Günlerdir yollardalar

''Anadolu'yu vermeyeceğiz'' sloganıyla yola çıkan ve kendilerine ''Doğu Akdeniz Kervanı'' adını veren çevreci grup, Konya'da basın açıklaması yaparak, doğaya ve yaşama zarar veren yatırımları protesto ederken, çölleşmeye dikkati çektiler.

10.05.2011 - 12:09

Ankara'ya doğru çeşitli illerden başlattıkları ''Büyük Anadolu Yürüyüşü''nün Doğu Akdeniz Kervanı'nın sorumlusu Pervin Çoban Savran, Konya Kültür Park'ta yaptığı basın açıklamasında, doğaya ve yaşama zarar veren tüm yatırımların durdurulması için ''Büyük Anadolu Yürüyüşü''ne katıldıklarını ve develerle birlikte Konya'ya geldiklerini söyledi.

Anadolu insanının 2 Nisan'dan itibaren köyler, beldeler ve şehirlerden yola çıkarak Ankara'ya doğru yürümeye başladığını belirten Savran, ''Binlerce yıldır insan uygarlığının beşiği olan Anadolu, bugün eşi görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya. Ancak dünya bu yıkımın farkında değil'' dedi.

Doğanın büyük bir tahribat içinde olduğunu öne süren Savran, şunları kaydetti: ''Son 10 yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Bugün bütün sularımızın 49 yıllık kullanım hakkı bu şirketlere bir bir satılıyor. Üzerlerine binlerce hidroelektrik santral ve baraj kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi, delik deşik ediliyor. Yaşamımız nükleer santrallerle tehdit altında. Feryadımızı duyan yok. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlarımız yok olmaya başladı. Ormanlarımız parça parça yok ediliyor.''

ÇÖLLEŞME TEHDİDİ

Türkiye'nin tahıl ambarı olan Konya Ovası'nın çölleşme tehdidi ile karşı karşıya olduğunu savunan Savran, ''Bugün Türkiye'nin tahıl ambarı olan Konya ovası, vahşi sulamayla bütün verimliliğini kaybetmeye başladı. Bir zamanların tarım cenneti olan bu topraklar, artık çölleşme tehdidi altında'' diye konuştu.

Karapınar'ın ardından çöl alanın Konya Kapalı Havzası'nda genişleyebileceğini ileri süren Savran, şöyle devam etti:''Karapınar'da çölleşme ile mücadele edilirken, Konya Kapalı Havzası'nda sulak alanların kurumasıyla yeni çöl alanları oluşmaya başladı. Bu duruma dur demek için kuru tarım yapılması gerekirken aşırı sulama gerektiren şeker pancarı üretimi yapılıyor ve ovamız gözlerimizin önünde katlediliyor. Çiftçi yerli tohum kullanamıyor. En zengin yeraltı sularına sahipken aşırı su çekimi yüzünden ovamızdaki yeraltı su seviyesi her geçen yıl daha da düşüyor. Geleceğimiz düşünülmeden kullanılan sular sonucu Eşmekaya, Ereğli ve Hotamış gibi sazlıklar kurudu. Yeraltı sularının aşırı kullanılmasıyla Tuz Gölü 18 yılda yüzde 60 küçüldü. Ve artık Tuz Gölü kuruma tehdidi altında. Dünyanın nazar boncuğu Meke Krater Gölü'nü de kuruma noktasına getirdik. Kuruyan göller nedeniyle 30 kuş türü bölgede artık görülmüyor. Ayrıca kuruma noktasına getirdiğimiz Tuz Gölü'nde flamingo ölümleri başladı.''

Savran, toprağın önemine işaret ederken, ''Sulak alanlarımızı, kuşlarımızı, cennetimizi kaybediyoruz. Biz bir çöl değil, asıl toprağımızı, ovamızı istiyoruz. Bizler, Anadolu insanları, Konya Ovasını vermeyeceğiz'' dedi.

Allianoi ve Hasankeyf'te yapılanlarla tarihimize ve kültürümüze saygı duyulmadığını gördüklerini belirten Savran, Anadolu insanının tarihinin, kültürünün bekçisi olduğunu, ancak Orta Asya'dan getirilen binlerce yıllık kültür değerlerinin artık bir bir yok olduğunu vurguladı.

Basın açıklamasını gören vatandaşların da destek verdiği çevreci grup, ''Kültürel değerlerimizi vermeyeceğiz, Anadolu'yu vermeyeceğiz, Ovamızı vermeyeceğiz, Tuz Gölü'nü vermeyeceğiz, Tohumlarımızı vermeyeceğiz, Kültürümüzü vermeyeceğiz'' sloganları attı.

Kervan, basın açıklamasının ardından Alaaddin Tepesini dolaşarak yürüyüşüne devam ederken, vatandaşlardan ve turistlerden büyük ilgi gördü.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...