'Gemide her yer kandı'

Mavi Marmara gemisinde bulunan habercilerden TRT muhabiri Elif Akkuş, İstanbul'a ayak basar basmaz NTV'nin konuğu oldu. Anadolu Ajansı muhabirleri ise yaşadıklarını gazeteci gözüyle aktardı.

03.06.2010 - 07:20

Gazze konvoyunda yer alan gazeteciler de gönüllülerle birlikte İstanbula geldi. Gemide TRT muhabiri Elif Akkuş da vardı.

Elif'in alilesiyle buluşması çok kısa sürdü, çünkü o bir haberciydi ve yaşadıklarını anlatmak için doğruca canlı yayına koştu.

Ancak TRT'nin yayınına NTV de ortak oldu ve iki televizyon aynı anda Elif'in anlattıklarını canlı yayına taşıdı.

Elif Akkuş baskında yaşadıklarını o anı yeniden yaşar gibi anlattı:

"Gemiye gelirler, ele geçirirler ya da geçirmezler ya da yolumuza devam ederiz diye düşünüyorduk ama saat 04.30'da sabah ezanı bittiği anda bir anda ortalık birbirine girdi. Üzerimize helikopter geldi, mermiler yağdı. Geminin üstü havuz gibiydi, çok zor anlardı. Her yer kandı."

Akkuş, sadece üzerindeki kıyafetlerle dönebildi İsrail'den. Ama umudu var ve umudu kişisel eşyalarından çok saldırı anında çektikleri görüntülere kavuşmak için:

"Geminin pek çok yerine sakladık görüntüleri, eğer gemi gelirse o görünütüleri yayınlayacağız. Hep alıştığımız yerleri tekrar görmek güzel. Bir an hiç göremeyeceğimizi, hiç çıkamayacağımızı düşündüm. Gazeteci olmamızın bir anlamı yoktu orada. Pasaportum elimde kalan tek şey. Gemi büyüktü ve birçok noktaya ulaşmamız gerekiyordu. Basın mensupları olarak her noktaya bölünmüştük. Orada olağanüstü bir şey olacağını tahmin etmiştik ama gerçekten böyle bir olay olacağını tahmin etmiyorduk.''

Elif akkuş zorlu yolculuğunun ardından gönül rahatlığı ile evine dönmenin mutluluğunu yaşayarak  havalimanından ayrıldı.

2 SAAT ELLERİMİZ BAŞIMIZDA BEKLEDİK
Mavi Marmara gemisinde Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Yücel Velioğlu ve fotomuhabiri Erhan Sevenler de vardı.

Yücel Velioğlu, saat 04.15'te İsrail askerlerinin yaklaşık 20 zodyak bot, 4 filika, 2 denizaltı ve helikopterlerle havadan ve denizden Mavi Marmara'yı ablukaya aldıklarını söyledi.

Yücel Velioğlu, helikopterlerle indirme yapan İsrail askerleri ile gemideki mürettebat ve yolcular arasında kaptan köşkü ve çevresinde çatışma ve kavgaların yaşandığını belirtti.

Bu askerler ile yardıma gelen ve havadan indirme yapan diğer askerlerin inişi sırasında gerçek mermilerle gemide bulunanlara ateş açtığını anlatan Velioğlu, bu sırada ölen ve yaralananlar olduğunu ifade etti. Velioğlu, olay sırasında kaçarak telsizle arkadaşlarıyla irtibat kurmaya çalıştıklarını, yaklaşık 10 Türk gazetecinin geminin 2. katındaki basın merkezine girdiğini anlattı.

Yere yatarak siper aldıklarını ifade eden Velioğlu, 2 saat boyunca elleri başlarının üzerinde bekletildiklerini söyledi. Saat 06.00 sıralarında televizyonda olayla ilgili ilk görüntüleri gördüklerini vurgulayan Velioğlu, olaylarda 2 kişinin öldüğünün ve 16 kişinin yaralandığının söylendiğini aktardı.

KOMANDOLAR ÜZERİMİZE SİLAH DOĞRULTTU
Yücel Velioğlu, saat 05.30 sıralarında İHH yetkilileri tarafından, ''Direnmeyin, çok yaralı var, geri çekilin'' şeklinde anonslar yapıldığını söyledi.

Velioğlu, saat 07.00'de askerlerin basın merkezine geldiğini, kendileri elleri havada beklerken komandoların üzerlerine silah doğrulttuğunu, silahların lazerlerinin sürekli üzerlerinde dolaştığını, askerlerin basın merkezinin kapısını kırarak kendilerini teslim aldığını bildirdi.

