FURY

“Traning Day(İlk Gün)”in senaristinin bu filmi yönetiyor olması elbette filmin öncelikli pazarlama cümlesi olamazdı. Kuşkusuz bu bir “Brad Pitt filmi”. Ama o ismi, yani yazar-yönetmen David Ayer’i es geçmeyin. Karakterlerini konuştururken onların iç dünyasını anlamamızı bu kadar iyi sağlayan usta kalemlere bugünlerde pek rastlanmıyor. Tek bir tankın etrafında geçen bu filmde de karakter tanımlamaları, aralarındaki ilişkiler önemli, neyse ki filmin senaristi de yine Ayer.

1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçen filmde Brad Pitt, Çavuş Wardaddy’yi oynuyor. Topçu, yükleyici, şoför ve yardımcı şoför ekibi tamamlıyor. Ekibimizin 300 Alman askerine karşı verdiği mücadeleye tanıklık ediyoruz. Yani “siz hepinizsiniz, biz tekiz” türünden bir durum bu. Acaba Pitt ve tayfası, Nazi birliklerinin kuşatması altındaki bölgeden sağ salim çıkabilecek midir? Yanıt için film başladıktan 134 dakika sonrasını beklememiz gerekiyor. Filmde Pitt’e eşlik edenler arasında Shia LaBeouf de var.

BİRLEŞEN GÖNÜLLER

Yine 2. Dünya Savaşı sırasında geçen bir film ama durum biraz farklı. Bu sefer aşk-meşk olayları devreye giriyor. Kuzey Kafkasya Türklerinden, yeni evlenen Niyaz ve Cennet’in yolu, Nazi işgalinden kaçmak isterlerken ayrılır. Ama birbirlerine söz verirler. Cennet sonuna kadar Niyaz’ı bekleyecektir. Takvimler 1990’ı gösterdiğinde onların hikayesinden ilham alan bir çift, Türkiye'den Kazakistan'a gider. Amaçlarıysa bir okul inşa etmektir. Bu ilginç filmin yönetmen koltuğunda Hasan Kıraç var. Oyuncu kadrosunda Hande Soral, Serkan Şenalp, Sema Çeyrekbaşı ve Atılgan Gümüş gibi isimler yer alıyor.

AŞKIN HALLERİ

Kadın-erkek ilişkilerinde bir tartışma çıktığında genelde kabul gören görüş şudur: Erkek de kadın da “kendine göre” haklıdır. Buna “erkeğin bakış açısıyla kadının bakış açısı arasındaki fark” da diyebiliriz. ABD’li yönetmen Ned Benson işte bu konuya kafa yormuş ve 2013’te iki ayrı film çekerek aynı hikayeyi “kadın ve erkek tarafından ayrı ayrı bakılsa nasıl olurdu” düşüncesiyle işlemişti. Geçtiğimiz Filmekimi programında da yer alan “Aşkın Halleri” ise, bu iki filmin tek film olarak kurgulanmış hali. New York’ta yaşayan ve zorlu bir dönemden geçen çifti James McAvoy ve Jessica Chastain oynuyor. Film, Cannes’da Belirli Bir Bakış ödülünü almıştı.

YA AŞKSA

Romantik komedilerden hoşlananların ilgisini çekebilecek bir yapım daha. Bu kez başrollerde, Harry Potter kimliğinden hızla uzaklaşan Daniel Radcliffe ile Elia Kazan’ın torunu Zoe Kazan var.

Aslında soru ilginç: Bir erkek ve bir kadın arkadaş olarak kalamaz da araya duygusal bir takım kırpıntılar girerse ne olur? Genç yönetmen Michael Dowse'un çektiği film, hem bu soruya yanıt veriyor hem de şu ana kadarki duruma bakılırsa hayli olumlu eleştiriler alıyor.

ANNABELLE

Adet olduğu üzere bu hafta da bir korku denemesi sinemalarımıza konuk oluyor. Kamera arkasında, James Wan imzalı “The Conjuring(Korku Seansı)”nın başarılı görüntü yönetmeni

John R. Leonetti var. Görüntüler anlamında korku sekansları yaratmakta bir ustadan söz ediyoruz yani. Hikaye de ürkütücü. Bir adam, oyuncak bebek koleksiyonu yapan hamile karısı için yeni bir oyuncak satın alır ama Annabelle adını verdikleri bu oyuncak, başlarına bela olur. Hikayenin daha da enteresan yanı, olayların yukarıda adını andığımız “Korku Seansı”nın öncesinde geçiyor olması. Daha da ürkütücü olan yanı ise, filmde hamile eşi oynayan aktrisin isminin de Annabelle Wallis olması! Peki korkmalı mıyız? IMDB kullanıcıları 5.8 puanla “hayır” diyor.

NERGİS HANIM

Alzheimer hastalığının zorluklarını, hem hasta hem de hasta yakınlarının açısından anlatan bir film. Nergis Hanım, çoğu zaman adını dahi hatırlamıyor. Oğlu, annesine bakabilmek için kendi hayatını hiçe sayıyor. Ta ki, yaşanan travmatik bir olaya dek.. Yönetmenliğini Görkem Şarkan’ın üstlendiği filmin başrollerinde iki usta isim, Zerrin Sümer ve Settar Tanrıöğen var.

DELİSİN! DELİSİN!

Yerli komedilerle aranız nasıl? Özellikle de bu filmlerin isimleriyle? Akıl hastanesinde arkadaş olan üç kafadarın hikayesi bu. Sadri, Rami ve Fırat. Aslında kendi çaplarında mutludurlar ama aralarına yeni katılan birinin anlattıklarından sonra dışarıdaki dünyayı merak etmeye başlarlar. Sonrasında tahmin edeceğiniz üzere kaçmanın bir yolunu bulurlar. Yönetmenliğini Tolga Baş’ın yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Çetin Altay, Turgut Tunçalp ve Ender Gülçiçek’in yanı sıra sadece sahalarımızda görmek istediğimiz hareketlerden Pascal Nouma da yer alıyor.

SABİT KANCA 2

Ercan Akışık’tan sonra büyük ihtimalle memleketin en iyi taklitçisi diyebileceğimiz İsmail Baki Tuncer, özellikle internetteki viral videolar sayesinde fenomene dönüşen karakterine yeniden bürünüyor. Sabit Kanca’nın ilk macerası, özellikle “belaltı” diye tabir edilen seviyedeki esprileri yüzünden bir kısım seyirci tarafından beğenilmemiş tam da aynı nedenle belli bir kitle tarafından el üstünde tutulmuştu. İlk macerasında sevdiği kadın olan Hande’ye bir türlü kavuşamayan Sabit Kanca, acaba bu kez gönül meselelerine derman bulabilecek mi? Yönetmen yine Alper Mestçi.