar da saf bir bilgi içeriyor.

O halde artık bazı şeyleri değiştirmenin zamanı geldi. Gelecek hakkındaki öngörüleri değişik şekil ve zamanlarda gerçekleşen insanlara biraz kulak vermelim. Bu bilgilerin, bilinen insani değerlerin çok üzerinde bir kaynaktan geldiğini söylememek elde değil. Öyle bir yerden ki, bütün yaradılışa ait resmi tamamen gören ve zerreye onu gerçekleştirme gücünü veren bir yerden... Herkesin isterse duyabileceği, bakmak isterse görebileceği bir yerden..

http://www.benimfengshuim.com