Gökgürültüsünden korkan köpek

'Bence gökgürültüsü korkusu hem insanlar hem de köpekler için yarı-doğuştan bir korku....' Zeynep Bilgi Buluş'un kaleminden...

05.11.2012 - 13:35

Gökgürültüsünden korkan köpek

Köpeklerin pek çoğu gökgürültüsünden korkar. Sadece gökgürültüsü değil, havai fişek, alarm gibi yüksek sesler, hassas duyuşa sahip köpekler için oldukça tedirgin edici olabilir.

Bence gökgürültüsü korkusu hem insanlar hem de köpekler için yarı-doğuştan bir korku. ‘Yarı-doğuştan’ ifadesini, hayvan davranışları uzmanı (otizimli olmasıyla daha çok tanınır) Temple Grandin’den alıyorum. Grandin, Animals in Translation kitabında “yılan korkusu yarı doğuştandır” diyor. Yani, atalardan aktarılan kodlarda yılan korkusu kayıtlı, ancak devreye girmesi için bir ilk tetikleyicisinin olması gerek. Bu tetikleyici genelde anne veya ilk aylarında yaşamı paylaştığı diğer aile bireyleri oluyor.

Grandin’den esinlenerek düşünüyorum, köpek ilk gökgürültüsü tecrübesini gökgürültüsünden korkmayan diğer köpeklerin veya insan ebeveynlerinin yanında geçirirse, büyük olasılıkla gökgürültüsünden korkmayacaktır. Ancak ilk tecrübelerini korkanlarla geçirirse, yaşamı boyunca korkacaktır. Ona korkmamayı öğretemezsiniz belki; ancak korkusunu idare etmesine yardımcı olabilirsiniz.

Köpeğime nasıl yardımcı olabilirim?

Herşeyden önce köpeğiniz yavru ise ve henüz gökgürültüsü ile tanışmadı ise ilk gökgürültülü tecrübesini korkmayan köpekler ve insanlarla geçirmesini sağlayın. Dilerim işe yarar.

Eğer gökgürültüsünden (veya havai fişeklerden vs.) korktuğunu bildiğiniz bir köpeğiniz var ise, bu anlarda onu evde veya bahçede yanlız bırakmamakla yardıma başlayabilirsiniz.

Gök gürlerken, bir de siz ek gürültü kaynakları yaratmayın. Televizyon ve müziğin sesini her zamankinden çok daha az açın ve mümkünse sakin şeyler tercih edin. Darbeli matkap, gürültülü bahçe makinaları veya elektrik süpürgesi kullanmayı düşünmeyin bile. Tabi ki onların sesi gökgürültüsünü bastırmaz.

Evde çığlıklar atarak koşuşturan küçük çocuklar varsa, bu onlar için de sakinleşme fırsatları olmalı.

Mümkün olduğunca ortamı ve kendinizi sakinleştirin. Bir arkadaşım gökgürültüsü ve şimşekler eşliğinde yogaya bayılırdı. Yağmur ve şimşeklerin iyon etkisinden bahsederdi. Şart değil, yogacılara bir öneri.

Özellikle gece ise perdeleri kapatın. Böylece hiç değilse görsel efekt azalacaktır.

Evde köpeğinizin favori köşesini ona ayırın. Bu kendi minderi olabilir veya gökgürültüsü anları için özel kuytu köşe bir yer olabilir: dolap içi gibi. Anlayışla karşılayın ve sosyalleşmesi için ısrar etmeyin. Dolaplar söz konusu değilse böyle bir yeri onun için siz yaratabilirsiniz: en basiti içine girebileceği kadar (ne büyük, ne küçük) bir kutuyu yan yatırıp içine minderini koymak. Neden mi kutu? Yanı ve üstü kapalı alanları tercih edeceği için. Sarmalanmanın tedirginliği azalttığı mantığı ile bazı firmalar köpeklere özel ‘gökgürültüsü kıyafetleri’ üretiyorlar. Köpeğinizi sakinleştirmek için söz yerine vücut dilinizi kullanın.

