Eski İçişleri Bakanı ve 30 yıl önce Mısır Büyükelçiliği'nin basılmasının ardından düzenlenen operasyonu yöneten Hasan Fehmi Güneş, İstanbul Bostancı’da 1 polisin şehit olduğu ve 1 vatandaşın da hayatını kaybettiği operasyonla ilgili Canlı Gaste'ye açıklamalarda bulundu.

İlişkili Haberler


Eleştirilere yanıt veren Vali Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın 'Operasyon başarılıdır' açıklamasını da değerlendiren Güneş'in ifadeleri, 'Açıklama değil savunma', 'Çok açık: Kusur var', 'İyi hazırlanılmamış ve ihtimaller değerlendirilmemiş', 'Büyük bir yönetim hatası', 'Ben olsam hatayı yapanlarla ilgili gerekli işlemi yapardım' şeklinde özetlenebilir.

Hasan Fehmi Güneş, Canlu Gaste'de şunları söyledi:

Can Dündar:
30 yıl önce benzer özellikler gösteren Mısır'daki operasyonlar karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?


Mısır baskınında çok zor 3 gün yaşadık ama o operasayon olumlu sonuçlandı. 20'den fazla rehineyi ellerinde bulunduran eylemciler, taleplerini kabul ettiremediler. Bazı talepleri vardı ve biz 'bunlar mümkün değil, teslim olmak zorundasınız, etrafınızı sardık, bekleriz; teslim olmanız gerekir" dedik. 'Türkiye hukluk devletidir ve hesabını vereceksiniz' dedik. Teslim olmak zorunda kaldılar ama 3 gün sürdü.

Bu olayla benzer tarafı var. Eylemci kapalı bir yerdeyse, kendini kapatmışsa; hareket kabiliyeti sınırlıdır. Siz dışarıda onu bloke ve tecrit ederek beklemeye başlayabilirsniz. Bir süre sonra 'suyunu ve elektriğini keseceğim' deyip, koşullarınızı söylersiniz. Mısır'da rehine de vardı, burada yok. Diyolar ki; '3 senedir takip ediyorduk, neler yapacaklarını nasıl yaşadıklarını biliyorduk... Biz buna nokta operasyonu diyoruz. İç güvenlikçiler böyle der. Nokta operasyonunda, operasyonu düzenleyenler avantajlıdır. Çünkü bütün imkanlarını biliyorsunuz. Onu sarıyorsunuz, bekliyorsunuz ve uygun bir zamanda müdahale ediyorsunuz.

Gereken onu vurmak değil; almak ve yargılamak. Terörle mücadelenin yolu bütün teröristleri vurmaktan geçmez, önlemenin yolu onu yargılamaktır. Teröriste şu imajı vermek lazım: Eylem yaparsan seni mutlaka yakalarım, yargılarım...

Can Dündar: Olayda istihbarat hatası olduğu anlaşılıyor. İçeride 5 kişi olduğu düşünülüyor. İzleniyor deniliyor...

3 yıl izleniyorsa bu kadar büyük bir hataya nasıl düşülüyor? Ben basın toplantısında söylenenleri bir açıklamadan çok savunma olarak görüyorum. Yöneticiler, kendini savunma telaşına düştülerse, kusuru kabul ediyorlar demektir. Suçlu telaşı içinde ve kendilerini sanık sandalyesinde gibi kabul ediyorlarsa ki; o eğilimi görüyorum, öyle algılıyorum... Bu bir anlamda kusurlarını kabul ediyorlar demektir. Çok açık bir kusur var ortada.

Bir operasyon yapılacak ve akşamdan yeri biliyorsunuz, orada kimin olacağını biliyorsunuz, 3 yıldır onu takip etmişsiniz... Şehrin içinde bütün o bölgeyi bloke etmeniz, kuşatmanız, hiçbir canlının geçmesine müsade etmemeniz gerekir. Uzun namlulu bir silahın menzili içinde hareketleri durdurmanız lazım. Seyirlik bir olaymış gibi evlerin camlarından, yol kenarından izlemeler olmamalı... Böyle bir şey olamaz.

Can Dündar: Kapının çalınması ve 'kim o?' 'polis' aktarımı...

