Cumhurbaşkanı Gül, İran'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (EİT) 10. Zirvesi'ne katılmak üzere Tahran'a gittiğini söyleyerek, EİT'nin 1985 yılında Türkiye, İran ve Pakistan tarafından kurulduğunu, 1992 yılında Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ın katılımıyla 10 üyeli bölgesel ekonomik iş birliği örgütü haline geldiğini anımsattı.

Türkiye'nin, bölgede önemli bir yeri olan EİT'nin kurucusu olarak faaliyetlerine önem verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, teşkilatı, bölgede istikrarın tesisine ve refahın artırılmasına katkıda bulunacak çok taraflı bir ekonomik iş birliği platformu olarak gördüğünü belirtti.

Bu çerçevede birçok proje geliştirildiğine dikkati çeken Gül, ticaretin artırılması, serbestleştirilmesi, sigortacılık, haberleşme, kara ve demir yolları gibi bütün bölgeyi daha şeffaf hale getirilecek ve iş birliğini geliştirecek projelerin teşkilat bünyesinde çalışıldığını ve önemli kararlar alındığını vurguladı. Ticaret konusunda, belli ülkelerin gümrüklerini belli miktarda indirmeyi kabul ettiklerini bildiren Gül, bunun bir an önce yürürlüğe girmesinin beklendiğini kaydetti. Gül, genel merkezi İstanbul'da bulunan Ticaret ve Kalkınma Bankasının, bölgedeki iş birliğini artırmak amacıyla kurulduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Tahran'da gerçekleştirilecek zirvenin başlıca konularından birini, küresel mali ve ekonomik krizin etkileri ve krizin EİT bölgesi içinde fırsatlara dönüştürülmesi amacıyla alınacak önlemleri tartışmak olacaktır. Ayrıca biraz önce bahsettiğim projelerle ilgili gelişmeler gözden geçirilecek ve bunlarla ilgili yeni kararlar alınacaktır'' diye konuştu. Gül, zirveye katılacak devlet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştireceğini de bildirdi.

Gül, ziyaretin, Türkiye'nin kurucusu olduğu teşkilatı gündeme getirmek ve canlandırmak açısından da önemli olacağına dikkati çekti.

HERKES KENDİNİ GÖZDEN GEÇİRMELİ
Cumhurbaşkanı Gül, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin, ''İkili görüşmelerde temel olarak ele alınacak sorunlar nelerdir? Hamaney ile de görüşecek misiniz?'' sorusuna Gül, şöyle yanıt verdi:

''Bütün bu söylediğiniz liderlerle görüşmeler planlanıyor. Herkes şunu takip ediyor ki yeni bir dünya içerisindeyiz. Dünyada yeni bir gelişme var. ABD'deki seçimden sonra iş başına gelen yeni yönetimin, verdiği mesajla, dünyaya bakışıyla yeni bir dönem başladı. Dolayısıyla bu yeni dönem içerisinde önemli meselelerle karşı karşıya kaldığımız bölgelerden birisi de burasıdır. Afganistan, İran, Pakistan-Afganistan arasındaki sıkıntılar... Bütün bunlar hep karşılıklı konuşacağımız konulardır. Ayrıca böyle bir yeni dönem ortaya çıkarken de herkesin hazırlıklı olması, dünya barışı ve istikrarı açısından çok önemlidir.''

Gül, ''Bölgenin en önemli sorunu olarak neyi görüyorsunuz, İran ile Türkiye bu konuda ne yapabilir?'' soruyu yanıtlarken şunları söyledi:

''Bütün bu saydığım ülkeleri düşündüğümüzde tabii ki en önemli mesele siyasi istikrar, güven ve ekonomik kalkınmadır. Ekonomik seviyesine baktığımızda bütün bu ülkelerin halklarının çok büyük bir mahrumiyet içinde olduğunu görürüz. Avrupa ile Amerika ile dünyanın başka gelişmiş ülkeleriyle mukayese ettiğimizde, insanların nasıl yaşadığına baktığımızda arada çok büyük fark olduğunu görürüz ama bu ekonomik gelişmeyi sağlayabilmek, kalkındırabilmek için de tabii ki istikrar ve güvenlik onun birinci şartıdır. Dolayısıyla bütün bu ülkelerle yapacağımız konuşmalarda bunlar birbirine bağlantılı konulardır. O açıdan sorunlar ortadadır. Bu sorunların yeni bir dönem diye tarif ettiğim dönemde herkesin kendini hazırlaması, herkesin politikalarını ona göre gözden geçirmesi ve dünya, bölge barışına, istikrarına hizmet edecek yönde adımların atılması, diyalogların kurulması... Bunun çok önemli olduğu kanaatindeyim. Her şeyin başı buradan geçiyor. Savaşan ülkeler veya terörün çok yaygın olduğu bir yerde ekonomik kalkınma olur mu? Olmaz.''

ABD BAŞKANI OBAMA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
ABD Başkanı Barack Obama'nın Nisan ayında Türkiye'ye gerçekleştirmeyi planladığı ziyaretin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül, Obama'nın ziyaretinin ikili bir ziyaret olacağını, ziyaretin çerçevesi üzerinde çalışıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Şu bir gerçek ki bu ziyaret tabii ki çok önemlidir. Hem ABD açısından hem bizim açımızdan önemlidir. Dünyanın birçok meseleleriyle ABD nasıl ilgileniyorsa, bunlarla Türkiye de aynı şekilde ilgilenmektedir, özellikle bizim bölgemizdeki bütün konularla... O bakımdan bütün bunları konuşma açısından, gözden geçirme açısından önemli bir ziyaret olacak. Ayrıca ikili ilişkilerimiz, sizin de bildiğiniz gibi ABD ile ilişkiler Türk dış politikasının en önemli sütunlarından birisidir'' diye konuştu.

Gül, ''ABD-İran diyaloğu açısından Tahran yönetimine götüreceğiniz somut bir mesaj olacak mı?'' sorusu üzerine, Tahran yönetimi ile görüşlerini paylaşacağını anlatan Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin Tahran ile daha önce de samimi, dürüst, şeffaf bir şekilde görüşlerini daha paylaştığını belirtti. İran ile komşuluk ilişkilerine önem verildiğini de kaydeden Gül, ''Bu çerçevede görüşlerimizi muhakkak ki paylaşacağız'' dedi.

GELİŞİ BAŞLI BAŞINA MESAJ
Bir gazetecinin, ''Obama seçildikten sonra 100 gün içinde bir Müslüman ülkenin başkentinden İslam dünyasına sesleneceğini açıklamıştı. Böyle bir beklentiniz var mı? Bu başkent Ankara olabilir mi?'' sorusuna Gül, ''Eğer o anlamda bir bağlantı kuracaksanız Ankara'ya gelmesi başlı başına bir mesajdır'' yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ilişkilere yönelik bir soruyu yanıtlarken de İran ile ekonomik ilişkilerin en önemli ayağının enerji konusu olduğuna işaret ederek, iki ülke enerji bakanlarının konuyla ilgili sık sık görüşme yaptığını söyledi. İran'ın çok büyük rezervleri olduğuna dikkati çeken Gül, bu rezervlerin çıkarılmasının önemli olduğuna işaret etti. Gül, ''Ümit ederiz ki bütün bunlar ekonomiye kazandırılır, dünyanın başka ihtiyacı olan yerlerine taşınabilir. Bütün bunlar konusunda Türkiye-İran arasında özel gündemler vardır. Ulaştırma konuları da aynı şekildedir. Kara, demir yolları açısından çok önemli güzergahlar, bütün bunlar gözden geçirilecek'' dedi.