'Gelecekte binaları gözlüklerimizle boyayacağız'

Artırılmış gerçeklik şirketlerinde son durağımız WeDream.

19.09.2012 - 08:46

'Gelecekte binaları gözlüklerimizle boyayacağız'

Teknolojiyle tasarımın ilişkisini artırılmış gerçeklikle sunan WeDream, üç genç ismin başını çektiği genç bir teknoloji firması. Şirketin iş geliştiricisi Serkan Haşlak ile şirketin kurucuları Alper ve Ceyhun Derinboğaz kardeşler aralarında interaktif mekanlardan binaların gövdelerini kaplayacak dijital reklamlara kadar birçok proje içeren çalışmalarını ve artırılmış gerçekliğin hayatımıza neler sunacağını Ntvmsnbc’ye anlattı:

WeDream’in kuruluşu ve faaliyetleri hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?

A.D: WeDream, dijital deneyim alanında uzmanlaşmış bir şirket. Müşterilerin talepleri doğrultusunda mekan ve nesneleri tasarlayan bir dijital deneyim şirketi olarak kuruldu. Gerçekleştirdiğimiz projelerin ihtiyacına göre, her türlü yeni teknolojiyi kullanıyoruz. Bunlara artırılmış gerçeklik, hologram, interaktif mekanlar gibi teknolojiler dahil. Yeni teknolojilerle tasarımı bir araya getirerek, çok sesli görüntü ortamları oluşturuyoruz. Bu kapsamda ses ve görsel tasarımcıları bir araya getiren bir çalışma ortamına sahibiz. Ekibimizdeki tasarımcılar, yazılımcılar, grafik uzmanları bir araya gelerek çok özel projeler üretilmesinde çalışıyor. WeDream uzun bir süre mimarlık alanında hizmet verdi. Ancak yeni teknolojilerin hızla kendilerini göstermeye başlamasıyla şirketin yapısını değiştirmeye karar verdik.

Peki bu değişim piyasanın talebi doğrultusunda mı yoksa sizin kendi içinizde mi gerçekleşti?

A.D: Ceyhun’la bir araya gelmemizle yaşandığını söyleyebilirim. Onun mühendislik alanındaki bilgileriyle benim tasarım alanındaki yeteneklerimizi bir araya getirdik. İyi bir ortaklık kurulmasının ardından kendi içimizde de çeşitli alanda uzman olan arkadaşlarla yetenekli bir ekip kurduk. Daha sonra piyasanın talepleri gelmeye başladı. İlk olarak Yapı Kredi için ‘artırılmış gerçeklik binası’ denilen bir reklam çalışması yaptık. Ardından büyük firmalardan çok sayıda teklif almaya devam ettik.

Alper sen Türkiye’deki eğitimin ardından UCLA’de master yaptın. California’da bugün ürettiğiniz teknolojilerin kullanımı ne boyuttaydı?

Bilgisayar teknolojilerinin çıktığı yer Silikon Vadisi’nin yattığı California. Ancak çok ilginçtir ki yeni çıkan bir teknolojiyi toplum orada birebir kullanmıyor. Teknoloji ilk olarak dünyaya pazarlanıyor ve yabancı ülkelerde kullanılmaya başlanıyor. Ardından California’nın kentlerinde yaygınlaştığını görüyorsunuz. İş yapma şekilleri anatomik ve düşünce olarak çok gelişmiş durumda.

WeDream olarak yeni teknolojiler arasından artırılmış gerçekliğe daha fazla odaklanmanızı sağlayan faktörler ne oldu?

C.D: WeDream olarak yeni teknolojileri çok iyi takip ederek yazılım ve tasarım alanında çok farklı projeler ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Augmented Reality (AR) teknolojisine son birkaç aydır odaklanmış durumdayız. AR teknolojisini, bir bilgisayarın, algoritmalar yardımıyla kameradan gelen görüntüyü bir insan gibi algılaması ve yorumlaması olarak kullanıyoruz. İstiklal Caddesi’nde Yapı Kredi için gerçekleştirdiğimiz proje buna dayanıyor. Kurduğumuz AR sistemi, caddeden geçen insanları izleyerek hareketlerine göre dinamik görseller oluşturdu ve bunu eş zamanlı olarak yaptı. Biz görüntü işleme teknolojisini insanları izlemesini sağlayacak algoritmayla kullandık ve tasarım da ekleyerek artırılmış gerçeklik alanında özel bir proje ortaya çıkardık. Şu anda, AR tabanına dayanan, çeşitli ekranlar üzerinde kullanılacak görüntü ile oyun yazılımları geliştiriyoruz. Bunların dışında birkaç ay içinde netleşmesini umduğumuz büyük projelerimiz var.

