Güneydoğu Genç İş Adamları Derneği (GÜNGİAD) Başkanı Hakan Akbal, “denetimli özerklik” projesini bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.

Akbal, denetimli özerkliğin Diyarbakır, İstanbul ve Antalya gibi kendine has politik, ekonomik, sosyolojik, kültürel ve etnik özellikleri olan 10'a yakın ilde uygulanmasını istedi.

Akbal, özerkliğin yaklaşık bir yıl sürecek pilot uygulamayla hayata geçirilmesi önerisinde bulundu.

Konuyla ilgili bir komisyon kurulmasını da talep eden Akbal, "Bu sürecin ilgili tarafları temsil etmek üzere, akil insanlar gibi toplum vicdanında karşılığı olan itibarlı ve yaygın bir şekilde kabul görecek bir komisyon tarafından denetlenebileceğini düşünüyoruz" dedi.

'KÖPRÜDEN GEÇMEMİZ GEREKİYOR'
Akbal, bu uygulama ile Türkiye'nin bütünlüğünü esas alan, ancak yerel düzeyde gerek ekonomik, gerek idari açıdan daha pratik bir yönetim biçimini hedefleyen bir çerçevenin çizilmesi gerektiğini belirterek, şöyle dedi:

“Türkiye'nin, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi arayışları ile ‘demokratik özerklik’ taleplerinin doğru bir zeminde bir araya getirilerek uzlaştırılmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla 'denetimli özerklik' olarak nitelendirdiğimiz ve ilhamını Birleşmiş Milletler Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari'nin, Kosova için gündeme getirdiği ‘denetimli bağımsızlık’ önerisinden alan bu kavram ile zorlu bir nehri geçmek için taraflara bir köprü öneriyoruz.

‘Zorlu nehir’ ile tam anlamıyla kast edilen şey kamuoyu algısıdır. Bu algı, idari sisteme ilişkin arayışları, ‘bölünme’ olarak kabul eden bir şartlanmaya dönüşmüştür. Bu nedenle, bölünmeyle ilgili kaygı, kuşku, ön yargı veya şartlanmaları aşabilmek için, adına ‘denetimli özerklik’ dediğimiz bu 'köprüden' geçmemiz gerekiyor.”

'KARŞITLIK ÜZERİNDEN GÖRÜLMEMELİ'
Denetimin kriterlerinin, tarafların beklentilerine bağlı olarak geliştirilmesi gerektiğini savunan Akbal, denetimli özerklik uygulamasıyla, Türkiye'nin bütünlüğünü esas alan, ancak yerel düzeyde gerek ekonomik, gerek idari açıdan daha pratik bir yönetim biçimini hedefleyen bir çerçevenin çizilmesi gerektiğini savundu.

Akbal, sözlerine şöyle devam etti:

“GÜNGİAD olarak, önerimizin asıl amacı, toplumda (özellikle Türkiye'nin batısında) oluşmuş olan önyargı ve gerilimi dağıtmaktır. ‘denetim’ kesinlikle resmi bir süreç olarak ifade edilmemektedir. 'denetim', vesayet anlamı da taşımamaktadır. Bizler, ekonominin bir tarafı olarak ve tamamen ekonomi cephesinden bir bakışla, hem devletin, merkezde birikmiş olan yükünü dağıtmak, hem de yerinden yönetimlerin sağlayacağı ivme ile halkın refahını artırmak için bu önerimizi kamuoyuna sunuyoruz.

Kesinlikle ve kesinlikle, ‘merkezi yönetim’ ve ‘özerklik’ kavramlarını, ‘karşıtlık’ üzerinden görmemek gerekiyor. Özerkliği, merkezi yönetimin alternatifi veya karşıtı olarak gündeme getirdiğimiz anda çatışmayı başlatmış oluruz. ‘Özerklik’ gibi çok önemli bir konu, kendi içerisinde bir mantığa ve stratejiye sahip olmalıdır. Doğrudan siyasal bir süreç olarak gündeme getirilmesinden çok, Türkiye'nin daha pratik bir şekilde yönetilmesine olanak sağlayacak, idari, ekonomik, sosyal ve siyasal bir süreç olarak tasarlanmalıdır. Daha iyi, daha pratik, daha etkin ve daha verimli bir idari yapı oluşturması beklenen, ‘özerklik’ kavramının çatışma konusu yapılması, bu işin özünden uzaklaşmamıza neden olacaktır.

Türkiye'de, alternatif yönetim seçeneği olarak ‘özerklik’ veya 'yerel yönetimlerin güçlendirilmesi' konusunun, uzun süredir tartışıldığını biliyoruz. Türkiye'nin bu konuda, kapılarının açık olması, mesafe almak açısından en önemli avantajımızdır. Ancak atılacak adımlar, karşılıklı olarak gerilimleri artıracak nitelikte olursa, şu anda açık olan kapıların yavaş yavaş kapanması kaçınılmaz olacaktır.”

DTK'NIN 'ÖZERKLİK' İLANI
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından ilan edilen demokratik özerkliğe de değinen Akbal, 14 Temmuz 2011'de herhangi bir müzakere arayışı olmaksızın, tek yanlı ilan edilen demokratik özerkliğin işlerlik kazanamamasının nedenini de "uzlaşma" yerine, "restleşme" içeren yaklaşımda aramak gerektiğini de sözlerine ekledi.