Zaman zaman küçük haberlerle karşımıza çıkıyor ‘insani dramlar’... Küçük bir bot içinde denizin ortasında ölüme terk edilen kaçak göçmenler, insan tacirlerinin eline düşmüş, fuhuş yapmaya zorlanmış kadınlar, başka bir hayat kurma hayalleri tanımadığı bir ülkede felakete dönüşmüş insanlar ya da ölüm korkusuyla ailesini geride bırakıp vatanını terk etmiş göçmenler.

İlişkili Haberler


Geçtiğimiz hafta bu dramların yenilerine şahit olduk. Taşan Meriç Nehri sadece Edirne’nin sokaklarını, tarlalarını değil Yunanistan’a geçmeye çalışan kaçakları taşıyan bir botu da yuttu. Türkiye’ye kaçan İran’lı muhaliflerle konuşan Washington Post gazetesi, yaptığı mülakatı haberleştirince ‘Türkiye’ye geldik çünkü başka çaremiz yoktu’ diyen İranllı eşcinsellerden haberdar olduk.

Her bir insan öyküsü kaçak göçmenlerin, mültecilerin ya da insan tacirlerinin eline düşenlerin hayatlarını gözler önüne seren başlı başına bir belge niteliğinde. Ancak bireysel öykülerden başımızı kaldırıp resmin bütününe baktığımızda karşımıza çıkan tablo endişe verici.

KOMŞULARDAN GELEN MÜLTECİLER
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre Ocak 2010 itibariyle Türkiye’de toplam 11 bin 970 mülteci bulunuyor. Türkiye’deki mülteciler özellikle iki komşu ülkeden, Irak ve İran’dan geliyor.

Toplam 7 bin 230 Iraklı mülteci, Türkiye’deki tüm mültecilerin yarısından fazlasını oluşturuyor. İkinci büyük grubu ise 2 bin 230 kişi ile İranlılar oluşturuyor. Ayrıca 370 Afganistan vatandaşı Türkiye’de mülteci konumunda.

EN ÇOK SIĞINMA TALEBİ AFGANİSTAN’DAN
Türkiye’ye sığınma talebinde bulunanlara baktığımızda resim biraz farklılaşıyor. Sığınma talebinde bulunanların toplam sayısı 9 bin 810’u buluyor ve bunların 3’te birini Afganlar oluşturuyor. 3 bin 480 Afgan Türkiye’ye sığınma başvurusunda bulunurken, Afganlar’ın İranlılar izliyor. 2 bin 860 İran vatandaşı Türkiye’den sığınma taleplerinin kabul görmesini bekliyor.

Türkiye’deki mültecilerin yarıdan fazlasını oluşturan Iraklılar, sığınma talebinde bulunanlar içinde üçüncü büyük grubu oluşturuyor. Ocak 2010 itibariyle bin 10 Iraklı Türkiye’ye sığınma talebinde bulundu.

Türkiye sadece mültecileri ya da sığınma talebinde bulunanaları ‘misafir’ etmiyor. Son yıllarda artan sayıda yasadışı göçmen Türkiye’ye geliyor ya da ülkeyi transit geçiyor. Özellikle doğu bloğunun çöküşü sonrasında yaşadıkları dramlar sık sık gündeme gelen insan ticareti mağdurları da artık Türkiye’nin değişmez gerçekleri olarak sayılıyor.

Türkiye’deki yasadığı göç ve insan ticaretini Uluslararası Göç Örgütü Türkiye Misyonu’ndan Selin Arslan ile konuştuk;

YASADIŞI GÖÇÜN BOYUTU
Son yıllarda Türkiye üzerinden Avrupa’ya yapılan yasadışı göçte bir artış olduğu düşünülüyor. Rakamlar bunu doğruluyor mu?