''Gemide yaralı ve ölü gördünüz mü?'' sorusuna Velioğlu, ''Tabii ki gördük, çok gördük orada. Ne yapacağımızı şaşırdık. Hemen basın merkezine geçtik'' karşılığını verdi.

Üst araması yapan askerlerin kendilerini yan yana dizdiğini, güvertede gördükleri herkesin yerlerde kelepçeli olarak yattığını belirten Velioğlu, saat 09.00'da geminin yavaş yavaş hareket ettiğini, bu sırada bir helikopterin üzerlerinde sürekli uçarak tacizde bulunduğunu anlattı.

Öğle saatlerinde geminin salonuna alındıklarını, salondaki tüm eşyaların dağınık durumda olduğunu belirten Velioğlu, kendilerine ara sıra su dağıtıldığını, tuvalete gidenlerin dönüşte ellerinin kelepçeli olduğunu aktardı.

Velioğlu, Aşdod limanına gelindiğinde limanda gemiyi bekleyen askerlerin İsrail askerlerini alkışlarla karşıladığını söyledi. Basın mensupları ayırt edilmeden herkese kelepçe takıldığını, fotoğraflarının çekildiğini, herkesin yanına iki asker verilerek sorguya alındıklarını kaydeden Velioğlu, sağlık raporu verildiğini, parmak izi alınarak ayrıntılı üst aramasından geçirildiklerini söyledi.

''İsrail'e yasa dışı yoldan girdiğimi ve İsrail'den bir an önce ayrılmak istediğimi belirtirim'' şeklinde ifadenin yer aldığı kağıt imzaladıklarını dile getiren Velioğlu, şöyle devam etti:

''Ertesi gün saat 04.30'da cezaevi araçlarına alındık. 1,5 saat yol gittik. Saat 06.00'da Beer Sheva'daki yeni yapılmış hapishaneye götürüldük. Burada 2 ve 4 kişilik koğuşlara yerleştirildik. Herkes tek tek sorguya alındı, kıyafet dağıtıldı. Gece 21.00'de koğuşlara kapatıldık. Saat başı koğuşun ışığı yakılıp içeri bakılıyordu. Sürekli bizi uyandırarak rahatsız ettiler. Saat 01.30'da işlemleri biten pasaportlar getirildi ve pasaport sahipleri cezaevinden çıkarılmaya başlandı. Ben saat 04.00'te cezaevinden çıktım ve havaalanına gittim. Havaalanında Türkiye'den getirilen uçağa binip yaklaşık 14 saat bekledikten sonra Türkiye'ye döndük.''

EN GÜZEL DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ
Fotomuhabiri Erhan Sevenler ise doğum günü olan 2 Haziran'ı tutuklu şekilde geçirdiğini belirterek, ''Benim için en büyük doğum günü hediyesi, Türkiye'ye dönmek oldu. Doğum günümde tutuklu iken aldığım tahliye haberi, benim için en güzel hediyeydi'' dedi.

Erhan Sevenler, şöyle konuştu:

''Firkateynlerin yaklaştığını, denizaltıların etrafta dolaştığını öğrendik. Bunun üzerine tüm gazeteci arkadaşlar geminin arkasında toplandık ve bunları görüntülemeye çalıştık. Ardından bir anda saat 04.00 gibi 15-20 adet zodyak, geminin etrafını sardı. Biz daha ne olduğunu anlamadan bir helikopter, kaptan köşkünün üzerine komando indirmeye başladı. Ben de onu görüntülemek üzere o tarafa doğru koştum. Bu sırada gemidekiler, aşağıya inen bir komandoyu yakaladılar. Bu ana kadar sürekli atılanların ses bombası ve plastik mermi olduğunu düşünüyordum. Askeri ele geçirdikten sonra bir anda gerçek mermi kullandıklarının farkına vardım. Çünkü kaptan köşkünün camları kırılmaya başlamıştı. Gerçek mermi olduğunu anlayınca hemen geri çekildik. Daha sonra basın merkezine sığındık. Bunu planlamıştık. Böyle bir şey başımıza gelirse basın merkezine sığınıp hep bir arada kalacağımızı konuşmuştuk.''

