UNESCO’nun 'Edebiyat Kenti' unvanı verdiği Edinburgh’ta 2012 Ağustos’unda başlayan Edinburgh Dünya Yazarlar Konferansı'nın bu yılki konuşmacıları arasında Sema Kaygusuz da yer alıyor.

Sema Kaygusuz'un yarın yapacağı konuşmasından bir bölüm şöyle:

"(...) bir pasaport ve ancak vizeyle başka ülkeye giriş yapan yazarın her an tehdit altında olan bağımsızlığını tanımak ve o bağımsızlığa saygı göstermek bana göre basit bir terbiye kuralı değil, ahlaki bir tutumdur. Yapıtını temsil eden sanatçıya, merkeziyetçi ve tekkültürcü bir çerçeveden baktığımız zaman görebileceğimiz kişi yalnızca bir vatandaş olacaktır. Bugünkü postmodern kapitalist sistemin bütün dünyanın yerlilerine önerdiği yaşama biçimi, aslında sadece vatandaşlık kurumudur. Dolayısıyla sanatçıyı dolaşıma sokan bütün kurumların, yayınevlerinin, editörlerin, kültür ve sanat ideologlarının, akademisyenlerin samimi demokratlıkları yaşamsal bir önem taşıyor.

Kabul etmeliyiz ki, rastladığımız bütün güzellikler kuşkulu. Devletler edebiyat çevirileri için fon ayırıyor, resmi bakanlıklar sinemaya destek veriyor, uluslararası organizasyonlar devasa kültür projelerine yatırım yapıyor, yüksek sosyeteye hizmet veren giyim firmaları sanat galerileri açıyor ve böylece her yaratıcı eylem kontrol altına alıyor. Vatandaşlık tabiiyetiyle sisteme paçasını kaptıran sanatçı, duymak istenileni söyleyen uzlaşmacı bir role davet ediliyor. Huzursuz etmeyecek ölçüde yaramaz, sempati duyulacak kadar çılgın, makul ölçüde deli sanatçılar... Çağımızı tehdit eden işte bu gizli evcilleşmedir. Ulusla başlayıp vatandaşlıkla tamamına eren evcillik.

Ancak hatırlamalıyız ki Afganistan’da yağmalanan arkeolojik eserler bir Avrupa şehrinin müzesinde sergileniyorsa, her güzelliğe uluslarası savaşların gölgesi düşmüş ve düşecek demektir. Tam da bu noktada sanat taşıyıcısının haysiyeti, sanat nesnesinin güzelliğinden çok daha elzemdir. Hölderlin’in emanet ettiği gibi göksel şeylere ad vermeye devam edeceksek, önce haysiyetimize sahip çıkmalı, daha sonra biz, hepimiz, beraberce diyaloğun ta kendisi olmalıyız."