Piyasadan gelen talepler en çok hangi yönde?

C.D: Temel olarak eğlence ve reklam sektöründen talepler geliyor. Büyük firmalar ürünlerini farklı yöntemlerle pazarlamak istiyor. İnsanlar artık geleneksek pazarlama yöntemlerinden sıkılıyor. Ancak onları yeni teknolojilerle ne kadar şaşırtırsanız, tanıtılan ürün de o kadar akıllarında kalıyor. Yaptığımız çalışmalar büyük şirketlerin ilgisini çekiyor ve yeni teknolojilere dayanan reklam ve tasarımlar giderek daha fazla talep alıyor.

Birçok farklı ortamda oldukça büyük sahneler, dekorlar inşa ediyorsunuz. Kamuya açık alanlarda bu tür çalışmalar yapmak sizi zorluyor mu? Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

C.D: Yazılımcılar, tasarımcılar ve mühendisleri içeren çekirdek ekip 10 kişi. Artırılmış gerçeklik yapılarının kurulmasın ise dışarıdan yardım alıyoruz. İşin başındaki tasarımcılar dışında bir 10-15 kişi daha bize yardım ediyor.

A.D: Yapı Kredi projesini örnek verirsem, projelendirilmesi bir ay sürdü. Ardından, bir hafta boyunca sabah gün ağarıncaya kadar uygulaması yapıldı. Kamusal alanlarda en çok gerekli iznin alınması zorlayıcı oluyor. Elde ettiğiniz vakit dahilinde planlama yapıp hızlı hareket etmeniz gerekiyor. Projede 400 metre karelik bir alan kaplandı. CNC tekniği kullanılarak bilgisayarda üretilen bilgiler birebir fiziksel ortama aktarıldı. Böylece çalışma daha kısa bir zamanda tamamlandı.

Yapı Kredi projesinde kullanılan teknolojilerden kısaca bahseder misiniz?

C.D: CNC ile bilgisayarda yaptığınız bir tasarımı aynen makineye göndererek üç veya iki boyutlu olarak birçok malzeme ile çıktı alabilmenizi sağlıyor. Projeksiyon ve video haritalamanın yanı sıra kullandığımız bir diğer önemli teknik LED Matrix oldu. Binanın yüzeyine dört bin pikselden oluşan bir LED Matrix yerleştirdik. Pikselleri tek tek kontrol edilebilir olan bu sistem bir haftada yüzeye entegre edildi ve yerleştirildiği yüzeye özel üretildi.

A.D: Pikselleri istediğimiz aralıklara dizebiliyoruz. Kontrol mekanizması olarak da bilgisayardaki herhangi bir görseli sisteme aktarabileceğimiz bir mekanizma kullandık.

Sunduğunuz ürünler arasında birbirine benzeyen farklı teknolojiler var. İnteraktif duvar ve Flexwall ile Holotouch ile Dreamogram arasındaki fark nedir?

C.D: Bir diğer adi ‘media wall’ olan interaktif duvarın özelliği kullanıcıyla etkileşime geçebilmesi. Tavana sensörlü bir kamera yerleştiriliyor ve kamera mekandaki insanların hareketlerini izleyerek duvarda interaktif görüntüler oluşturuyor. Flexwall, kullanılacağı yüzeyler ne kadar karmaşık olsa da artırılmış gerçeklik kullanılmasına izin veriyor.

Holotouch, cam yüzeyleri ekrana dönüştürmek ve hatta bu yüzeyde gözlüksüz 3D deneyimi sunan dokunmatik ekrana dönüştürmek için kullandığımız teknoloji. Örneğin gelecekte arabalarımızın camında aynı zamanda internette gezinme şansı elde edebiliriz.

Dreamogram aynı zamanda yalancı hologram olarak biliniyor. Cam üzerindeki açıları ve yansımaları kullanarak bir piramidin içinde sanki bir nesne varmış izlenimi uyandırıyor. Oluşan yalancı hologram aynı zamanda hareket eden bir görsel olma özelliğine sahip.

“BİNALAR ARTIK BOYANMAYACAK, GAZETELER ELEKTRONİK OLACAK”

Henüz yeni yeni tanıştığımız artırılmış gerçeklik teknolojisiyle en başından ilgilenmeye başlayan bir şirketsiniz. Bu teknolojinin hayatımızı nasıl değiştireceğini düşüyorsunuz?