İçeride biri var ve biz onu alacağız. İkimiz bu işin uzmanı değiliz, ben siyaset adamıyım siz gazetecisiniz. Bu birikimimle söylüyorum. Kapıyı kimin çalacağını tespit edeceğiz, kapıyı çaldıktan sonra ne yapacak onu tespit edeceğiz; ateş edilecek yerde durulmayacağını biz de söyleyebiliriz. Kapıyı çalınca onun önüne bir çelik kalkan koyacağını, onun yanına geçeceğini, şu kadar kişi olacağını, bir kişinin kapıyı çalacağını, bir kişinin ses vereceğini, bir kişinin çelik yelek tutacağını, içeriden gelecek tepkiye göre neler yapılacağını, şu pencereden gaz bombasını kimin atacağını... Duvarları delik deşik etmeden müdahalenin nasıl yapılacağını tespit ederiz ve görevlileri donatırız.

Şehit ve ölen vatandaş ışıklar içinde yatsın. Şehidin tabutunu ve kızlarını gördüğümde yüreğim sızladı. Onlara eleştirim yok ve görevlerini yaptılar. İtirazım yönetime. Bu tür operasyonların nasıl yapılacağı bellidir. Kapıyı çaldınız ve ateş edildi. Ateş etse bile sizi vuramayacak, o tedbiri alacaksınız. Dışarıda olan, avantajlı ve üstün olan sizsiniz. İyi hazırlanılmamış, bütün ihtimaller düşünülmemiş. Kapıyı çalacağız ve içeriden çıkınca kelepçeyi takacağız gibi düşünüldü izlenimi veriyor. Başka bir şey söylenemez.

Daha önce sizin programda da belirtildiği gibi özel timler kullanılır deniyor. Evet doğru bu tam özel ekiplik bir olay. Tabi takdir edecek olan yöneticiler. Kendi planladığınız bir operasyonda şehit veriyor ve önemli bir eylemciyi canlı olarak ele geçiremiyorsanız ve onun bilgilerine de yok edecek sonuç çıkmasına sebep oluyorsanız, büyük bir yönetim hatasıdır bu.

Can Dündar: Siz bakan olsanız ne yapardınız?

Hatayı yapanlarla ilgili gerekli işlemi yapardım. En azından görevden alırdım. Bu yetmiyor tabi ki. 30-35 yıldır terörle uğraşıyorsanız, mücadele edecek birimleri eğitip donatmamışsak, kapıdan atılan mermiyi kesecek donatımı yapamamışsak, içeriyi görecek, dinleyecek imkanları sağlayamamışsak bu bir devlet kusurudur. istihbaratımız bu kadar zayıfsa silah takıp ortalıkta gezmeyelim.

İçeride çocuk olduğu... eğer bu doğruysa, kuşkusu varsa bir gün bekleyin. Bakkal 'dün sabah geldi benden alışveriş yaptı, sakin biriydi' diyor. Yarın sabah yine gidecek alışverişe, 1-2 gün bekleyebilirdiniz. Affedilebilir bir nokta görmüyorum.

Can Dündar: Bundan sonra teşkilatın tahkikat başlattığı, dersler almaya çalışıyoruz açıklamaları... Savunma refleks midir?

Ben bir dönem savcılık da yaptım. Bu tür tepkiler kusurun büyüklüğünün derecesinin göstergesidir.

Terör konusu başlı başına bir olgu. 1970'lerin ortasından beri teröre muhatabız ve bir süre daha da böyle olacağı ortada. Şu anda terör eylemi yokmuş gibi görünüyorsa, 'bu eylemcinin eylem yapmaya teşebbüs etmemesisnden kaynaklanıyor olabilir'i göz önünde tutmalıyız. Buna göre istihbaratından başlayarak, eğitimini, donanımını, eylemlerini hazırlayacak; terörle mücadele edecek iç güvenlik örgütünü ciddi şekilde hazırlamalıyız. Şehit vermeden, anaları babaları ağlatmadan... Bu nasıl bir tedbirdir? Yoldan geçen insan vuruluyor. Olacak şey değil.

Önce bir iç güvenlik örgütü. Sonra niye terörle karşı karşıyayız. Terörün temelinde ki toplumsal, ekonomik, siyasal nedenler nedir? Bunlar düzeltilebilir aslında. Halkla ilişkiler önemli bir boyut. Bostancı'daki insanlar çatışmanın içine girdiler. Onları o ortama sokmayacak, çatışmayı izlettirmeyecektik. Çatışmayı izleyen çocuklar, ömürleri boyunca onun etkisinde kalacaktır. Teröristi soyutlamanın temel yolu, toplumu o konuda kararlı hale geitmekten geçer. Toplum teröristi soyutlarsa, yalnız kalırlar. Bunları bugüne kadar çözememiş olmamız, biz siyaset adamlarının oturup üstlenmesi gereken büyük kabahatlerdendir.