Öncelikle insan kaçakçılığı ile insan ticaretinin aynı şey olmadığını belirtmemiz gerekiyor. İnsan kaçakçığını özellikle gelişmemiş ülke vatandaşlarının, bulundukları ülkelerden refah ve ekonomik seviyesi yüksek olan ülkelere yönelik yaşadışı göç hareketleri olarak özetleyebiliriz. Bu da kaçakçılar tarafindan doğrudan veya dolaylı, maddi veya diğer tür bir faydanın sağlandığı anlamına geliyor. İnsan kaçakçılığını, insan ticaretinden ayıran en önemli fark, devlete karşı işlenmiş bir suç olmasıdır.

İnsan kaçakçılığı ile ilgili verileri Turkiye’de YabancIlar Hudut ve İltica Dairesi düzenliyor. 2009 verileri henüz yayınlanmadı, şu anda en yeni veriler 2008 yılına ait. Buna göre 2008 yılında 62 bin 459 yasadışı göçmen yakalanmış. Bu sayı 2007’de 64 bin 290, 2006 yılında ise 51 bin 983’dü.

Yakalanan kaçak göçmenlerin uyrukları nelerdi?

Özellikle savaş ya da çatışmanın olduğu ülkelerden insanların kaçak göçe katıldıklarını söyleyebiliriz. Çok da şaşırtıcı olmayan bu saptamayı rakamlar da doğruluyor. 2008 yılında yakalanan kaçak göçmenlerin içinde ilk üç sırayı, 10 bin 420 ile Afganistan, 9 bin 77 ile Pakistan ve 6 bin 203 ile de Filistin uyryklular oluşturuyor. 4’üncü sırada da 4 bin 661 kişi ile Iraklılar var. Ayrıca 4 bin 492 Myanmar, 3 bin 187 Somali, 2 bin 501 Gürcistan, bin 534 kişi Azerbaycan, bin 103 moritanya ve 866 da Somali uyruklu kaçak göçmen yakalandı.





TÜRKİYE HEM TRANSİT, HEM HEDEF HEM DE KAYNAK ÜLKE
Yasadışı göç hangi kanallarla yapılıyor, kimler organize ediyor? ve bu işin ekonomik boyutu nedir?

İnsan kaçakçılığında kişilerin kendi rızaları ile para karşılığında bir ülkeye yasa dışı yollardan girmeleri ile gerçekleşiyor. Bu süreç tamamen organize suç örgütlerinin kontrolü altında gerçekleştiriliyor.

İnsan kaçakçılığı faaliyetlerinin bir boyutu, Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelen transit göç hareketlerini kapsarken, bir boyutu da doğrudan ülkemize gelen göç hareketlerini içeriyor. Ayrıca Türk vatandaşlarının da bu illegal hareketlenmelerde konu olduğunu da görüyoruz. Dolayısı ile Türkiye insan kaçakçılığı konusunda, hedef, transitr ve kaynak ülke olma özelligini gözteriyor.

İnsan kaçakçılığında Türkiye’nin hedef ülke olarak seçilmesinin asıl sebebi özellikle doğudaki komşularına kıyasla ekonomik ve sosyal olarak daha iyi bir konuma sahip olması. Ekonomik yetersizlikler ve daha iyi şartlarda yaşama arayışı yasadışı göç hareketlerini beslediği için kaynak ülkelerdeki şartların değişmesi yasadışı göç hareketlerini de aynı doğrultuda etkiliyor.

BİR İNSANLIK SUÇU
Türkiye’nin de artık yasadışı göç için hedef ülkelerden biri olduğunu söylediniz. Sanırım burada işin içine insan ticareti de giriyor.


‘İnsan ticareti’, kuvvet kullanarak, tehdit veya başka biçimlerde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kişinin çaresizliğinden faydalanma yoluyla insanların istismar edilmesi anlamına geliyor. Kısacası insan ticaretini, köleliğin günümüze yansımış hali olarak tanımlayabiliriz.