S.H: Bana sorarsanız Türkiye için kırılma noktası Fatih projesi. Devlet Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm öğrencilerine bir tablet, yani ekran veriyor. Sonuçta bu tabletler artırılmış gerçeklik ile insanlar arasındaki ara yüzü oluşturan cam aslında. Fatih projesi sayesinde Türkiye’deki 16 milyon öğrenciye artırılmış gerçeklik öğretilebilir ve yeni nesil bu teknolojiyi tanıyarak eğitim görebilir. Eğitim alanında bakıldığında, öğrenciler kendilerine anlatılanları çok daha gerçek olarak görebilecek. Örneğin evrenin oluşmasını sağlayan Büyük Patlama olayını animasyon şeklinde anlatacaksınız.

Bugün cep telefonlarımız olmadan yanımızdan çıkamıyoruz. Bundan en fazla 30-40 yıl sonra artırılmış gerçeklik lensleri ve gözlükleri, cihazları olmadan evden çıkamayacak hale gelebiliriz. Trafik lambaları belki de kalkacak ve arabalarımızın camında veya taktığımız gözlükte olacak. Ya da binalar artık boyanmayacak, siz artırılmış gerçeklik ile istediğiniz renkte binaları boyayacaksınız. Boğaziçi Köprüsü’ndeki ışıklandırmalar gibi süslemeler kaldırılacak ve artırılmış gerçeklik yerini alacak. Bu şekilde birçok alanda enerji tasarrufu sağlanacak.

Basın-yayın alanına bakarsanız, birçok insan tabletlerin ve internetin etkisiyle kağıt gazetelerin ortadan kalkacağını düşündü. Ancak artırılmış gerçeklik bunu farklı bir boyuta taşıdı. Gazeteler elektronik hale gelecek, bir haber okurken, mobil cihazınızı kağıda tutarak haberin videosunu gazete üzerinden izleyeceksiniz.

Türkiye olarak teknolojiye çok hızlı adapte olan bir nesle sahibiz. Fatih projesiyle bu hızın daha da artacağına inanıyorum.

Fütüristik film ve çizgi filmlerin inanması güç olsa da gerçek olacağını söyleyebiliriz. Peki özellikle mahremiyet konusunda sıkıntılar yaşamayacak mıyız? Artırılmış gerçeklik bazı sorunları da beraberinde getirmeyecek mi?

A.D: AR, zaman planlamasından tutun maliyet tasarrufuna kadar birçok alanda çok faydalı olacak bir teknoloji. Öte yandan artırılmış gerçekliğin hayatımıza entegre olmasıyla, insanların özel bilgi saklama imkanının da azalacağını düşünüyorum. İşin içine teknoloji girince her şey kayıt altına giriyor. Biz yaptığımız bir interaktif duvarı takip edip, orada ne olup bittiğini takip edebiliyoruz. Teknoloji kameralarla çalıştığı için aslında her şey kayıt altında olacak. Bilinmeyen, duyulmayan şeylerin kalmayacağını düşünüyorum. İnsanlar söyledikleri, yaptıkları şeylere daha dikkat etmek zorunda hissedebilirler kendilerini. İnsanların hayatına şeffaflık geleceğini söyleyebiliriz. Tabii bazı insanların daha özel hayatları, gizli kalması gereken kararları var. Bu konularda sorun yaşanabilir ancak AR’nin çok fazla kontrolden çıkacağını düşünmüyorum.

Kendi alanınızda önü açık bir firma görüntüsü veriyorsunuz. İleride iş ve ticari sebeplerle ortaklık kurmayı düşünür müsünüz?

A.D: Türkiye’de şu an artırılmış gerçekliğin ne olduğunu anlamak isteyen bir ortam var. Bu güzel bir şey ve biz elimizden geldiğince bilgi vermeye çalışıyoruz. Teknolojinin fazla bilinmemesi, teknolojiden haberdar olan şirketlerin bizi bulmalarını kolaylaştırıyor. Çünkü istediklerini kendilerine en iyi bizim sunabileceğimizi düşünüyorlar. Gelen talep konusunda bir sıkıntımız yok ve büyük firmalarla proje bazlı teklifler olursa ortak hareket etmeyi isteriz. Örneğin Siemens bizim kullandığımız bir teknolojiyi ürün olarak çıkarttı ancak üründe bazı sorunlar yaşıyorlar. Biz sorunların ne olduğunu biliyoruz ancak kendi çalışmalarımız tüm vaktimizi aldığından müdahale edecek durumumuz yok. Ancak benzer durumlarda ortak çalışma yapmaya açığız.