SAAT 06.00 GİBİ NTV YAYININI GÖRDÜK
Erhan Sevenler, ''Bu süre içinde dış dünya ile bağlantınız kesildi'' denilmesi üzerine, ''Hiçbir şeyden haberimiz yoktu. En son basın merkezinden askerler bizi almadan önce saat 06.00 gibi uyduya bağlı televizyondan NTV yayınını gördük ve görüntülerin oraya ulaştırıldığını anladık. Fazla izleyemedik. Askerlerin baskınını yeyince kapatmak zorunda kaldık. Aslında bilerek kapattık, asker üzerinde herhangi bir provokasyona neden olmamak için'' diye konuştu.

İsrail'de sorgulandıklarını da belirten Sevenler, şöyle konuştu:

''Bizi sorguladılar. 'Bu ülkeye izinsiz girdiğinizin farkında mısınız?', 'Buraya nasıl geldiniz?' diye sordular. Aslında biz 80 mildeydik. Biz de ona göre sorulara yanıt vermeye çalıştık. Bize zorla, ülkeye yasa dışı girdiğimizi kabul ettiğimize dair kağıt imzalattılar. Parmak izlerimizi aldılar, defalarca fotoğraflarımızı çektiler, kabinlere alarak çok çok özel ve çok detaylı arama yaptılar. Ardından bizi küçük cezaevi araçlarına bindirerek, cezaevine götürdüler. Sonra koğuşlarda kalmaya başladık. Cezaevinin yeni yapılmış olduğunu tahmin ettik. Ama hepimiz ayrı yerlere düştük. Bir türlü 14 gazeteci bir arada kalamadık. Elimizden geldiğince hayatımızı idame ettirmeye çalıştık. Orada yine psikolojimizi sağlam tutmaya çalıştık. Gün içinde kaldığımız koğuşu tişörtümüzü bez yapıp, temizlemeye çalıştık. Verilen gıdaları almaya çalıştık. Ayakta kalmaya çalıştık, yemeklerin çok iyi olduğunu düşünmüyorum, mecburen yedik.''

BEKLEMEYE ALIŞTIK
Erhan Sevenler, ''Aramalarda doğal olarak sert davrandılar, biz de bir şey demedik. Her şeyi beklemek zorunda kaldık, nerede olduğumuzu hiçbir zaman bilemedik'' diye konuştu.

Erhan Sevenler, uçağa dün saat 10.00 sıralarında bindiklerini ve uçağın bugün 01.00'de hareket ettiğini belirterek, ''Bu süreçte beklemeye alıştık. Her yerde bekledik. Gemide bekletildik, aracın içinde bekletildik, aracın içinde beklerken klimaları sonuna kadar açtılar, geminin güvertesinde bekledik'' diye konuştu.

''Uçakta insanların psikolojisi nasıldı? Basın mensupları olarak birlikte miydiniz?'' sorusuna Sevenler, ''Yine ayrıydık, çünkü her uçakta farklı insanlar vardı. Bizim uçakta 3-4 gazeteci vardı. Gazeteciler olarak elimizden geldiğince sağlam durmaya çalıştık, hep bir arada olmaya çalıştık, kol kola olmaya çalıştık. Vatana döndük. Çok çok mutluyum. Bu süreci aştığıma açıkçası inanamıyorum'' yanıtını verdi.

İMZALAMAYINCA DÖVDÜLER
ABD vatandaşı Paul Larudee, ise İsraillilerin kendisinden bazı kağıtları imzalamasını istediğini, imzalamayınca dövüldüğünü söyledi.

64 yaşındaki Larudee, dövülmeye rağmen kemiklerinin kırılmamasının işin en iyi tarafı olduğunu'' belirtti.

YUNAN GÖNÜLLÜLER: ELEKTROŞOK UYGULANDI
Ülkelerine dönen Yunan yardım gönüllüleri de, İsrail askerlerinin yaptıkları işkenceleri anlattı.

Atina'daki Elefsina havaalanına askeri uçakla inen 31 Yunan, 3 Fransız ve 1 ABD vatandaşı yardım gönüllüsü, havaalanında yüzlerce kişinin sevgi gösterisi ve Filistin yanlısı sloganlarla karşılandı. Yardım gönüllülerini karşılayanlar arasında Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Dimitris Droutsas ve avukatlar da bulunuyordu.

Gazetecilere açıklama yapan yardım gönüllüleri, İsrailli komandoların direnmemelerine rağmen kendilerine silahla saldırdığını, elektroşok uyguladığını, gözetim altındayken de dövüldüklerini, uyumaya izin vermediklerini ve psikolojik işkence yaptıklarını söyledi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...