İnsan ticareti fuhuşa zorlama, zorla çalıştırma veya organ ticareti seklinde gerçekleşebiliyor ve insan tğicareti mağdurları kadın, erkek ve çocuklardan oluşabiliyor. İnsanlar daha iyi şartlar elde etmek amacı ile çıktıkları yolda kandırılarak ya da zorla insan ticaretine alet ediliyor. Bu hem ağır bir suç hem de insan hakları ihlalidir.

Yasadışı yollarla Türkiye’de çalışanlar hangi şartlarda yaşıyor? Türkiye’de kalabilmek için hangi yolları kullanıyorlar?

İnsan ticareti kabaca, zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek yani emeklerinin sömürülmesi olarak tanımlıyoruz. Dolayısıyla insan ticareti mağdurlarının, tamamen insani koşullar dışında, hareket özgürlükleri kısıtlanmış şekilde ağır şartlar altında tutulduklarını görüyoruz. Bu kişiler genelde Turkiye`ye yasal yollardan sokuluyorlar, ancak insan ticaretine maruz kalmaları sebebi ile ülkede daha uzun süre izinsiz ülkede tutulabiliyor. Yakalandıklarında ise genellikle mağdur statüsünde oldukları dolayısı ile ülkede izinsiz kalmalrından doğan cezaladan muaf sayılıyor.

157 ACİL YARDIM HATTI HAYAT KURTARIYOR
Türkiye’de insan kaçakçılığı ve insan ticareti ile ilgili alınan önlemler ne aşamada, hangi çalışmalar yapılıyor? Bu konuda bir ilerleme kaydedildiğinden söz edebilir miyiz?


Uluslararası Göç Örgütü Türkiye Misyonu olarak biz, yasadışı ve ülkeler arası işbirliği konularında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın ilgili birimleri ile sıkı işbirliği içindeyiz. Ortak projeler yürütüyoruz.

İnsan ticareti mağdurları içinse özelikle 157 Acil Yardım Hattı’ndan söz etmek istiyorum. 2005 yılı Mayıs ayı itibari ile hizmet giren 157 Acil yardım Ha ttı, haftanın 7 günü, 24 saat ücretsiz aranabiliyor. Buna cep telefonları ve yurt dışı aramalar da dahildir. Dışişleri Bakanlığı koordinesinde kurulan bu hat şu an Uluslararası Göç Örgütü, tarafından işletiliyor ve Rusça, Romence, İngilizce ve Türkçe dilerinde hizmet veriyor. Mayıs 2005’den bu güne 157 hattı aracılığı ile 165 kadın kurtarıldı.

ARAYANLARIN ÇOĞUNLUĞU MÜŞTERİ
157 Acil Yardım Hattı nasıl işliyor? Mağdurların size ulaşması kolay olmayacaktır.


Yardım cağrılarının neredeyse yüzde 71’i Türk vatandaşları tarafından geliyor. Mağdurların ellerinden telefonları alınıyor, özgürlükleri kısıtlanıyor dolayısıyla onların yardım için 157’yi, ailelerini ya da polisi arama şansları pek olmuyor. Çoğunlukla müşteri olarak gelen kişilere durumlarını anlatıp yardım istiyor ve o kişiler de 157’yi arıyor. Müşteri konumundaki kişilerin telefonlarından 157’yi arayan mağdurlar da olabiliyor.

'Fuhuş operasyonları' sık sık insan ticaretinin Türkiye ayağını bize hatırlatıyor.
'Fuhuş operasyonları' sık sık insan ticaretinin Türkiye ayağını bize hatırlatıyor.

157’ye ihbarda bulunduğunuzda kişilik bilgilerinizi vermenize gerek olmadığını da özellikle belirtmek isterim.

157 hattı, mağdurlar ve kolluk kuvvetleri arasında bir iletişim köprüsü gibi çalışıyor. 157’ye bir cağrı geldiğinde alınan ihbarlar polise veya jandarmaya iletiyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı ile çok sıkı işbirliği içinde çalışıyoruz. Gelen bilgiler doğrultusunda kolluk kuvvetleri tarafindan operasyon gerçekleştiriliyor.