İstiklal Caddesi’nde yaptığını artırılmış gerçeklik yapısı gibi benzer ama daha büyük bir projeyi içeren planlarınız var mı? Bu şekilde bir tanıtım yapmayı düşünüyor musunuz?

A.D: Şu an aklımızda orta ölçekli iki proje var. Sanat projelerine de destek veriyoruz. Çok sesli koro için sahne tasarımları yapıyoruz. İstanbul Modern’de yer alacak projelerde, koreografiye göre değişen interaktif sahneler hazırlayacağız. Görüntü ile sesi bir araya getirerek, izleyicilere sihirli bir deneyim yaşatacağız. Örneğin koro şarkı söylerken sahnenin tepesinde 3D bir ekolayzır belirecek. Geçmişte Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir dans gösterisinde yer aldık. Bunun dışında tasarım alanında bir çalışmamız olacak. Her fırsatta da teknolojimizi geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Artırılmış gerçeklik uygulamaları denince akla ilk oyunlar geliyor. Bu alanda fikirleriniz var mı?

A.D: Evet, hatta çalışmalara başladık. Bizden artırılmış gerçeklik oyunları talep eden firmalar var. Onlar için yapacağımız çalışmayla bu alana da adım atmış olacağız. Angry Birds (Öfkeli Kuşlar)gibi klasik oyunların artırılmış gerçeklikle birleştirilmesi gibi planlarımız var.

C.D: Oyun uygulamaları projelerimizden biri ancak asıl uygulama alanımız, mobil cihazlardan kullanıcıya hızlı ve kolay bilgi aktarımı sağlayacak yazılımlar olacak. Örneğin bir mağazaya gireceksiniz ve ürüne dokunduğunuzda üzerinde bilgiler verilecek. Bu teknoloji satış anlayışını tamamen değiştirecek. Bir cep telefonu denerken, telefonun hangi kısmına dokunursanız o kısım hakkında bilgiler size aktarılacak. Sonuçta bunlar da AR’nin farklı versiyonları.

S.H: Artırılmış gerçeklik internetten alışveriş yaparken yaşanan ürünü deneyememe sorununu da ortadan kaldıracak. İnternet alışverişlerini mobil cihazınızla halledebileceğiniz yazılımlar üretmeyi amaçlıyoruz. Vücut büyüklüğünüzü aşmayan, örneğin ayakkabı ve yüzük gibi ürünleri deneyebileceksiniz. İnternetten yapılacak alışveriş deneyimini farklılaştırmak diğer hedeflerimiz arasında.

Teknoloji piyasasında kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz?

A.D: Birkaç yıl sonra şu an yapmakta olduğumuz işlerin çok daha büyük ölçekte ve farklı yapılacağını, aynı zamanda yaygınlaşacağını düşünüyoruz. Ürünlerimizin cep telefonlarına indirileceği, mağazalarda-reklamlarda teknolojilerimizin yer alacağı bir gelecek düşünüyoruz. Örneğin şu an Ampul adında basit bir projemiz var. Cep telefonuyla aydınlatmaların kontrol edilmesini amaçlıyor. Beş sene içinde benzer uygulamaların kullanılmaya başlayacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda bu gelişmelere paralel olarak, Ar-Ge çalışmalarımızı artırarak devam ettireceğiz.

S.H: Maalesef Türkiye’de alabildiğiniz devlet desteği ABD ve Avrupa’ya kıyasla daha düşük. Bir iki yıl içinde istediğimiz noktaya gelirsek Avrupa pazarına açılmayı düşünüyoruz. Bu kapsamda ortaklığa açığız. Uzun vadede ise ABD piyasasına açılmayı istiyoruz. Çünkü Silikon Vadisi şirketleri bir nevi dünyayı yönetebiliyor diyebiliriz ve oradaki potansiyel doğal olarak daha yüksek. Facebook gibi basit bir örnek verirsek Türkiye’deki kullanıcı sayısı 30 milyon, ABD’de bu rakam 230 milyon. Alabileceğimiz teşvikler dahilinde, Türkiye’deki misyonumuzu tamamladıktan sonra ilk önce Avrupa, ardından ABD’de olmak üzere dış pazarlara açılmak istiyoruz.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...