Yazar Nedim Gürsel, yazdığı “Allah’ın Kızları” ismili kitabı için açılan dava nedeniyle bugün bir kez daha hakim karşısına çıktı. Nedim Gürsel, duruşmayı "Canlı Gaste"ye değerlendirdi.

Yazar Nedim Gürsel, şunları söyledi:

“İlk kitabım ‘Uzun Sürmüş Bir Yaz’ nedeniyle 12 Eylül’de askeri mahkemede yargılanıp, beraat etmiştim. ‘Allah’ın Kızları’ kitabımının bugün ikinci duruşması yapıldı. Paris’ten kalkıp geldim, ama gelmeyebilirdim. Çünkü daha önce mahkemeye ifade vermiştim. Ben bu romanı insanlar tad alsın, keyif alsın; belki de İslam tarihi ve coğrafyasıyla tanışsın; hayal kursunlar diye yazdım. Bu romanı ilahiyatçıların elinde kepaze olsun diye yazmadım. Romanımı savunmak için yargıcın karşısına çıktım. Yazdığım cümlelerin İslam’a yönelik hiçbir hakaret unsuru taşımadığını bir kez daha söyledim.

Yazılı ifademi de mahkemeye sundum. Ancak Diyanet İşleri’nin hazırladığı raporda tuhaf bir biçimde benim sanki ceza almamı isteyen bir yön var. Yazdığım cümleler ile o rapordaki cümleler birbirini tutmuyor. Mahkeme, her iki tarafı da dinledi ve duruşmayı 25 Haziran’a erteledi.

Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nın verdiği takipsizlik kararına rağmen Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı kaldırıp dava açtığında, basına bir demeç vermiştim. Demiştim ki; ‘Bu davaya Fransa, hatta Avrupa sessiz kalmaz. Benim Fransa’da 20 kitabım yayımlandı, 50 bin okurum var. Okurlarım arasında kültür ve siyaset dünyasında sözü geçen insanlar var’. Bu sözlerim nedeniyle mahkemeyi etki altına alma gerekçesiyle soruşturma açıldı. O da takipsizlikle sonuçlandı. Türkiye’ye yazık oluyor.

Bu sabah haberlerde dinledim, hükümet Avrupa Birliği’yle ilişkileri hızlandırma kararı almış. Avrupa, çağdışı bir davaya sessiz kalmazdı ve kalmadı. Hem siyasi hem de kültür dünyasından destek yağdı diyebilirim. Bu beni bir ölçüde rahatlattı, bir ölçüde de üzdü. Ülkemizin itibarı sarsılmış oldu.

Fransız modern şiirinin kurucusu olan Apollaniere gibi şairin kitabının dava konusu edilmesi de 2009 Türkiyesi’nde çok üzücü. Neyse ki, kendisi artık aramızda değil. Yoksa Şişli Adliyesi’nde benim yaşadığım endişeyi o da yaşayacaktı.

Bir arpa boyu yol almadık mı acaba? İnşallah almışızdır... Türkiye’nin AB’ye girmesini çok istiyorum. Avrupa değerlerini paylaşmaya niyetliysek, bunun başında düşünme ve yaratma özgürlüğünün geldiğini kabul etmemiz lazım. Ben bu adımın atıldığını kabul ederek 'Türkiye Avrupa’da Yeni Bir Fikir' isimli kitabı yazmıştım.

Le Monde gazetesinde tam sayfa bir yazı yazma gereği duydum. Yazıda ‘Umarım ki bu bir kazadır’ dedim. Eğer Türkiye AB’ye girerse, bu davalar da artık tarihe karışacaktır."