Eğer tedirginliğini koşturarak ve havlayarak dışa vuran bir köpeğiniz varsa, ‘sakin put duruşu’nu deneyin. ‘Sakin put duruşu’ hareketsiz ve sakin kalarak ona örnek davranış göstermek ve kendi sakin enerjisinizi ona aktarmak için bir yöntem: İkiniz için de rahat bir yerde yan yana durun. Yüzünüz ona dönük olmasın: ona bakmayın, onunla konuşmayın, onu okşamadan (henüz değil) sakince durun. Koşturmayı bırakmasını teşvik etmek için, elinizle hafifçe boyun ile göğsü arasına dokunun (hani ‘burdan ileri gitmeni istemiyorum’ der gibi). Boyun tasmanın kancasına bir parmağınızı geçirebilirsiniz. Kendinizden emin ancak belli belirsiz bir tutuş olsun. Kesinlikle zorla tutmayın ve oturtmayın. Bir süre yanınızda ayakta tedirgin ve her an tekrar koşuşturmaya hazır durumda bile olsa, siz yavaşça diz çökebilir veya oturabilirsiniz. Bu hareketiniz onu sakinleşmeye davettir. Eğer karşılık verir ve popoyu yere değdirirse harika. Ancak gerçek zafer kendini tamamen bırakıp puff diye yanınıza kıvrıldığında olacak. Yine de zafer çığlıklarının sırası değil. Hatta heyecanlı heyecanlı, “hanimiş de oğlum/ kızım ne de güzel otururmuş” diye ona iltifatlar yağdırmaya da gerek yok. Bu heyecan onun için tekrar tetiğe basmak olabilir. Belki bir tatlı dokunuş ve fısıltıyla bir aferin yeter . Unutmayın ortam sakin, siz sakinsiniz ve o da sakinliyor…

Onunla istediğiniz kadar uzun oturabilirsiniz. Rahatlamışken okşayabilirsiniz, mırıl mırıl konuşabilirsiniz. Beden diliniz ona tatlı bir enerji veriyor zaten. Sakin kalacağını düşünüyorsanız uzaklaşabilirsiniz. Veya köpeğiniz kalkıp başka bir yere gidip yatmak isterse elbette gidebilir. Ama eğer tekrar bir o yana bir bu yana koşturup havlayacaksa, en başa döndünüz demektir.

Sakin put duruşunu aslında pek çok durumda köpeğinizi yatıştırmak için kullanabilirsiniz. Bazen bir kedinin peşinden gitmek için aşırı heyecanlanan köpeğinizi sakinleştirmek için de birebirdir. Ben Dost’un gece havlamalarını bu yöntemle durdurduğuma inanıyorum. Biz zamanlar komşu köpeklerin gece korosuna katılmıştı. Biri başlar, öbürü devam eder, Dost cevap verir, söz tekrar döner ve Dost uluyarak cevap verirdi. Bitmezdi bu havlamalar. Dost evin verandasında kulubesinde uyuduğu için bazen gecenin bir yarısında yanında bir saat geçirdiğim olurdu. Yaptığım tek şey yanında diz çöküp oturmak idi. Bazen elimle ileriye atılıp havlamaya başlamasını durdururdum, ama kibarca. O tabana kuvvet uzaklaşır ve havlamaya devam ederse beklemekten başka yapacak birşey yok.

Gecenin bir yarısı sıcacık yatağınızdan çıkmışsınız verandaya, çökmüşsünüz yere, içiniz uyuklamaya devam ederken, bir koca köpeğin yanıbaşınızda kendinden de kocaman sesiyle havlamaya başlaması ile irkildiğinizde sakin kalmak kolay değil. Ancak başka çare yok. Sadece sakin kalarak, sakinliği anlatabilirsiniz.

Dost tam sustu derken, bir köpeğin havlamasını uzaklardan duyduğumda, Dost’a dönüp acaba ne zaman cevap verecek diye düşünmektense, kıyıya vuran dalgaları düşünmeye çalışırdım. Veya ormandaki yaprakların hışırtısını… İçimden Dost’a seslenirdim: Hadi Dost beraber yürüyelim şu ormanda… İşte böyle böyle vazgeçti bizim oğlan gece korosundan.

Gökgürültüsü anlarına geri dönersek, siz heyecan yapmayın. Önceden bakışlarını üstüne dikip “ha başladı ha başlayacak” diye olacakları çağırmayın. Onun tedirginliğini üstlenmeyin (kendi sakinliğinizi ona yayın).

Son birşey: Bu gibi anlar kendi farkındalığınızı artırmak için fırsatlardır. Çoğu kişi aslında gökgürültüsünden ne kadar tedirgin olduğunu görebilir. Veya ne çabuk sabrının taştığını görünce şaşırır insan. “Köpek möpek dinlemem kapının önüne koyarım” diyiverir içinden.

Bakın bakalım neler oluyor içinizde. Sonra önce kendinizle biraz uğraşarak köpeğinize yapacağınız iyiliği bir düşünün.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...